Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Kasım '08

 
Kategori
Doğal Hayat / Çevre
Okunma Sayısı
394
 

Unutulmaması gereken süreç

Unutulmaması gereken süreç
 

KKTC


Doğu Akdenizin en önemli kontrol merkezi olan Kıbrıs adasını, 1878’de Osmanlı İngilizlere kirlamıştı.
İngilizler için bu ada neden önemliydi? Çünkü, ada, Doğu Akdeniz’deki sömürgelerini kontrol edebileceği en uygun noktadaydı.
İngiliz'lerin adaya çıkması ile birlikte Kıbrıslı Rumların hamisi kesilen "Yunanistan" hemen harekete geçerek, adayı Yunanistan'a bağlama projesi geliştirmişti: Projenin adı "ENOSİS"ti.
Osmanlı Devleti girmiş olduğu 1.Dünya Savaşı'ndan maalesef yenik çıkmış, muhteşem Osmanlı İmparatorluğu, İngiltere, Fransa, Rusya ve diğerleri tarafından paramparça edilmişti.

1930’lu yıllarda, Kıbrıs’ta “Türküm” demek suçtu, “müslümanım” diyebiliyordu Türkler ancak.
Milli olan herşey, Türkler’e yasaktı.
1940'lı yılların başına kadar Kıbrıs'ta azalarak mevcudiyetini sürdüren Kıbrıs Türkleri, Rumların ENOSİS heveslerini frenlemek ve kendi varlıklarını sürdürmek için 18 Nisan 1943 yılında Kıbrıs Türklerinin ilk siyasi partisini kurarak, Dr. Fazıl Küçük liderliğinde yeni bir döneme doğru yol almaya başlamıştı.
Daha sonra kurulan, İşçiler Birliği, Çiftçiler Birliği , Milli Parti birleşerek "Kıbrıs Türk Birliği”ni oluşturarak varlık mücadelelerini tüm dünyaya ilan ederler.
1950'lerde Yunan Generali Grivas'ın adaya gelip, ENOSİS'i gerçekleştirmek için EOKA terör Örgütü'nü kurdmasından sonra, Türk'lere karşı başlattığı katliamlar karşısında Türkiye, o güne kadar sessiz kalan tavrını değiştirmek durumunda kalmıştı.
Büyük İngiltere İmparatorluğu'nun II. Dünya Savaşı sonucunda çözülme sürecine giren İngiltere'nin Kıbrıs'ı terk edeceğini sezinleyen Kıbrıslı Rumlar, Yunanistan'ın da açık desteğiyle "Halk Oylaması" yapıp Kıbrıs'ta önce bir Kıbrıs Rum Devleti kurmak, sonrada adayı Yunanistan'a bağlamak niyetlerini aşikar ortaya koymuşlar ve ilan etmişlerdir. Bunun üzerine de Türkiye ve Türk Halkından tepki görmekte gecikmemişlerdi.
İşte o zamandan itibaren, Rum-Yunan planlarının ortaya çıkması üzerine “Kıbrıs meselesi” artık, Türkiye için “milli mesele” olarak benimsenmişti.
1959 yılında Londra ve Zürich’e, Türkiye-İngiltere ve Yunanistan arasında yapılan konferanslar, Türk ve Rum ortaklığı "Kıbrıs Cumhuriyeti"nin kurulmasıyla neticelenmişti. 15-16 Ağustos 1960 tarihinde ilan edilen, Kıbrıs Cumhuriyeti'nde Cumhurbaşkanı Rumlardan (Başpiskopos Makarios), yardımcısı ise Türklerden (Dr. Fazıl Küçük) oluşmaktaydı. % 70 - % 30 ortaklıkla oluşan Cumhuriyetin teminatı, İngiltere, Yunanistan ve Türkiye olmuştu.

Bu arada Grivas'ın kurduğu (EOKA) Kıbrıs Mücadele Örgütü 1 Nisan 1955'ten itibaren önce İngilizlere sonra da Türklere karşı saldırıya çoktan başlamıştı.

Yunanistan'ın Kıbrıs'ın kendilerine ilhak etmesi talebinin, BM'nce reddedilmesi üzerine, İngiltere, Yunanistan ve Türkiye'nin katılımıyla 1.Londra Konferansı toplandı.
Böylece Türkiye, Kıbrıs konusunda ilk kez resmi taraf oldu.

Londra anlaşmasının üç ana maddesi şöyleydi;

1-Kıbrıs Cumhuriyeti herhangi bir devletle tamamen veya kısmen herhangi bir siyasi veya iktisadi birliğe katılmamayı taahhüt eder. Bu itibarla herhangi bir diğer devletle birleşmeyi veya adanın taksimini doğrudan doğruya veya dolayısı ile teşvik edecek her nevi hareketi yasak ve ilan eder"

2-Yunanlıların 950 kişilik bir alayına mukabil, 650 kişilik bir Türk alayı Kıbrıs'a gönderilecekti.

3-Eğer bu anlaşmalarla Kıbrıs'ta kurulacak düzen eğer bozulacak olursa Türkiye, Yunanistan ve İngiltere'den oluşan üç garantör ülke Kıbrıs'a müdahale edebileceği gibi, diğer ülkelerin katılmadığı bir durumda tek bir ülkede bu askeri müdahaleyi tek başına gerçekleştirebilecekti.

Zürich Konferansı'nın ardından bağımsız Kıbrıs'ın oluşturulması kararı alındı ve Londra Anlaşması'yla belirlenen 1960 Kıbrıs Anayasa'sı, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin bir başkanlık rejimi olduğu esasına dayandırıldı. İki toplumun siyasi, kültürel ve dini açıdan eşitlik getiriyordu. 16 Ağustos 1960'da Kıbrıs Cumhuriyeti kuruldu. Rumların lideri Makarios Cumhurbaşkanı, Türklerin lideri Dr. Fazıl Küçük de Cumhurbaşkanı Yardımcısı oldu.

Ancak çok gitmeden, Makarios, Anayasa'da değişiklik yaparak ordudaki Türk askerinin sayısının düşürülmesini sağlamaya çalıştı. Bu davranışı, Türk tarafınca büyük tepki ile karşılandı.

Türkiye'nin de Ada'daki Türk toplumunun haklarını kısıtlayan Anayasa değişikliklerini kabul etmemesiyle Rumlar, Kıbrıslı Türklere karşı kanlı saldırılarını artırdılar. 21 Aralık 1963'te EOKA'cıların gerçekleştirdiği "Noel Katliamı"nda, 434 Türk öldürüldü.

Saldırıların artması üzerine toplanan 3. Londra Konferansı'nda da bir sonuç alınmaması, tedhiş olaylarının sürmesi ve Rumların ağır silah satın almaya başlaması üzerineTürkiye önce bir nota yayımlayarak Yunanistan ve İngiltere'yi uyardı.
İngiltere ve Yunanistan'ın konuya kayıtsız kalması üzerine 7 Haziran'da da Ankara hükümeti Ada'ya asker yollama kararı aldı. Türklerin azınlık değil, eşit şartlara haiz ayrı birer topluluk oldukları vurgulandı.
1966 yılında Kıbrıs Rum Toplumu ile Yunanistan arasında sorunlar başladı.

21 Nisan 1967'de Papadopulos liderliğindeki Albaylar Cuntası yönetime el koydu, , Kıbrıs'ın derhal Yunanistan'a bağlanması fikrini savunuyorlardı.
Bu arada Kıbrıs'ta da Rum tedhişçiler, Boğaziçi ve Geçitkale köylerinde birçok Türk'ü katletti.
Adanın her yanında yüzlerce Türk de kayboldu.
15 Temmuz 1974'te EOKA-B tedhişçilerinden Nikos Sampson, Makarios'u devirdi ve Kıbrıs Elen Cumhuriyeti'ni kurdu. Kıbrıs Türk halkına yönelik, Rum-Yunan ikilisinin etnik temizlik girişimi hız kazanmıştır.

1960 Anayasası'nın ihlali manasına gelen bu gelişme Kıbrıs Cumhuriyeti için sonunun başlangıcı oldu.

Bu olaylar üzerine: BM Genel Sekreteri Kurt Waldheim diplomatik girişimlere başladı. Türkiye Garanti Anlaşması'nın 4'üncü maddesine dayanarak İngiltere ile birlikte Kıbrıs'a müdahale kararı aldı. Garantör Türkiye, 20 Temmuz 1974 günü, adaya müdahale ederek, on bir yıl boyunca süregelen çatışmalara, kan dökülmesine ve çekilen acılara son vermiştir.
Kıbrıs’lı Türkler garantör Türkiye sayesinde büyük bir soykırımda kurtarılmıştır.

Tarihin bir daha geçmişimizde yer aldığı şekilde tekerrür etmemesi dileğiyle, 1974’e kadar yaşananları özetle kaleme almaya çalıştım...Unutmamamız gereken tüm bu yaşananlar kurulmuş bir ortaklık Cumhuriyeti içerisinde ve sonrasından yaşanmıştır. Yani çürük bir ortaklıkta.
Onun için ısrarla güvenliğimizin önemini vurguluyoruz... Bir daha geçici bir çözüm değil, kalıcı bir çözüm diye ısrar ediyoruz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 62
Toplam yorum
: 8
Toplam mesaj
: 29
Ort. okunma sayısı
: 669
Kayıt tarihi
: 18.11.08
 
 

1962 dogumluyum. Doğu Akdeniz Üniversitesi mezunu bilgisayar programcısıyım. Mesleğim gereği birçok ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster