Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Temmuz '14

 
Kategori
Üniversitelinin Sesi
Okunma Sayısı
2831
 

Üniversiteden iş hayatına

Üniversiteden iş hayatına
 

Her ne kadar üniversiteli olmasam da üniversite hayatını yaşamış ve mezun olmuş biri olarak yazma gereği duydum burada.

Çoğumuz çok farklı beklentiler ve umutlarla hazırlandık bir sınava ve üniversiteye yerleştirildik. Hemen hemen hepimizin farklı beklentileri ve eğilimleri vardı elbette. Ancak girdiğimiz sınav bu beklentilerimiz için kendimizi hazırlamamıza ve kendimizi geliştirmemize olanak sağlıyor muydu? Elbette hayır. Yaptığınız doğru soru sayısı kadar iyi bir meslek adayı oluyordunuz çünkü. Bu yöntemin yanlışlığı üzerine bırakın bir blog yazısını, bir tartışmayı, kitaplar bile yazılabilir.

Burada amacım kimselere nasihat vermek veya büyüklük göstermek değildir kesinlikle. Yalnızca üniversitede okuyan arkadaşlara mezun olmuş ve çalışan biri olarak deneyimlerimi aktarıyorum diyelim.

Öncelikle çoğumuz hedeflediğimiz veya tutkunu olduğumuz meslek için üniversite sınavına hazırlanırız. Az bir kısım da meslekten ziyade bir üniversiteyi kafasına koyar. Hayat dediğimiz şey tercihler, pişmanlıklar ve memnuniyet üzerinedir. Yıllarca tutkunu olduğumuz mesleği okurken yarı yolda bırakıp "Nasıl bir hata yaptım ben" demek mümkünken hiç alakamızın olmadığı bir bölüme gidip "En doğru tercihi yaptım" dememiz de mümkündür.

Durum böyle olunca bize iki sorumluluk ve sağduyu düşer aslında: 1) Yaptığımız işi sevmek ve başarıyla icraa etmek 2) Bahaneler uydurmaktan vazgeçmek.

2. söylediğim sözün yanlış anlaşılmasına mahal vermemek için şöyle açıklayayım: Hayatta herkes birer başarı emsali değildir elbette. Hepimiz birer Einstein, Tesla veya Kemal Atatürk değiliz. Bu yüzden elimizden geleni yapmakla yükümlüyüz. Çünkü kabul etmek gerekir ki her insan bir dahi değildir. Aslında dahidir ancak kendinin dahisidir.

Yerleştiğiniz üniversite ne kadar önemli?

Elbette önemli ancak hayati bir önemi yok bunun. Zaten okuyup mezun olduktan sonra bunu çok daha iyi anlıyor insan. Ben bir köyde yerleşim almış bir fakülteden mezun oldum. Kayda ilk gittiğimde kendi kendime "Vay be şu okuyacağım yerin haline bir bak. Ne yaptım ben böyle?" sızlanıyordum. Ancak anladım ki dört duvar gerçekten bir anlam ifade etmiyor. Mezun olduğumda o fakülteden ayrılmanın ne kadar zor geldiğini size sözcüklerle tarif edemem...

İş hayatına nasıl atılacağız?

Eğer hayat koşulları sizi bazı şeylere güçlü bir şekilde zorlamıyor ve büyük fedakarlıklar yapmanızı gerektirmiyorsa boş verin yüksek maaşları. Bir yerden sonra paranın insana huzur vermediği hatta yeri geldiğinde kaçırdığını göreceksiniz. Bu yüzden yapacağınız şey şudur: "Evet işte benim uğraşacağım alan budur" diyebileceğiniz bir alanda çalışmak. Ve mezun olup iş hayatına atıldığınızca kendi kendinize söyleyeceğiniz ilk şey şu olacaktır: Öğrenciyken dinlememiştim söylediklerini ama demek ki bir bildikleri varmış...

gülsen tunçkal, Sündüs Akkaya bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Güzeldi...Bir bizlerin hayattan beklentileri var, bir de hayatın bize sundukları...Para huzur değil her zaman huzursuzluğun ta kendisi de olabiliyor. Selam ve saygılar sunuyorum.

Sündüs Akkaya 
 07.07.2014 15:10
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 57
Toplam yorum
: 22
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 5150
Kayıt tarihi
: 16.06.12
 
 

27 mart 1989 yılında Konya'nın Ereğli ilçesine bağlı Zengen kasabasında doğdu. İki yaşına kadar B..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster