Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Kasım '17

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
182
 

Unuttuk Herşeyi

Unuttuk Herşeyi
 

O kadar kolaya alıştık ki ev telefonunu arayacağım birden unuttum. Sebebi ismi bul ve üzerine bas ve arasın. İşlem bu kadar!

Bence değil olmamalı! Eskiden bütün numaralar tek tek aklımıza yazılır ve oradan geri çağrılırdı. Tek tek tuşlayarak, ya da çevirerek. Şimdilerde öyle mi, bul ara de arasın. 

Teknolojiyi çok seviyorum. Ama o kadar beyin tembeli yaptıki ne yapacağız bilemiyorum. Sonra alzheimer hastalığı arttı deniyor. Tabiiki artar, beyin yorulamıyor. Herşeyi teknoloji yapıyor bizim yerimize.

Benim asıl değinmek istediğim konu bugün Mevlid Kandili sebebi ile telefonuma watsapa gelen bir yığın alıntı mesajlar... Bu mesajı gönderen yabancı olsa inanın takılmayacağım. Candan yakından tanıdığım eş dost akraba...

Yahuu onu hazır alıp göndereceğine bir ara selam ver, hal hatır sor (zaten sıkıntı orada hal hatır sorma devri geçti, geçmiş ola!!!) sonra kutlayacak mısın? KUTLA

O kadar zoruma gidiyor o kadar zoruma gidiyor ki o yüzden birçok şeyden koptum... Günümüzde telefonlarda o kadar çok dakikalar var ki kim kime ne diyecek "kontörüm bitti" 

Eskiden ararken korka korka konuşurduk fazla fatura gelmesin diye. Şimdilerde dakikalar çooook arayan aranan yok...

Konu uzun uzun sıkıntılar herkesin sıkıntısı ama işte aması var.

Konu dağıldı, bugün gelen kutlama mesajı hep aynı. Birine gelmiş o biri diğerine göndermiş. O diğeri derken bana kadar gelmiş ve yaklaşık 30 adet mesaj resimli aynı aynı aynı...

Sizler de yaşamışsınızdır. Ne olur bir arasanız da bir sesini duysanız, nereye koşuyorsunuz, neye yetişeceksiniz, neye yetişemediniz ANLAYAMADIM!!!

Sonra ağlıyorsunuz İNSANLIK ÖLDÜ diye!

Asıl ölen sizsiniz yaşarken!

Devam eder bu sohbet

Unuttuk unuttuk biz herşeyi derken

Edip Cansever'in

"Anladık sevdik ve unuttuk herşeyi " sözü geldi...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba Sündüs Hanım, dediklerinize aynen katılıyorum. Eskiden kutlamalariçin tebrikler vardı. Bu tebriklerde duygu ve düşüncelerimizi yazar ve altına mavi dolma kalemle imzamızı atardık. Eski Aydın Melletvekilimiz rahmetli M.Kemal YILMAZ şöyle diyordu: El yazı ile ve mavi kalemle imzalalanmayamektup veya tebebrikleri ben hakaret kabul ederim. Yazınız kötü olabilir, bari selamk vev imzayı düzgün atanız" diyordu.. Teiktnoloji bunların çoğunu geride bıraktı.. Hele son zamanlüarda karddeş kardeşe artık sahip çıkmıyor.Dostluk ve arkadaşlık sıfınlandı... Ne günlere kaldı Allah'ım... Benhala bazan sizin gibi doslarımıza mektup yazıyorum..Bana gelen mektupları da arşivliyorum. Selam ve saygılarımla...

Abdülkadir Güler 
 10.12.2017 8:22
Cevap :
Merhaba Hocam, teknoloji güzelliklerinin yanında bu tür değerlerimizi de yok etmeyi başardı. Ya da biz izin verdik :( Ben aranmayı veya el yazısı ile yazılı kutlamaları değerli buluyorum, diğerleri ruhsuz mesajlar olduğundan çok kıymete değer değildir nazarımda. Arşivlemeniz ne güzel verdiğiniz kıymet ile ilgili. Selam ve saygılarımla.  10.12.2017 14:50
 

ne kadar doğru söylüyorsunuz. hele de toplu mesajlar ne kadar ruhsuz ve anlamsız telefon aç sesini duy değil mi ama yüreğinize sağlık sevgiler

Mavianne 
 07.12.2017 14:53
Cevap :
Aç sesini duy, olmadı kendin yaz yani el yazın olsun, ne o öyle hazır mesajlar...Sizinde yüreğinize sağlık. Yürekten sevgiler gönderiyorum...   07.12.2017 16:55
 

Değerli Sündüs hanım, ne kadar haklısınız, teknoloji denen gelişmeler duyguyu, insan yüreğindeki sıcaklığı ve heyecanı yansıtmayı unutturdu. Tasavvurlarınızı bir mektuba dökerken, oluşan duyguların samimiyetini, telefonun ve bilgisayarın tuşlarında bulmanız mümkün mü? İtibar ettiğiniz ve sevdiğiniz bir kişiye mektup yazarken gösterdiğiniz özen, içinizdeki sevgi ve bağlılığı işaret eden ayrı bir simge değil midir? Doğanın katli gibi, teknolojinin acımasız cenderesi içinde duygusuz ve sevgisiz insan yığınları halinde sürüklenip gitmekteyiz. Kaleminize ve yüreğinize sağlık Sündüs hanım. İçten saygı ve selamlarımla. Refik BAŞDERE

Refik Başdere 
 30.11.2017 20:35
Cevap :
Sayın Başdere, benimle beraber birçok insanın düşüncelerine tercüman olmuşsunuz! Sözlerinizin tamamına nokta ve virgül de dahil katılıyorum katılmamak mümkün değil. O hazır mesajın ne bir duygusu ne bir önemi olabilir, insanlar kendilerini nasıl kandırıyorlar, nasıl bir uyku içindeyiz. Ben şahsen bana gelen hazır mesajlara değer vermiyorum. Karşımdaki bana değer verse beni arar, ya da zahmet edip kendi birşeyler karalar diye düşünüyorum, düşüneceğim. O yüzden çok kırgınım çok...Benim gibi düşünenler olması beni yüreklendiriyor, yanlış düşünmediğime. Siz sağ olunuz, asıl ben vakit ayırıp düşüncelerinizi paylaştığınız için teşekkür ediyorum. Saygı ve selamlarımı sunuyorum.  30.11.2017 22:43
 

Genelde okuduğum hemen her blogda eksik veya yanlış bir fikir bulur ve o doğrultuda bir yorum yaparım. Sizin bu blogunuza aynen katılıyorum. İnsanlar maalesef her geçen gün biraz daha aptallaşıyor ve yozlaşıyor. Elinize sağlık, selamlar

Matilla 
 30.11.2017 12:14
Cevap :
Teşekkür ediyorum sözlerinize. Bu günlerimiz belkide iyi günlerimiz gibi gelmeye başladı. Sebebine gelince; az önce misafirim vardı, işi olmasa benden eliyle alacağı birşey olmasa görebilmemin imkanı yoktu. Aynı kapıdan hepimiz giriş çıkış yapıyoruz geli görün bir ay belkide üç ay bile görmediğimiz oluyor, aradığınızda da telefonla daha selam vermeden başlıyorlar "şeye şeye gidecektim" kem kümlere...Daha ne olsun...Selam ve saygı bizden efendim.  30.11.2017 17:11
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 222
Toplam yorum
: 1529
Toplam mesaj
: 64
Ort. okunma sayısı
: 8245
Kayıt tarihi
: 10.11.11
 
 

Limiti koyan zihindir. Zihin bir şeyi yapabileceğini kestirebildiği kadar başarılı olur... Yüzde ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster