Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Aralık '06

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
4631
 

Unutulan Bir Sanatçı: MÜNİR öZKUL

Unutulan Bir Sanatçı: MÜNİR öZKUL
 

''Hababam Sınıfı'' ve Adile Naşit denildiğinde, aklıma ilk gelen isimdir Münir Özkul. Hababam Sınıfı'nın Kel Mahmut'u, Tiyatro'nun İsmail Dümbüllü'den ''Kavuk'' almış usta oyuncusu, Sinema'nın güldürürken düşündüren, ''Yaşar Usta''sı, ''Bahçıvan''ı, hanımefendileri yetiştiren iyilik timsali uşağı, onurlu babası...Gerçek hayatta paşa torunu.

Çocukluk dönemlerinden bugüne sevdiğim, canlandırdığı rollerle uyumlu, mütevazı, ciddi, saygın, yıllarını sanata vermiş bir insan. Defalarca izlediğim filmlerini,- özellikle ''Hababam Sınıfı''- ilk defa görüyormuş gibi kahkaha attığım, hüzünlendiğim, o filmlerde olmasa hiç göremeyeceğimizi düşündüğüm 81 yaşındaki usta oyuncu, rahatsızlığı nedeniyle uzun zamandır evinden çıkamıyor, hatırlamıyor, unutuyor.

Bazen, günümüz şartlarındaki ''sanat'' ve ''sanatçılık''la, öncesinin kıyaslamasını yapıyorum, ilk dönemleri görmemiş olsam da, yaşayanlardan duyduklarım, hala severek izlediğim filmler sayesinde. Acaba teknolojinin sunduğu rahatlık, magazinellik, o dönemlerde de ön planda olsaydı nasıl olurdu? diyerek. Birkaç film çevirdikten sonra tanınan, hayat şartları değişen, standartları yükselen, ''sanatçı'' ünvanını kazanmak için yıllarca emek vermek zorunda olmayanlarla; bir film için en az bir bir buçuk ay aileden, evinden uzakta, setlerde, pansiyon ve az yıldızlı ucuz otellerde konaklayan, kazandığı paradan artırabilirse yıllar geçtikten sonra, başını sokabileceği,- ev sahibi tarafından sokakta bırakılma tehlikesi olmadan yaşayabileceği- ''ev'' veya ayağını yerden kesen, dolmuş, otobüs kuyruklarında beklemekten kurtaran, tiyatro sahnesine, film setine zamanında ulaşmalarını sağlayan ''araba'' sahibi olabilen emektar sanatçıları ve hayatlarını kıyaslıyorum. Sonuçta, birkaç film çevirdikten sonra lüks bir ev, araba alan ''sanatçı ile, 1996'da 55.sanat yılı nedeniyle düzenlenen gecede toplanan paralarla bugün oturduğu evi alabilen ''emektar sanatçı'', Münir Özkul gerçeği ortaya çıkıyor.

63 yıllık sanat hayatında, 300'ün üzerinde film, sayısız tiyatro oyununda rol almış Münir Özkul.Tiyatrodaki ilk oyunu, ''Fareler ve İnsanlar'', rol arkadaşları, Sadri Alışık, Cahit Irgat, Nevin Akkaya, Şükran Güngör. Samimi bir arkadaşını ziyarete gittiği film setinde anı olsun diye, kısa bir rolle kamera karşısına geçişiyle başlayan ve tiyatronun önüne geçen sinema günleri ise, hala severek izlediğimiz, bazen kahkahalar atıp, bazen hüzünlendiğimiz filmleriyle hafızalarımızda canlılığını koruyor. Rıfat Ilgaz'ın unutulmaz eseri, ''Hababam Sınıfı''ndaki ''Mahmut Hoca'' veya ''Kel Mahmut'', Adile Naşit, Şener Şen, Ayşen Gruda, Tarık Akan, Itır Esen, Halit Akçatepe, Cengiz Nezir, Ahmet ve Tayfun Arıman, Tuncay Akça ile oynadığı, dürüst, gururlu, onurlu, fakir, ''Yaşar Usta''karakterini canlandırdığı filmi, Hülya Koçyiğit, Filiz Akın, Belgin Doruk'lu filmlerde evin küçük hanımlarını, evlatlıklarını yetiştiren, eğiten uşak, bahçıvan, ya da Emel Sayın'ın kemancısı rolünde, hepsi birbirinden güzel hala beğenerek izlediğimiz nice unutulmaz film.

Filmlerine gülüyor, ağlıyor, dersler çıkarıyor, dünle bugünü kıyaslıyoruz. Tiyatro'da Ortaoyunu, İsmail Dümbüllü konuları geçtiğinde, ''Kavuk'' ona verildi mi, verilmedi mi ? tartışmalarını izliyoruz. ''Hababam Sınıfı''nın ilk serileri ile, son yıllarda çekilen filmlerinde Adile Naşit ve Münir Özkul ikilisini hatırlıyoruz. Bunlar iyi güzel de, uzun zamandır rahatsız olan, ailesi, yakınları, birkaç vefalı insan dışında kapısı çalınmayan, sanatçılığı, tiyatroya, sinemaya verdiği emek programlarda anılmayan, Münir Özkul'a hayattayken, aramızdayken, hak ettiği saygıyı gösteriyor muyuz, gösteriliyor mu? O ve o'nun gibi usta oyuncuların başarıyla oynadıkları filmlerden para kazanan yapımcılar, yönetmenler hal hatır sormak için, çok değil bir saatlerini ayırıp ziyarete gidiyor, ya da unutulmadığını göstermek için telefon ediyorlar, kendisiyle konuşamasalar da sağlığı hakkında ailesinden bilgi alıyorlar mı? Ya devlet ? Yıllarca sanatıyla hizmet verdiği, sosyal ve telif haklarından yararlanamayan sanatçısı ile ilgilenilmesi için yetkili makamları görevlendiriyor, ödenek ayırıyor, hatırlıyor mu, ''Devlet Sanatçısı'' ünvanlı oyuncuyu ?

Hollywood, Bollywood, Yeşilçam.........Sadece film çevirirken, flaşların patladığı, hayranlarının yalnız bırakmadığı günlerde gündemdeyken değil, emeklilik dönemlerinde de sevilen, saygı gösterilen, unutulmayan, Unutturulmayan, yabancı sanatçıların, bizim sanatçılarımızdan, emektar oyuncularımızdan farkları ne? Üstün yeteneklere sahip olmaları, ya da daha güzel, yakışıklı olmaları mı? Onların gözleri, kulakları, dudakları, elleri, ayakları daha mı farklı, bakışları daha mı etkili? Nedir farklılıkları. Onlar her zaman iyi şartlarda yaşarken, bizimkiler yalnızlığa, terk ediliyor. Onlar villalarda yaşarken, bizim sanatçılarımızın şanslı olanlarına çocukları, bakım evleri sahip çıkarken, kimsesiz olanlar parklara, sokaklara terk ediliyor. Yanıtı var mı nedenlerin?

Usta oyuncu Haldun Taner'in sözleri, belki yanıtıdır soruların. '' Aktör dediğin nedir ki ? Artık kendimiz yoğuz. Seyircilerimiz de kalmadı. Ama repliklerimiz fısıldaşır durur sabaha kadar. Gün ağarır, temizleyiciler gelir, replikler yerlerine kaçışır. Perde ''

Münir Özkul nezdinde, yıllarını tiyatroya, sinemaya vermiş usta oyuncular, emektar sanatçılara sevgi ve saygılarımla. Kulaklarınızdan alkış sesleri eksik olmasın, gönül sahnelerinizdeki perdeler kapanmasın, film setlerindeki ışıklar sönmesin.

resim kaynağı:www.medyaline.com sitesidir.

BLOGNOT: Güzel bir pazar günü yaşanıyor kış mevsiminde baharı andıran. Her insan sever, gezmeyi, dolaşmayı, sevdikleri ile piknik yapmayı. Eminim, Ferdi Vatansever' de özlemle bakıyordur, hastane odasından dışarı. En kısa zamanda aramıza dönmesi için şimdiye kadar inceleme fırsatınız olmadıysa, bir el uzatmak ister misiniz, umutla bekleyen genç insana. O halde adresimiz belli: http://biryardımeli.bz.tc

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili Tuğba, ''Unutulan bir sanatçı: Münir Özkul'' başlıklı yazınızı dün (23 Aralık 2006 Cumartesi) Milliyet Cumartesi ekinde de okudum. Çok sevindim. Münir Özkul'u sevenler ve O'nu çok seven sevgi kalpli insanlar da çok sevinmiştir. Sizi tebrik ederim. Münir Özkul, fotoğrafıyla ve sizin o güzel yazınızla bizim yanımızda. Rıfat Ilgaz'ın ''Hababam Sınıfı'' çok beğenilen, yıllardır okunan bir kitap. Münir Özkul; ''Hababam Sınıfı'' filmiyle bu eseri, oyuncu arkaraşlarınıi Rıfat Ilgaz'ı tüm Türkiye'ye ve dünyaya tanıttı. Sizin de belirttiğiniz gibi ne kadar izlesek de, her seferinde yeniden izlemeye devam ediyoruz. Münir Özkul, doğru insanı oynadı. Kötülük etmeyen ve kötülüğe de geçit vermeyen iradeyi sundu bizlere. Daha ne yapsın; yapacağı en güzel şeyleri yaptı. Bize düşen de Münir Özkul'u unutmamak olmalı. Unuttuklarımızın, değerini bilemediklerimizin affına, ancak böyle sığınabiliriz. Teşekkür ediyorum ve tekrar kutluyorum sizleri... Sevgilerimle...

Cemal Hüseyin Çağlar 
 24.12.2006 18:57
Cevap :
Cemal Hüseyin Bey, öncelikle verdiğiniz bilgi için teşekkür ederim. Sayenizde, yazımın Milliyet Cumartesi ekinde de yayınlandığını öğrenmiş oldum. Münir Özkul gibi Türk sinema ve tiyatrosuna yıllarca emek verdikten sonra, köşesine çekilmiş olan tüm sanatçılarımızın hak ettikleri sevginin, saygının hayattayken gösterilmesinden yanayım. Filmlerini, beğeniyle izlerken, kah gülüp, hüzünleniyoruz ama, ''bu insanlar şimdi nerelerdeler, nasıllar'' demeye gelince vefasızlık edildiği, unutuldukları düşüncesiyle paylaşmak istemiştim. Onları unutmak saygısızlık olur. Değerli katkınız için çok teşekkür ederim. Sevgi ve saygılarımla.  24.12.2006 21:18
 

Sevgili Tuğba benim de 100 kez izlesem bile bıkmayacağım filmler Münir Özkul filmleri ve özellikle "Hababam sınıfı" dır.Daha geçen hafta izledim bu filmi,yeniden... Yazın için teşekkür ediyorum çünkü o filmi izlerken düşündüğüm ve işten güçten dolayı unuttuğum bir şeyi bana yeniden hatırlattın.Münir Özkul'u ziyaret edebilmek ve o, hastalığından dolayı anlamasa da geçip giden çocukluğumuzun bir kahramanına çiçek verebilmek için ev adresini nasıl bulabiliriz.Ben google'da aradım ama bulamadım.Bir fikrin varsa benimle de paylaşır mısın lütfen?Sevgilerimle...

Başak Çıbıkçı 
 18.12.2006 14:19
Cevap :
Yanaklarımda tebessüm oluşturan, sevinçten, ''hey, yaşasın''nidaları attıran, duyarlılık karşısında ne kadar duygulandığımı belirtmek isterim. Münir Özkul'un kızı Güner Özkul,CNN Türk'te hafta içi her gün ''Afiş''programını hazırlayıp sunuyor, Bu birinci seçenek, Telekom ikinci seçenek. Beyoğlu Belediyesi üçüncü seçenek...Sinema Sanatçılarının üye olduğu dernekler de var ama ulaşamadım. Daha fazla bilgi olursa mutlaka bildiririm. Herahngi bir gelişme olursa ve paylaşırsanız çok sevinirim. Yorum için tekrar teşeekkür ederim. Sevgilerimle.  18.12.2006 17:29
 

Hatıra defterleri, anket defterleri tutmayı, mahalleden geçen yoğurtçunun (ki omzuna astığı uzun bir sırığın iki ucundan sarkan büyük kapları olurdu) elindeki çıngırağı üç defa sallayarak 'çling çling çling' "Haydee yoğuuuuurrrtçuuuu" sesini, veresiye defterine yazdırabileceğimiz mahalle bakkallarını, annemizin bizi dizinde sallayıp uyutmasını..... vs. vs. vs.... seviyor ve özlüyorsak, yine biz, 1970'lerin ortasında doğanlar, neden bunca yalnızlık ve sevgisizlik içindeyiz ki? Yanımızda yöremizde en az bir kişi daha olması gerekmez miydi?

Alptekin YILDIZ 
 18.12.2006 3:04
Cevap :
''Tuzluk'' Genel Kültür, belirlenen harf kesinleştikten sonra, ''isim'', ''şehir'', ''artist'', ''ülke'', '' isimleri yazarak coğrafya bilgilerimizi tazeler, hafızalarımıza yer ettitirirdik. O dönemlerde öğrendiklerimiz, bugün yazdığımız yazılardaki içtenliğin, sevginin, paylaşma güzelliğinin sonucu. Günümüzde yaşanmayan, bilinmeyenlere sahibiz. Yalnız kalışların nedeni, o hislerin şimdi yabancı gelmesi ve hayat şartlarının olumsuzluğudur diye düşünüyorum. Ayrıca, Büyükşehirlerde yaşamanın sorunlarını , zorluklarını da unutmamak gerekir. Güzel ve içten yorumun için gönülden teşekkür ederim. ''Kadınım'' bsşlıklı yazı için gönderdiğin nazik mesaja da teşekkür ederim. Sevgi v selamlar  18.12.2006 17:10
 

Sana da garip gelmiyor mu? O filmleri izlerken dolan gözlerimiz, bize, bugünlerde yaşadığımız sevgisizliği anımsatırken; koca bir sevgisizlik denizinin içinde çırpınıyor oluşumuz garip değil mi yani? Biz, 1970'lerin ortalarında doğanlar; o yıllarda çekilen Türk filmlerini, pazar günleri televizyon başında toplanıp TRT'nin "pazar sineması"nı (ki çoğu Walt Disney yapımı olurdu) izlemeyi, peçete biriktirmeyi, çokomel kağıtlarını tırnaklarımızla düzleştirip defter arasında saklamayı ya da üzerindeki Ayı Yogi'yi yuvarlak biçimde keserek defterimize yapıştırmayı, o yıllarda sürekli yaşanan elektrik kesintisi nedeniyle televizyon izleyememeyi dert edinmeden, ailece sessiz sinema oynayabilmeyi, çizgili defterimizden kopardığımız yaprağın içine çeşitli artist isimleri yazarak yapığımız 'tuzluk'u arkadaşımıza uzatıp "Bi tane seç, bi de sayı söyle" demeyi, sokakta koşturup sırılsıklam oldukta sonra annemizin bizi çağırıp atletimizi değiştirerek bir de havlu koymasını....

Alptekin YILDIZ 
 18.12.2006 2:58
Cevap :
Bu kadar güzel çocukluk dönemi, doyasıya oynanan oyunlar, az ile yetinnip, çok olanı paylaşarak öğrendiklerimizin artıları, bu dönemin verdiği yalnızlık, sevgisizlik olamamalı, olmamalıydı. Hızlı değişim, büyüdükçe artan sorunlar, sorumluluklar, hayat şartları, ''biz'' den ''ben''e dönüşen bencillikler, rekabetin her alanda, acımasızlığa dönüşerek, insanların gözünü kör eder hale dönüşmesi, nedenlerden bir bölümü düşüncesindeyim. Teknolojinin hızlı gelişimi, değişiminin yarattığı olumsuzluklar da var doğal olarak. Nasıl denilecek olursa, bizim çocukluk dönemlerimizde kazanmak, arkadaşlarımızı kırmak uğruna oynanan şiddet içerikli oyuncaklar, çizgi filmler, televizyon programları yoktu. ''Keloğlan'', ''Şeker Kız Candy'', ''Heidi'' dedesi, ''Peter'' , vardı, sevgi konulu, paylaşmayı, yaratıcılığı öğreten, hayal dünyamızı zenginleştiren. Elektrik kesildiğinde şikayet etmezdik senin de belirttiğin gibi. Mum ışığında, zevkle oynanan oyunlarımız olurdu. (devamı var)  18.12.2006 16:59
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 126
Toplam yorum
: 909
Toplam mesaj
: 267
Ort. okunma sayısı
: 2294
Kayıt tarihi
: 01.08.06
 
 

Kompozisyon derslerini biraz daha fazla önemsediğim, uzun cümleler kurmaya başladığımdan bu yana sev..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster