Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Haziran '07

 
Kategori
Sınavlar
Okunma Sayısı
14973
 

Üniversitede hangi bölümü tercih edeceğinize karar vermeden bir de buraya bakın

Üniversitede hangi bölümü tercih edeceğinize karar vermeden bir de buraya bakın
 

ÖSS'ye girmiş, bölüm tercihi yapacak genç arkadaşlarım. Size kendi tecrübelerim doğrultusunda bölüm-meslek seçimi ile ilgili naçizane önerilerde bulunmak istiyorum. Bunlar bir PDR'cının, bir dershane danışmanının veya bu dertlerle boğuştuğu yılların üzerinden epeyce zaman geçmiş bir göbeklinin önerileri değil bizatihi işin içinden gelen, sınava bir-iki sene evvel girmiş, yaptığı tercihler konusunda halen sıkıntı yaşayan bir üniversite öğrencisinin samimi yaklaşımlarıdır.
Öncelikle genç arkadaşlarım, meslek seçiminde iki etkeni düşünmelisiniz, geri kalanlar ya önemsiz, ya da bunların alt dallarıdır. Düşünecekleriniz:

1-Mesleği sevmek
2-İş garantisi

Bu ikisi en önemlileridir. Çünkü ancak sevdiğiniz işi yaparken mutlu olabilirsiniz, sevdiğiniz işi yaparken iyi para kazanabilirsiniz ve ancak "iş bulursanız" o işi sever ve o işten para kazanabilirsiniz.

Çetin Altan'ın bir deyişi vardır: "Mesleğini icra etmekten aldığı zevk, o mesleği icra ederek kazandığı parayı harcarken aldığı zevkten fazla değilse o insan boşuna yaşamıştır" der.

Çetin Altan'ın sözlerinde doğruluk payı var. Ancak bunun bağlayıcı bir söz olmadığını da kabul etmeliyiz. Kapitalist ekonomik sistemin özelliklerinden biri insanları sevmedikleri işleri yapmaya, para kazanabilmek, hayatta kalabilmek için herkesi farklı konularda birbirinin hizmetçiliğini yapmaya yönlendirmesidir. Yani, kapitalist sistemde insanların istediği işi yapması imkansıza yakındır, Çetin Altan gibi bunu başarabilmiş şanslı insanların da açıkçası bunun bilincinde olarak daha mütevazı olması gerekmektedir.

Sevdiğiniz işi yapamayabilirsiniz, en azından en sevdiğiniz işi yapamayabilirsiniz, ama nefret ettiğiniz işi de kesinlikle yapmamalısınız.

Türkiye'de insanların idealist oldukları, gençlerin bu anlamda hayallerini süsleyen bölümlere örnek olarak;

Mimarlık, Tıp, Hukuk, Öğretmenlik gösterilebilir. Özellikle bu tip bölümlere girmek isteyen öğrenciler (istisnalar olsa da), tercihlerinden eminse okul zamanında da fazla zorlanmayacaklarını söyleyebilirim.

Ancak son zamanların popüler bölümlerini tercih etmek isteyenlerin biraz daha dikkatli olmaları gerekiyor. Örneğin Bilgisayar Mühendisliği bilgisayar oyunu oynamak, internette gezinmek, web sitesi dizayn etmek vb. şeyler değildir. Bıktırıcı, süründürücü matematik ister. Makine mühendisliği veya elektronik mühendisliğinden "biraz olsun" sosyal yönü olan, konuşmayı, sözel düşünmeyi seven bir insanın kaçınman gerektiği bilinmelidir. İnşaat mühendisliği popülerdir. Ama çalışma koşullarını bilmeden İnşaat Mühendisliği'ni seçmek en hafif tabirle, yakar.

Özellikle mühendislik tercih edecek arkadaşlara bir önemli tavsiyem daha var. Sakın Türkiye'de mühendislik disiplininin iş garantisine sahip olduğunu, bitirenlerin işverenler tarafından kapıldığını düşünmeyin. Vasat bir mühendisin diğer meslek mensuplarına oranla daha fazla kazanıp kazanmadığını incelemeniz, mühendisliğin ballı börek olmadığını anlamınıza kafidir.

Maden, Jeofizik, Metoroloji, Orman, Orman Endüstri, Ziraat, Çevre, Jeoloji, Harita Mühendisliği disiplinlerinin kiminin iş alanı, kiminin istihdam ihtiyacı, kiminin de tanınırlık açısından büyük problemleri olduğunu ve eğer kazanırsanız öğrenim hayatı boyunca bu problemlerin kafanızda yer edeceğini bilmeniz gerekiyor.
Ülkemiz hala endüstride ve bilişimde çeşitlenmeye gitmiş, değişik dallar, uzmanlık alanları, alt başlıklar yaratmış değildir. Bu yüzden insanlar işlerini yapamamakta, mesela Bilgisayar Mühendislerinin işin "mühendislik" kısmını icra edebilecekleri alan dahi pek bulunmamaktadır. Yine Çetin Altan'ın belirttiği gibi; ülkemizde hem gelecek garantisi, hem de mesleki saygınlık bürokratik basamaklarda tutulan yerlerle ilişkilidir (eğer çok iyi bir üniversitenin popüler bir bölümünde mezun değilseniz ve iş yaşamında şansınız olmayacaksa). Bürokratik kadrolara kapağı atmanın yanında uzmanlık çeşitlenmesi ve geniş endüstriyel iş imkanlarının olmadığı ülkemizde hala İnşaat Mühendisliği, Doktorluk, Hakimlik, Öğretmenlik, Subaylık gibi meslekler tartışma kabul etmeyecek biçimde tercih konusu olmaktadır. Zaten gelecek korkusunun bu denli yoğun yaşandığı ülkemizde, ÖSS'yi kaldırmayı düşünenlerin en büyük korkularından biri bütün öğrencilerin Tıp ve Hukuk fakültelerine hücum etmesi, birkaç iyi mühendislik dışında geriye kalan tüm kontenjanların boş kalmasıdır.

Aslında buraya kadarı işin biraz da herkesin size anlatabileceği mekanik kısmı. Ben size bütün bu değerlendirmelerin yanında başka bir öneride bulunacağım. Muhtemelen pek çoğumuz, hangi üniversiteyi kazanırsak kazanalım, hangi bölümü bitirirsek, hangi mesleği yaparsak yapalım istediğimiz kadar mutlu olamayacağız. Ülkemizin koşulları belli, dünyanın koşulları belli, insanın koşulları belli. İstediğimiz, en azından epeyce istediğimiz bir bölümü seçelim (biraz da iş imkanı olsun), istediğimiz, ya da en azından epeyce sevdiğimiz bir işi yapalım (biraz da para kazandırsın), ve hayatın mutluluğunu hayatın içinde, dostlukta, sevgide, bir güvercine bir zeytin ağacına bakışta, bir şiir söyleyişte arayalım. Özel zevklerimiz olsun, gitar çalalım, piyano çalalım, şarkı türkü söyleyelim, mizahla ilgilenelim, satranç oynayalım, dünyada neler olup bitiyor bilelim, evreni takip edelim, yok olmakta olan dünyamız için, çevremiz için, insanlarımız bir şeyler yapalım. Gerçek mutluluğun ne olduğunu algılayamazsak, bunu anlamaya yönelik bir hayat yaşamazsak, mutlu olamayız, eskaza bir şeyler olsa da sahip olduğumuz şeyin mutluluk olduğunu anlayamayız.

Marks, "insan problem olarak önüne koyduğunu çözer" demiş. Biz kimiz, ne istiyoruz, önce ona karar verelim. Bir hırka bir gömlek mi, bir gece Bağdat caddesinde üstü açık kırmızı Ferrari'yle saçları rüzgarda dalgalandırarak tur atmak mı? Herkes eninde sonunda bu konuda bir karar verir, ya da hayat vermek zorunda bıralır, bugün veya yarın... Yoksa yapılacak her tavsiye, bir terzinin kişiye özel diktiği elbiseyi herkese yamamaya benzer.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

254 puan la urfa da 2 yıllık 1 yer yerleşebilirmiyim

medine demir 
 19.09.2008 15:01
Cevap :
Şu anda üniversite öğrencisi olduğumdan maalesef üniversiteye giriş puanları hakkında bilgi sahibi değilim. Bir rehberlikçiye veya uzmana sormanız daha uygun olur.  19.09.2008 18:29
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 159
Toplam yorum
: 200
Toplam mesaj
: 20
Ort. okunma sayısı
: 2388
Kayıt tarihi
: 22.06.07
 
 

İsmim Burak Çapraz. Yaşım 26. Buraya başladığımda 21'dim. Öğrenciyim. Bir okul bitti ama hala öğr..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster