Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Mayıs '09

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
1182
 

Üniversite yılları

Üniversite yılları
 

anılarda hayat buldu...


AKIP GİDEN ZAMANLAR...

Sene 94, üniversiteli olduğum yıl. Tatlı bir heyecan, adrenalin tüm vücudumu sarmış, tir tir titriyorum. Sözüm ona yepyeni bir pencere açılıyor hayatıma. Bizim jenerasyon gençlerinin klişesi, babamla birlikte kayıt yaptırmaya gidiyoruz. Kayıt tamam, ya barınma işi ne olacak? Tabi herkes gibi bizde kredi ve yurtlar kurumuna müracat ediyoruz. Daha sonra öğreniyoruz ki yurt çıkmamış. Şaşkın şaşkın dolanıyoruz babamla birlikte. Nihayet bizim gibi şapşırmış iki baba kıza rastlıyoruz. Aynı 'ne yapacağız' ifadesi onlarında yüzlerinden okunuyor. Mıknatıs gibi çekiveriyoruz birbirimizi. Sonrası mı, aynı klişeler. Çarçabuk bir ev bulunuyor, ev sahibi örgütleniyor ve derme çatma uyduruk eşya alma işine başlanıyor.

Artık ev işi tamam. Babalarla son gece, otelde geçiyor. Ertesi sabah, babalar uğurlanılıyor. Memlekettten istenilen erzak vs. listesi iliştiriliyor öpülen ellere. Ve o andan itibaren level atlıyorsun. Artık üniversitelisin, hem de evi olan üniversiteli...

Sonra okul günleri başlıyor. Üzerinde senin görmediğin senden başka herkesin gördüğü bir "çömez" etiketiyle dolaşıyorsun. Üstelik birde kız öğrencisin, akabinde avlak muamelesi. Derslikler, ders sattleri, aralar...

Aman ne de karışık geliyor herşey. Yeni bir öğrencilik hayatı, yepyeni bir şehrin büyüsü alıveriyor insanı kollarına. Yaşasın özgürlük... Tekrar level atlıyorsun.
Sonra tanışma pertileri izliyor çömezlik günlerini. Eğitim fakültesi kızlarına rağbet çok yüksek ozamanlarda da. Mühendislik fak. erkek öğrencileri ile eğitim fak. erkek öğrencileri arasında sessiz fakat soğuk bir rekabet göze çarpıyor. Karşılıklı rol çalmalar falan filan. Tabi aşk bu; ünvan, fakülte cinsi hiç önemli değil o yaşlarda. Gez, toz, eğlen. Sınavlarda sabahla. Ara sıra memleket ziyaretleri, aile özleminin giderilmesi, ardından özgür hayatına dönüş.... Vur patlasın çal oynasın.

Öğrenim kredisi aldığın gün, kendini dünyanın en zengin insanı sanarak yaptığın çılgınca alış-veriş. Sevgilinle el ele dolaştığın, kırılmış ders zamanları, arkadaşlarınla sabahlara kadar eğlendiğin ev partileri daha neler neler...
Hepsi bu değil tabi ki; evde tek bir zeytin tanesinden başka yiyecek birşeyin kalmadığı sefil günler. Faturaları üstüste eklendiği geçim derdi. Isınma sorununa bulunan acil geçiçi ve de extreme çözümler. Tüp bittiğinde ütü üzerinde yapılan yumurta tavalar...

Hepsi ayrı ayrı güzel mayhoş anılar. İyiki yaşandılar. Aynı şekilde, yeniden, tüm dostlarımla birlikte yaşamak istediğim paha biçilmez anlar. Yeri geldi tüm maziye selamlar... ;))

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba Dilekçiğim,bloğunu takip ettiğim ikinci arkadaşımsın.Diğer blog sahibi sözünü ettiğin o üniversite yıllarından bi arkadaşım..İnternete girer girmez tıkladığım bi site oldu onun bloğu.Zannederim seninki de öyle olacak..TAbi işten ve Duru'dan fırsat bulursam:))Yazdıklarını okurken,o günleri anımsadım ve ne kadar özlemişim dedim kendime...En kötüsü de geri gelemeyecek olması ....O günlerden aklımda kalan çok şey var, ama en unutulmaz olanı parasızlık döneminde simit almak için bile borç aramaktı birilerinden....Ve dolapta kalan tek yiyecek olan ketçapı ekmeğe sıkıp karın doyurmaktı.....

selen erbay 
 24.11.2009 20:57
Cevap :
Canım teşekkür ediyorum sıcacık yorumun için. O yazıyı güzel yapan anlatılanların gerçekliği ve üniversite gençliğinin genel sıkıntıları idi... Tekrar teşekkürler. SEVGİLERİMLE...  26.11.2009 0:38
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 9
Toplam yorum
: 11
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 670
Kayıt tarihi
: 04.05.09
 
 

26.07.1975 Uşak doğumluyum. İlkokul ve ortaokulu Banaz da okudum. Lise eğitimimi Uşak Anadolu Öğretm..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster