Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Mart '15

 
Kategori
Sağlıklı Yaşam
Okunma Sayısı
1976
 

Unutkanlığın tehlikeli boyutları

Hayatımızın içinde sıkça karşılaşmaya başladığımız ve hatta zaman zaman yakınlarımızda  Alzheimer noktasına ulaşmış türevlerini gözlemlediğimiz bir konu unutkanlık.

2 yıl önce vefat eden dedem,  yaşamakta olan ve geçe hafta yutkunmayı bile unuttuğu için beslenememesi dolayısıyla hastaneye kaldırdığımız babannem, ve unutkanlığın her geçen gün ilerlediği ananem.
Tablo böylesine trajedik olduğu için en hassas oldum konulardan birdir UNUTKANLIK. Bu sebeple de en çok okuyup araştırdıklarım kategorisinde elbette.
Edindiğim bilgileri, okuduklarımı paylaşmak istedim naçizane çünkü biliyorum ki bilinçli bir kadın/anne tüm çevresinde olanları en önce keşfeden ve erken tanı sayesinde hayat kurtarandır.
*          *         *         *          *
Unutkanlık günümüzde sıkça karşılaşılan bir problem. Özellikle hızlı yaşanan şehir hayatında uyaranların fazla oluşu unutkanlığı tetikliyor. Unutkanlığın basit unutkanlıktan başlayarak Alzheimer’a kadar uzanan çeşitli basamakları var. Bu basamakların ne olduğunu merak ederek Nöroloji Uzmanı Dr. Başar Bilgiç  ile sohbet ettik.
Bu konuda dünyada ne gibi gelişmelerin olduğunu, Türkiye’de unutkanlıkla hangi seviyede mücadele edebildiğimizi öğrenmek istedik.
 
Bir nörolog olarak unutkanlığı nasıl tanımlıyorsunuz?
Unutkanlık iki şekilde ifade edilebilir. Birincisi yeni bilginin bellekte saklanamaması durumudur. Örneğin kişi yeni tanıştığı kişileri sonradan gördüğünde tanıyamaz veya bir soru sorup cevabını almasına rağmen bir süre sonra sormamış gibi aynı soruyu tekrar sorabilir. Bu durumda belleğe yeni bilgi aktarılamamakta, öğrenilememektedir. İkinci unutkanlık türünde ise halihazırda bellekte olan bilgiye ulaşılamaz. Kişinin aklına o an söyleyeceği kelime veya isim gelmez ama sonradan hatırlayabilir. O sırada ne yapacağını unutabilir ama daha sonra bir anda aklına gelir. Bu tip unutkanlıkta bilgi öğrenilmiştir, bellekte saklanmaktadır ama bu bilgiye ulaşma aşamasında bir sorun vardır.
 
Beynimiz nasıl işler, bilgiyi nasıl depolar?
Beyinde hippokampus adında bir bölge bulunur ve bu bölge bellek için kritik öneme sahiptir. Bellek ile ilgili bilgiler bu bölgede bulunur. Daha doğrusu bu bölge bir anıyı tüm beyne dağıtarak bir “anı kodlaması” yapar. Bir bilgi ne kadar pekişirse bu bölgede o kadar güçlü saklanır. Ayrıca duygusal bileşeni olan anılar da nötral olan anılara göre çok daha fazla saklanır. Çünkü hemen hippokampusun komşuluğunda bulunan amigdala adlı bölge emosyonlar ile yakın ilişkili bir bölgedir ve hippokampus ile sıkı bağlantıları vardır. Bilgilerin saklanması için beyin hücrelerinin birbiri ile sinaps adı verilen bağlantılar kurması gerekir. Bu bağlantılar ne kadar çok olursa o anı o kadar iyi saklanır. Yaşlanma ile bu bağlantıları kurma potansiyeli azalır. Alzheimer hastalığında beyin erimesinin ilk başladığı yer bu hippokampus adlı bölgedir ve bu nedenle unutkanlık Alzheimer’ın ilk bulgusu olarak karşımıza çıkar.
 
Hafızayı doğru kullanmanın, bilgileri doğru kaydetmenin burada bir rolü var mıdır?
Esasında beyin bunu otomatik olarak yapar. Kişiye uygun olan ve önem verilen bilgileri bellekte saklamak üzere bir filtreleme yapar. Bunu yaparken dikkat mekanizmasını kullanır. Eğer bu mekanizma bozulursa –bu durum en çok psikiyatrik hastalıklarda olur– uygun bilgi yerine sıradan bilgiler de belleğe girmeye çalışır ve sonuçta sonsuz kapasiteye sahip olmayan bellek tükenerek önemli olan bilgiyi de kaydetmeyebilir. Ben şahsen ezbere dayanan eğitim sisteminin de belleği uygunsuz kullanmaya neden olduğunu düşünüyorum. Daha çocuk yaşta bilgileri ezberleyerek öğrenmek yerine irdeleyerek öğrenme stratejisinin uygun olan bilgiyi belleğe atmak için daha yararlı olduğuna inanıyorum. Eğitimimiz sırasında ezberlediğimiz bilgilerin acaba ne kadarını bugün hatırlıyoruz? Onun yerine eğitimde analitik düşünce sistemini edinebilseydik çok daha rasyonel bir toplum olabilirdik.
 
Zekâ ile unutkanlık arasında bir bağ var mıdır?
Son zamanlarda oldukça popüler olan bu konu üzerinde yeni yeni birtakım çalışmalar yayınlanmaya başladı. Bu çalışmalardan birisi ABD’de 1940’larda aynı lisede okuyan 400 kişiyi kapsıyor. Lise yıllarında zekâ testi yapılan bu kişilerden 4 yıl önce hayatta olanları bunama açısından değerlendirildi ve ortalama zekânın üzerinde olanlarda bunama gelişme riskinin yarı yarıya az olduğu görüldü. Benzer sonuçlar içeren başka araştırmalar da mevcut. Bu bilgiler dikkate alındığında zekânın bunamaya karşı koruyucu bir etkisinin olduğu anlaşılıyor.
 
Peki eğitim düzeyi, akademik uğraş ile unutkanlık arasında nasıl bir ilintiden bahsedilebilir? Yapılan çalışmalar eğitim düzeyi yüksekliğinin hastalıktan koruyucu olduğunu da gösteriyor. Yani eğitim düzeyi ne kadar fazla ise hastalığa yakalanma riski o ölçüde azalıyor. Ama buradan çok iyi eğitimli birinin Alzheimer hastası olmayacağı sonucunu çıkarmamak gerekir. Maalesef entelektüel düzeyi çok yüksek olanlar da bu hastalığa yakalanabilirler. Örneğin ünlü yazar Irish Murdoch da Alzheimer hastasıdır. Son dönem kitaplarından bile kelime haznesinin azaldığı rahatlıkla anlaşılabilir. UNUTMA NEDENLERİ Unutkanlığın o konuya verilen önem ile bir bağlantısı var mıdır? Önem verilen konular genellikle unutulmaz. Bir olay ne kadar duygusal boyut içeriyorsa o ölçüde kolay unutulmaz. Örneğin aşık olduğunuz kişi ile ilk nerede tanıştığınızı kolay kolay unutmazsınız. Ya da kaza geçirdiğiniz bir günü birçok detayı ile hatırlarsınız. Ancak önem verilen konuların, örneğin önemli bir randevunun unutulması ciddi bir unutkanlığa işaret edebilir, dikkate alınmalıdır.
 
Beslenme unutkanlık üzerinde etkili midir?
Unutkanlığı azaltan gıdalardan söz etmek mümkün müdür? Belirgin bir unutkanlık-gıda ilişkisinden bahsetmek pek mümkün değil. Her şeyi gıdalarla ilişkilendirmek günümüzün popüler yaklaşımlarından biridir, buna karşın Alzheimer hastalığı ile beslenme arasında çok da açık bir ilişki tespit edilememiştir. Şu anki bilgimiz damar hastalıklarının da unutkanlığa katkıda bulunduğu yönündedir. Bu nedenle damar hastalıklarında uygulanan diyetlerin Alzheimer hastalığı için de yararlı olabileceğini düşünebiliriz. Bu diyeti de katı yağlardan kaçınmak, taze yeşil sebze ağırlıklı beslenmek, kırmızı et yerine beyaz et tüketmek olarak özetleyebiliriz.
 
Hassas, mükemmeliyetçi, obsesif kişilerin daha az; rahat ve boş vermiş kişilerin daha fazla unuttuğu varsayımı ne kadar gerçekçidir?
 Bu yanlış bir varsayımdır. Mükemmeliyetçi ve aşırı titiz kişiler detaylar içinde kaybolduklarından ana noktaları unutabilirler. Ayrıca obsesif hastalar depresyona daha yatkın olduklarından sıklıkla depresyonun getirdiği bir unutkanlık da yaşayabilirler. Çok rahat kişiler de olaylara ehemmiyet vermediklerinden önemli olayları kaydetmeyip önemli anlarda bir unutkanlık yaşayabilirler. Yani titiz veya çok rahat olmak bellek üzerinde etkili değildir.
Bulmaca çözmenin unutkanlık üzerinde olumlu etkisi olduğu söylenir, bu doğru bir bilgi mi?
Bu konuda Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılmış, ses getiren bir çalışma mevcut. Rahipler üzerinde yapılan bu çalışmada bulmaca çözmek gibi uğraşlarda daha fazla bulunanların Alzheimer hastalığına yakalanma riskinin daha az olduğu tespit edilmiş. Bu nedenle biz de bulmaca çözmenin yararlı olduğunu söylüyoruz. Ama burada önemli olan noktaya dikkat çekmek gerekir: Belli bir süreden sonra bulmaca çözmek otomatik bir hal alır, devamlı aynı kelimeler ile yapılan bir bulmacayı kişi artık otomatik olarak tamamlar. Oysa bulmacanın amacı beyni zorlamak, yeni stratejiler geliştirtmektir. Bu nedenle Sudoku’nun zorlayan bu tür oyunlara yönelmek daha doğru olacaktır.
 
UNUTKANLIK NE ZAMAN DİKKATE ALINMALI?
 
Bazı kişiler tanıştıkları kişilerin isimlerini unuturken simalarını unutmazlar. Burada nasıl bir mekanizma işler?
 
İnsan belleği görsel bellek ve sözel bellek olarak ikiye ayrılır. Beynimizde sol taraf sözel bellek ile uğraşırken, sağ taraf görsel bellek ile ilişkilidir. Yani beyinde iki bellek tipi farklı taraflara yerleştirilmiştir. Ayrıca beynimizde görsel sistem diğer sistemlere göre çok daha fazla yer tutar. Sadece insan yüzlerine duyarlı beyin hücrelerimiz vardır ve sadece insan yüzü gördüğümüzde aktive olurlar. Bu sayede insanları en detaylı şekilde çehrelerine göre ayırabiliriz. Bundan dolayı ismi aklımıza gelmeyen birinin yüzünü veya görerek öğrendiğimiz bir şeyi kolay kolay unutmayız.
 
Yaşlanmaya bağlı unutkanlıklar ile erken yaşta baş gösteren unutkanlıklar arasındaki temel fark nedir?
Erken yaşta izlenen unutkanlıların altında sıklıkla psikiyatrik sorunlar yatar. Çok nadiren vitamin eksiklikleri, guatr hastalıkları veya beyin tümörleri gibi nedenler de unutkanlık yapabilir. Gençlerde unutkanlık çoğu kez çok daha sorunludur; çünkü unutkanlık onların mesleki performanslarını ciddi ölçüde etkiler. Yaşlılıkta görülen unutkanlıkların çoğu ise bir beyin hastalığına işaret eder.
 
Basit unutkanlıklar ile ciddiye alınması gereken unutkanlıkları birbirinden nasıl ayırt edebiliriz?
Burada belli başlı şeylere dikkat etmemiz gerekir. Mesela 50 yaşın üzerindekilerde görülen unutkanlıklar basit olsa da araştırılmaya değer unutkanlıklardır. Unutkanlık giderek ilerliyorsa, günlük işleri etkileyecek düzeye ulaşmışsa dikkate alınmalıdır. Ailesinde bunama hastalığı olanlar; bilinen hastalıkları, özellikle de sinir sistemi hastalıkları olanlar ile kalp ve şeker hastalarının unutkanlıkları titiz bir şekilde incelenmelidir. Yoğun bir hayat temposu olanlarda basit unutkanlıklar görülebilir. Stresli bir şehir yaşamının içinde olmak bizzat bir unutkanlık nedenidir. Günümüz şehir hayatında yoğun uyaranlara maruz kaldığımızdan unutmak bir nevi doğal bir korunma mekanizması olarak da iş görür; çünkü böyle hareketli bir yaşamda çok fazla uyaran mevcuttur ve önemli şeyleri hatırlamak için önemsiz olanlarını unutmamız gerekir. Şayet bu unutkanlık yaşamımızı etkileyecek düzeye gelirse o zaman araştırılmayı hak eder.
 
Ani unutkanlıklar ve tekrarlanan sorular ne çağrıştırmalıdır?
Ani başlayan unutkanlıklar acil olarak araştırılmayı hak eden unutkanlıklardır. Örneğin yaşlı bir kişide bir anda başlayan bir unutkanlık, kalp hastalığı ve diyabet gibi başka sorunlar da varsa, bize ilk olarak beyin damar hastalıklarını düşündürür. Böyle durumların altından damar tıkanıklıkları veya beyin kanamaları çıkabilir. Kafa karışıklığı, davranış değişikliği ve ateş ile birlikte giden ani bir unutkanlıkta ise bazı virüslerin yaptığı beyin iltihapları (ensefalitler) akla gelir. Bazı epilepsi türleri başka hiçbir şey yapmadan sadece ani başlayan unutkanlık ve şaşkınlığa sebep olabilir. Kafa travmaları ardından da aynen filmlerde gördüğümüz türde hafıza kayıpları yaşanabilir. Birtakım psikiyatrik rahatsızlıklarda, özellikle ciddi bir psikolojik travma sonrasında ani başlayan unutkanlık izlenebilir. Buna karşın yaşlılıkta sinsi şekilde başlayan ve giderek şiddetlenen bir unutkanlık Alzheimer hastalığını düşündürmelidir. Alzheimer hastaları devamlı olarak aynı soruyu sorabilir, sorunun cevabını verseniz dahi bu cevabı unutarak gene aynı soruyu tekrarlayabilirler. Bu hastalar ilginç bir şekilde cevapları unuturlar ama soruyu hep hatırlarlar.
Psıkoloji Sohbetleri / Uğur Canbolat kitabından alınmıştır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 65
Toplam yorum
: 113
Toplam mesaj
: 61
Ort. okunma sayısı
: 1771
Kayıt tarihi
: 15.01.07
 
 

Biricik Sudelina'sının annesi, kitaplar ülkesinin sarışın prensesi, kocasının bir tanesi, İzmir/K..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster