Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Mayıs '11

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
440
 

Unutma, her şey senin için

Unutma, her şey senin için
 

Medya okur yazarlığı müfredatını gözden geçirmemiz gerekir. (Sabahattin Gencal)


Bir yazımda, büyük düşünür, şair ve yazar Goethe’nin, ilerlemiş yaşına rağmen okumayı hâlâ öğrenememiş olduğundan yakındığını belirtmiştim. Yine okumanın yazılı metinleri okumaktan ibaret olmadığı, bitkileri, hayvanları, evreni okumak gerektiği üzerinde durmuştum. Okumasını bilenler için her insanın bir kitap olduğunu söyleyen Hz. Mevlâna ve diğer düşünürlerin fikirlerine değinmiştim. Unutkanlık beni böyle –miştim, -miştim demek zorunda bırakıyor. Demek ki o zamanlar okuduğum metinleri az çok anlayabildiğimi zannediyor ve doğayı, insanları okumaktan söz ediyordum. 

 

Hey hat, bugün daha çok anladım ki bir gazeteyi bile doğru dürüst okuyamıyorum, daha doğrusu anlayamıyorum. Evet, evet insanı ve doğayı anlamaktan geçtik; televizyonu, sinemayı, interneti vb. görselleri anlamayı geçtik gazeteleri bile anlayamıyorum.Oysa ben medya iletilerini doğru anlayabilecek, değerlendirebilecek donanıma az çok sahip olduğumu zannederdim. Bir kere daha, bin kere daha hey hat ki bilmiyormuşum. Burada Sokrat gibi “artık bilmediğimi biliyorum” mesajını verdiğim sanılmasın. Gerçekten medya okur yazarlığını öğrenmem gerekir. En azından son zamanlarda okullarda ders olarak okutulan medya okur yazarlığı müfredatını gözden geçirmem lazım. Biz medya okur yazarlığının (a) sını öğreninceye kadar atı alanlar Üsküdar’ı geçer. 

 

Eminim ki içinizden, “Bu hocamız da ne demek istiyor?” demiş ve yazdıklarıma eleştirel bir bakışla dudak bükmüşsünüzdür. Ben de derim ki; “Benim yazıma bakacağınıza görsel ve yazılı medyaya bakın.” En azından okuduğunuz gazeteye bakın; ama eleştirel bakış açısıyla değerlendirin. Ne o, yoksa siz de benim gibi medya okur yazarlığı derslerini almamış olanlardan mısınız? Her yazılanların doğru olduğuna inananlardan mısınız? 

 

Ne günlere kaldık. Çocukluk günlerimde (60 yıl önce diyelim) yere düşmüş her yazılı kâğıdı Kuran metni gibi yerden kaldırır, bir kenara korduk. Şimdi ise çöpe atıyoruz. Hiç olmazsa “Geri dönüşüme”atsak. 

 

Pazar günleri olsun dertleri kendime yasak etmişken en hassas olduğum noktada açıldı yazım. 

 

“Türkiye’miz seçime mi gidiyor, Allah göstermesin, uçuruma mı?” kestiremiyorum. Siz akıl erdirebiliyor musunuz? Galiba hiç kimse akıl erdiremiyor. Öyle şeyler oluyor ki yetkililer bile şikâyetçi olmaktan öteye gidemiyorlar. Yetkili, yetkisiz herkes okuyalım medyayı, okuyalım da iyice değerlendirelim. İplerin kimin elinde olduğunu bulmaya çalışalım. “Yapalım, edelim” deyişimden de anlayacağınız gibi ben aciz kalıyorum ve de Pazar günleri yazarlardan alıntılar yapıyorum. Fikirlerine katıldığım, katılmadığım yazarlardan alıntılarla Pazar yazılarımız devam edecek inşallah: 

 

Ceza herkese verilebilir. 

Ama hiç kimseye eziyet çektirilemez. 

İşte kanun devleti ile hukuk devleti arasındaki fark.dw21ww 

Rauf Tamer, Hürriyet, 22.05. 2011 

Medya ne kadar adam olursa, demokrasi de o kadar adam olur, bu memlekette diye düşünüyorum uzun yıllardır.
Genel olarak iyimserim

Hasan Cemal, Milliyet, 22. 05. 2011 

Yazdığımız her satırın hukuki ve vicdani sorumluluğunun bilincindeyiz ve arkasındayız. İktidardan muhalefete, bürokratlardan velilere, çocuklardan gençlere, herkes kendini nasıl biliyorsa bizi de öyle bilsin. Çünkü biz de onlardan biriyiz... 

Abbas Güçlü, Milliyet, 22. 05. 2011 

Kirli bomba”yı internetteki itü sözlük şöyle tanımlamış: 

“İlkel bir nükleer silâh.. Konvansiyonel bir patlayıcı ile etrafa radyoaktif atıklar yaymaya yarar. Malzeme temin edildiğinde yapılması kolaydır. Allahsız bir silâhtır!” 

Güngör Mengi, Vatan, 22. 05. 2011-05-22 

Geçen gün yazdım ya, "Türkiye toplumu konuşmak için devletin susmasını bekliyor" diye... O yazımı bitirdim. 

Bilgisayarı kapattım. Sonra Engin Özmen'in şiirlerini okumaya başladım. Orada şöyle bir dize: 

"Nefes almayı da devlet zoruyla öğrettiler/ oysa nefes nefeseyim yıllardır." 

H H H Âşık olduğunu sanıyor. Oysa bir bilse; sadece "şık" olabilmiş! 

Haşmet Babaoğlu, Sabah, 22. 05. 2011 

Hadi lütfen. 

Unutma: Bugün, her şey bugün ve her şey sensin. Yapabilirsin be usta, yapabilirsin. 

Ayşe Özyılmazel, Sabah, 22. 05. 2011 

 

Son paragrafı yazmak da bana düştü. Düşünelim bir: 

 

Kanun devleti miyiz, hukuk devleti mi? 

İyimser miyiz, kötümser miyiz? 

Hukuki ve vicdani sorumluluk diye bir şey var mı? 

Kirli bombalar yurt dışında mı imal ediliyor, yurt içinde mi? 

Konuşma vakti geldi mi? Geçti mi yoksa? 

Unutma, bu sorular senin için. Her şey sizin için. 

 

Sabahattin Gencal, Başiskele – Kocaeli, 22. 05. 2011 

 

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 168
Toplam yorum
: 285
Toplam mesaj
: 13
Ort. okunma sayısı
: 639
Kayıt tarihi
: 29.03.11
 
 

1943'te Trabzonda doğdu. Erzurum Yavuz Selim İlköğretmen okulunu bitirdikten sonra girdiği Bursa Eğ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster