Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Ağustos '06

 
Kategori
Mesleki Eğitim
Okunma Sayısı
977
 

Üniversiteler aslında ne işe yarar!

Üniversiteler aslında ne işe yarar!
 

Kendi sayfamdaki bir yazımda devletin ideolojik kontrol aygıtlarından bahsetmiş ve bunlar arasında okulları ve Üniversiteleri, hapishaneleri, sendikaları, kilise, parti, kışla, aile ve medyayı saymıştım. Arkadaşlardan aldığım telefon ve maillerinden Üniversiteler konusunu daha ayrıntılı ele almam istendi. Söz konusu yazıda sistemin “başıbozuk”, “anarşist”, “kontrol edilemez” kalabalıklardan her zaman korktuğunu ve kalabalıkları kontrol altına almak üzere yukarıda ifade edilen pek çok aygıttan yararlandığını tarihi perspektiften aktarmıştım. Ve toplumsal kontrol konusuyla ilgili olarak “okullar ve Üniversiteler devletin hazırladığı müfredatlara göre eğitim yapmakla, sisteme uyumlaştırılmış birey yetiştirme fabrikaları olarak işlev görür” demiştim.


Gerçekten tarihi gelişimi içinde de bu böyle bir gelişme izlemiştir. Örneğin Avrupa’da, önce dini ağırlıklı eğitimleriyle, kiliselerin toplumu kontrol etmesinin aracı olan okullar, burjuvazinin güçlenmesi ile birlikte kabuk değiştirmiş, sanayi devriminin gereksindiği insan modelinin yaratıldığı alanlar haline gelmiştir.


Burjuvazi, sadece teknik eleman yetiştirmek için değil, tarım toplumundan sanayi toplumuna geçişte yaşanan sorunları aşmak ve çözüm yolları bulmak üzere Üniversiteler kurmuştur. Üniversitelerde burjuvazinin desteğiyle kurulmuş pek çok bölüm, “yeni toplumun” tasarımında rol almıştır. Sosyoloji bölümleri, toplumu analiz etmiş, yeni sistemi benimsemelerinin yollarını araştırmıştır. Psikoloji bölümleri insan psikolojisini inceleyerek “bir insan neden isyan eder veya neden itaat eder” sorularına cevap aramış ve böylelikle burjuvazinin uygun politikalar geliştirmesine hizmet etmiştir. Bu alanlarda yapılan araştırmalar sürekli desteklenmiş ve elde edilen bilgiler, ileride sömürge yapacakları başka halkları yönetmede kullanılmıştır. Başka halkların kültürlerini inceleyen diğer disiplinlerin kuruluşu da gecikmemiş ve Avrupa da Üniversite, hizmet verdiği sömürgeci devletinin kanatları altında gelişmiştir.


Amerika’da ki pek çok üniversite, devletin ve özellikle Savunma Bakanlığı ve Pentagon’un verdiği projeleri araştırmakla görevlidir. 1950’li yıllarda Anadolu’da dolaşıp halkın rüyaların derleyen ABD’li araştırmacılara, bazı duyarlı çevrelerin tepki göstermesi o zamanki hükümet ve Üniversite çevresi tarafından garipsenmişti. Oysa karşı çıkanlar, bu araştırmanın masum olmadığını, rüyalarla birlikte aslında Türk halkının bilinçaltı korkularının, hüzünlerinin derlendiğini, bunun ileride halkımıza psikolojik bir silah olarak dönebileceğini vurguluyorlardı. Gerçekten de aldığı yüklü araştırma fonlarıyla, ABD’deki pek çok Üniversite, Amerika’nın “Yeni Dünya Düzeni” projesini gerçekleştirmesine katkı vermek üzere, dünya ülkeleri içerisinde çeşitli araştırmalar yapar. Araştırmacılar, araştırılan ülkenin siyasi yapısından kültürüne, etnik yapısından ekonomisine, zayıf noktalarından güçlü olduğu alanlara kadar pek çok alanda çalışma yaparak, devletine stratejik hizmet sunar.


Türkiye’de Üniversitelerin, özellikle Sosyal Bilimlerin gelişememesinin açıklaması da budur. Bizde devlet ve burjuvazi kendi Üniversitesinden böyle bir araştırma talebinde bulunmuş değildir. İhtiyacı olmadığından değil, bilginin üretimini Batıya bırakma anlayışından kaynaklanan bu durum, Üniversiteleri güdük bırakmış, hasbelkader üretilen yerli bilgi de küçümsenerek raflarda çürütülmüştür. Geleceği bugünden kurgulamak gereğine inancını yitirmiş bir bürokrasi ve devletten beslenen, dışa bağımlı bir burjuvaziyle Üniversite kavramının gelişmesine imkân görünmemektedir. Daha yeni yeni strateji dergilerimiz piyasaya çıkmıştır, ki bunların bazıları yine Avrupa ve ABD desteklidir.


Senin Üniversitelerin yapmazsa, geleceğini başkalarının tasarlamasına engel olamazsın.


Örneğin “kürt sorunu” ifadesi yasaklı olmayıp, yıllar öncesinden bağımsız Üniversitelerin araştırmasına ve proje üretimine konu yapılsaydı, bugün çok farklı bir manzara olmaz mıydı?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Öncelikle dikkatsizliğim için özür dilerim. Tabiiki kendini paranın cazibesine kaptıran yalnızca hukukçular değil fakat ben bazı meslek guruplarının toplumu ayakta tutmak adına daha özverili ve daha sorumlu davranması gerektiğini, düşünüyorum.Özellikle toplumun temel direkleri sayılan eğitim,sağlık,hukuk açısından.Diğer yandan sizede hak vermiyor değilim.Maasef dönen çarklar hergün biraz daha bişeyler alıp götürüyo bizden.Kalın sağlıcakla.

Ayrıntıda gezinmek 
 07.09.2006 18:31
Cevap :
Sevgili Aynur, size bütün gönlümle katılıyorum. bunun farkında olmanın yanısıra rahatsız da oluyorsunuz. bu çok daha önemli. çünkü herkes alışmış görünüyor. sevgiyle kalın...  07.09.2006 22:15
 

Merhaba Seyfi bey.yorumlarınızı ilk defa okudum.Bir hukukçu olarak sizede böyle bir yazı yakışırdı ancak.Keşke tüm hukukçularımız sizin gibi kendilerini paranın o yeşil cazibesinden kurtarıp, ülkenin gidişatı konusunda bilgi ve öngörülerini toplumla paylaşsa.Egitim düzeyi çok düşük ülkemiz insanının buna ihtiyacı var.Dünyanın heryerinde ikinci sınıf vatandaş yerine konulanTürk insanı nın avrupalının tersine kayıtsız şartsız avrupa hayranlığı var.Hal böyle oluncada avrupa amerikadan şırınga edilen herşeye sorgusuz sualsiz teslimiyet sözko nusu.Çünki onlar bir toplumu yoketmenin en kestirme yolunun nerden geçtiğini gayet iyi biliyorlar.Dolayısıyla dün dolaylı yollarla uyuşturulan toplum bugün açık olarak uyuşturulmakta,madde bağımlılarının sayısı gün geçtikçe artmakta ve binlerce ana baba çaresizlik içinde göz göre göre çocuklarının ölümüne tanıklık etmektedir.Onun için toplum olarak artık bu derin kış uykusundan uyanmalı ve üstümüze düşeni eksiksiz yapmalıyız.Bunu atalarımıza borçluyuz

Ayrıntıda gezinmek 
 06.09.2006 22:16
Cevap :
Sevgili Aynur, öncelikle seyfi değil, "bey" hiç değil... bu ülkede devrim kanunlarıyla ağa, şeyh, bey gibi sıfatlar kaldırılmıştır:) yorumunuza gelince, katkınız için çok teşekkür ederim. Size katılmamak mümkün değil. Ancak paranın yeşil cazibesi sadece avukatları değil toplumun bütün kesimlerin etkisi altına almış durumda. kısa yoldan köşeyi dönmecilik anlayışı yozlaşmayıda beraberinde getirdi. ÖZAL'ın ruhu şad olsun, hepimizi buna "ALIŞTIRDI"... ben çevremdekilere bir üniversitede akademisyen olduğumu söylemeye utanıyorum. onlara Mafya üyesiyim desem inan daha çok saygı duyarlar:) sevgilerimle...  07.09.2006 15:19
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 34
Toplam yorum
: 209
Toplam mesaj
: 48
Ort. okunma sayısı
: 4373
Kayıt tarihi
: 22.07.06
 
 

Kendimi bildim bileli hiç saf su içmedim... ÇAY benim abu hayat suyum... İnce belli bardakalar çabuk..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster