Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Nisan '07

 
Kategori
Üniversiteler
Okunma Sayısı
1124
 

Üniversiteli adaylarına tavsiyeler

Üniversiteli adaylarına tavsiyeler
 

Geri sayım başladı ve zaman gittikçe daralıyor. Şu an itibarıyla, hayatınızın şekilleneceği 17 Haziran tarihine tam 66 gün var. Bu zorlu yolculuğun bitmesine (aslında yeni bir zorlu yolculuğun başlamasına) gerçekten az bir zaman kaldı.

Sınava kadar ne yapmanız gerektiği zaten size defalarca anlatılmıştır. Yani uyku düzeninize, beslenme alışkanlığınıza, ders çalışma sisteminize ne kadar dikkat etmeniz gerektiğini biliyorsunuz. Benim anlatcaklarım ise, asıl sınavdan sonra yapmanız gerekenler. Bu konuda yeterince deneyimli biri olarak (5 kez ÖSS, 5 kez YDS'den sonra amaca ulaşıldı), bu bilgilerin işinize yarayacağına inanıyorum:

    Sınavın hemen ardından başarısız olduğunuzu düşünmeniz gayet normal. Sonuçta 12 yıllık eğitiminiz boyunca edindiğiniz birikimlerinizi 3 saat içinde göstermeye çalışmak stresli bir hadiseydi. Size yarış atı gibi davranılması zaten size yeterince koymuştu. Şimdi sınav sonuçlarının duyurulacağı ana kadar gününüzü gün edip stresinizi mümkün olduğunca atmaya bakın. Sınav sonuçları açıklandı ve puanınız elinizde. Barajı geçemeyenler, hayatınızın sonu henüz gelmedi. Hala deneme şansınız var. Ele güne de puanınızla ilgili hesap vermek zorunda değilsiniz!!! Ama sakın "cevaplarken kaydırmışım" demeyin, çok eski bir numara olduğu için artık kimse yemiyor...
    Barajı geçenler, şimdi kolları sıvayıp tercih yapma zamanı. Tercihlerinizi yaparken aman dikkat; sıralama hatası yaparak açıkta kalan bir sürü arkadaşım oldu. Tercihlerinizi yaparken, eğer maddi olarak zor durumda değilseniz; size tavsiyem, yaşadığınız şehirdeki üniversiteden uzak durun. Aileyle yaşayarak okumak, uzaktan kulağa hoş gelse de, zorluklarını benim gibi yaşayanlar bilir. Hem artık tek başınıza ayakta kalabildiğinizi hem kendinize, hem de ailenize ispatlama zamanı geldi. Tercihlerinizde, zorda kalmadıkça "ikinci öğretim" bölümlerini tercih etmeyin. Çünkü ikinci öğretim harç ücretleri normalin 3-4 katı kadar olabiliyor. Ama kendinize güveniyorsanız ve "İlk senenin sonunda sınıfın başarı sıralamasında üstten %10'lük dilime girebilirim" diyorsanız, bunu başardığınız takdirde "birinci öğretim"in harcı kadar ödeme şansınız olacak (Bütün üniversitelerde bu uygulama var mı bilmiyorum). Bunun dışında, ikinci öğretim öğrencileri genellikle kütüphane, yemekhane, kantin, bilgisayar laboratuarı gibi imkanlardan faydalanamayabiliyor çünkü bunlar geç saatlerde genellikle kapanmış oluyor. Bir de fakülteniz şehir merkezinden uzaktaysa, mesela benimki gibi dağın tepesindeyse, ders aralarında meşgul olacak bir şeyler bulamayabiliyorsunuz. İkinci öğretimin olumlu yanları ise, öğlene kadar uyuyabiliyorsunuz, ayrıca vize ve finaller saat 17:00'dan önce yapılmayacağı için, sınav günü çalışabiliyorsunuz. Tercih meselesini aştıktan sonra, açıkta kalırsanız yine dünyanın sonu değil. Ek yerleştirmeleri bekleyin ya da bir sonraki sene için kolları sıvamaya başlayın. Yine elaleme hesap vermek zorunda olmadığınızı unutmayın. Moralinizi bozmak için ellerinden geleni yapacaklardır, tıkayın kulaklarınızı ve aldırmayın. Bir üniversiteye yerleşenler, sizin için yeni bir macera başlıyor. Önünüzde yeni ama zorlu bir maraton var. Bazı fakülte veya bölümlerde devam zorunluluğu olmuyor, buna rağmen derslere devam etmenizi öneririm. Arkadaşlarınız size inek dese de aldırmayın, uzun vadede kazanan siz olacaksınız ve son gülen iyi gülecek. Derslere devam etmek inanın size çok şey kazandıracak. Ders hocası sizi ne kadar sık görürse veya isminizi ne kadar çabuk öğrenirse sizin için o kadar iyi. Birçok fakültenin kendine ait bir "grup mail"i var. Bunlara üye olacaksanız, aman kızlar, sakın isminizin geçtiği e-posta adresiyle üye olmayın. Cinsiyetinizi belli etmeyen bir kullanıcı adı bulun. Yoksa her gün msn'inizi ekleyen onlarca kişiyi engellemekten bıkarsınız. Eğer yapılacak olan sözlü veya sunuma yeterince hazırlanamadıysanız, sakın dikkat çekici renkler giymeyin veya tuhaf hareketlerde bulunmayın. Hocalar kurbanlarını listeden değil de sınıf içinde rastgele seçerse, ilk tercihleri dikkat çeken tipler olur genellikle. Ve sakın hocayla göz teması kurmayın, ve gözlerinizi aleni bir şekilde kaçırmayın. Heyecanınızı veya endişenizi belli etmeden, doğal davranırsanız, herşeyin yolunda gitme ihtimali daha yüksek. Fakat kendinizi sunuma/sözlüye son derece hazır hissediyorsanız, mutlaka gönüllü olarak kalkın. Bu hem hocanızın, hem de kurtardığınız arkadaşlarınızın hoşuna gidecektir. Bazı hocalar ise, dönem başında konuları paylaştırarak sunumların yapılacağı tarihleri belirler. Mutlaka ilk hafta için gönüllü olun. Hem ilk sunumlarda birçok hoca çok daha fazla tolerans gösterir, hem de sıranızı ne kadar çabuk savarsanız, dönemin geri kalanında o kadar rahat edersiniz. Her dersin sonunda eve/yurda gittiğinizde kısa bir tekrar yapın demiyorum. Çünkü biliyorum ki hiç bir öğrenci böyle bir şey yapmaz. Genellikle sınava 1 ila 3 gün kala sabahlara kadar oturur ezberler. Hepimiz, her dönemin başında, her gün kısa tekrarlar yapmak için söz verip yine de sınava az bir zaman kala yıpratmışızdır kendimizi. Keşke verdiğimiz sözde durabilsek. Üniversitenizde veya fakültenizde yapılan her tür organizasyona mümkün olduğunca katılmaya bakın. Konser, gezi, seminer vb ne varsa, sizi maddi yönden çökertmeyecek her şeye katılın. Torunlarınıza anlatacak bir şeyleriniz olsun. Ve son olarak, mezuniyet balosuna mutlaka katılmanızı öneririm. Hayatınızda bir kez yaşayacağınız ender hadiselerden bir tanesi, mezuniyet balosu. Kusursuz bir organizasyon olmayabilir, ne farkeder ki, çoğu arkadaşınızla son kez birarada olduğunuz tek yer.

Sevgili üniversiteli adayları, umarım hepiniz, önünüze açılan her fırsatı iyi değerlendirirsiniz ve umarım verdiğim bilgiler işinize yarar.
İnşallah ÖSS'ye girme rekorumu geçmezsiniz. Unutmayın, her şey sizin elinizde...

<özlem boral="">

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

öğrenciler için çok faydalı olacağını düşünüyorum. tüm öğrenciler adına teşekkürler. Bu tip bilgilendirici yazıların daha fazla yazılması dileğiyle. başarılarınızın devamını dilerim.

bilinmeyen adam 
 13.04.2007 7:35
Cevap :
Teşekkür ederim. Bahsettiğim durumları çok fazla yaşadığım için paylaşmak istedim. Kim bilir, belki birilerine lazım olur bir gün... Saygılar  13.04.2007 15:00
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 152
Toplam yorum
: 964
Toplam mesaj
: 60
Ort. okunma sayısı
: 1869
Kayıt tarihi
: 19.08.06
 
 

Ortada bir problem görüyorsak bu bizim de problemimizdir. Ve eğer 'birisi'nin bu konuda bir şeyle..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster