Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Mayıs '11

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
4139
 

Unutulmayan filmler: Yaralı Yüz - Scarface 1983

Unutulmayan filmler: Yaralı Yüz - Scarface 1983
 

AL PACINO


Yönetmen: Brian De Palma  

Oyuncular: Al Pacino, Michelle Pfeifer, Steven Bauer, Mary Elisabeth Mastrantonio  

Yaralı Yüz-Scarface’ 1983 yılında ilk gösterime girdiğinde, gelecekte modern klasikler arasında gösterilecek bir film olabileceğini kimse tahmin edemezdi. İlk seyredişimde, sinema salonundan çıkarken, yumruk yemiş gibi sersemlemiştim. Filmdeki şiddet sık rastlanır cinsten değildi, anlatımın alıştığımız stilize gangster filmleri ile benzeşen hiçbir yönü yoktu. O yıllarda esen ‘Baba-Godfather’ın destansı havasından, sempatik gelen mafya karakterlerinden sonra acımasız Tony Montana asla hoşlanılacak bir karakter değildi. Al Pacino’nun oyunculuğu ile gerçek bir tragedya kahramanına dönüştürdüğü Montana, zaman geçtikçe sinema tarihinin en unutulmaz karakterlerinden birisi oldu. Mizahın ve rahatlatıcı bir atmosferin olmadığı iki saat boyu, onun ifadesiz bakışlarını, ani patlayışlarını seyretmek resmen rahatsız edici gösteriye dönüşür. 

Havana’nın arka mahallerinden göçmen olarak iltica ettiği bir ülkede, uyuşturucu kartelinin üst basamaklarına tırmanan, tırmandıkça sertleşen, görgüsüzleşen, pervasızlaşan bu anti kahraman Pacino’nun, dışa vurumcu performansı ile tartışılan bir karaktere dönüşüyordu. Tony Montana, Pacino’nun kariyeri boyu gölgesinden kurtulamadığı bir figür oldu. Bir çok eleştirmen Pacino’nun performansını abartılı hatta karikatürize buldu. Bazıları bu kadar kötü bir performasın nasıl bir kült kahramana dönüştüğünü anlayamadı. Konuştuğu garip ispanyolca vurgulu lehçe komik bulundu. Sinema tarihinin ‘fuck’ kelimesinin (226 kez) en fazla kullanıldığı film olarak da ünlendi " Yaralı Yüz".  

Brian De Palma birbirinden farklı türlerde filmler yapmayı seven bir yönetmen Hitchcockvari bir gerilimden, Mars’a yolculuk yapan bir maceraya atlar. 1932 tarihli filmin tekrar çevirimi olan "Yaralı Yüz" ün orijinal mekanını Chicago’dan Miami’e taşır. Kahramanını sevimsizleştirmek için elinden geleni yapar. İstediği özenilecek bir gangster değildir, o gerçek yaşamdaki gibi bir pisliği yansıtmak ister. Amacına da ulaşır. Banyoda elektrikli testere ile yapılan katliam kolay kolay hazmedilecek sahneler değildir. O yıllarda kokain çok yaygın olmadığı için filmlerde de kullanıldığı sık görülmezdi. Palma ne yapar ? Masa üstünü silme dolduran kokaini çektirir anti kahramanı Montana’ya. Sosyal bir drama olarak tasarladığı öykü finalde bir tragedyaya dönüşür.Senaryonun Oliver Stone’un kaleminden çıktığını da unutmamak gerekir. Stone’un her türlü yeteneğini radikalce ve özgürce kullandığı yıllardır. 

Filmin en olgun performanslarından birisi, o yıllar için daha tanınmamış bir oyuncu olan Michelle Pfeifer’den gelir. Montana’nın sevgilsi Elvira’yı oynarken adeta döktürür. Bir mafya sevgilisi ancak bu kadar soğuk, ifadesiz ve sahici oynanır. Soğuk güzelliğini, mesafeli duruşu ile birleştirir. Bir mafya patronu Montana’nın bir meta olarak gördüğü Elvira isyanını ara sıra patlamalar ile gösterir. Restoranın ortasında Montana ile yaptıkları şiddetli kavga, onun isyanlarından birisidir. Montana’nın ortağı, kaderini paylaşan adam Manuel Ray’ı canlandıran Steven Bauer performansı ve fiziği ile son derece inandırıcı bir karakterdir. Kızkardeşi Gina’yı oynayan (Mary Elisabeth Mastrantonio) sıcak oyunculuğu ile tam bir latin dilberidir. Tony’nin kızkardeşine uyguladığı baskı tam ortaya çıkmayan bir ensest aşk yönündedir. 

"Yaralı Yüz" ün geçen süre içinde nasıl bir kült filme dönüştüğü, popüler bir tüketim metasına dönüştüğü, net olarak yanıtlamayan bir soru olarak kaldı. Seyircinin yaşamda ve sinemada gittikçe artan şiddeti kanıksaması, filmin artan popülaritesinin en büyük gerekçelerinden birisi oldu. Sonraki yıllarda şiddeti estetize ederek herkesin seyredebileceği şekle dönüştüren "Kill Bill", "Testere", "Rezervuar Köpekleri", "Old Boy", "The Killer", "Rambo" karşısında "Yaralı Yüz" sıradan bir şiddet filmi olarak kalır. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Al pacino iyi olduğu için mi yoksa iyi filmler olduğu için mi Al Pacinonun tüm filmleri mükemmeldir, hep düşünürüm.. en son seyrettiğim al pacino filmi Doktor Kevorki nın biyografisini anlatan ''Doktor Ölüm''bence gerçek Doktor Kevorkianı bile gölgede bırakan bir oyunculuk ..son paragrafda verdiğiniz şiddetin estetikleştirildiği filmlerde ''testere ''nin sadece birincisini buna katabiliriz diye düşünüyorum.. benim midem birincisinden sonra çekilenleri seyretmeyi kaldıramadı..

Meltem Şahin 
 10.05.2011 19:06
Cevap :
Pacino her şeyden önce bir tiyatro oyuncusu, hala sahneye çıkıyor, tiyatrodan kopmayan bir oyuncu, oyunculukla ilgili tüm dürtülerini taze tutar, yetmiş yaşına gelmiş bir oyuncunun çevirdiği filmlerin hala bir numaralı oyuncu olması ancak müstesna bir kaç oyuncuya nasip olur nicholson, newman belki bir kaç isim daha slm  10.05.2011 19:31
 

Filmi TV'de seyrettiğimde rahatsızlık verici duygular hissetmiştim. Zaten mafya tarzı şiddet bende fazlasıyla hoş olmayan duygular uyandırır. Filmin beni en çok etkileyen sahnesi, kız kardeşiyle ortağının birlikte yaşadıklarını öğrendiği evlerine gittiğinde adamı kapıda vurduğu ve kız kardeşinin ağlayarak onu göğsünden yumruklayarak evlendiklerini haykırması olmuştu. Al Pacino'nun oyunculuğunu beğenmemek ve hayran olmak arasında bir yerdeyim. O ifadesiz yüz acaba dahi bir oyuncuya mı, yoksa özel yaşamında da mimik kullanmayan bir kişiye mi ait sorusunun yanıtı seçimimde belirleyici olabilecek. Selam ve saygıyla.

Güz Özlemi 
 09.05.2011 11:22
Cevap :
Pacino gerçekten dahi bir oyuncu, bunun tanrı vergisi bazı genlerden kaynaklandığını söylemek te çok iddialı olmaz kanısındayım bir kez perdeden dışa taşan bir etkileyiciliği var, durgun melankolik oynadığı rollerde dahi bir şekilde anımsanacak bir anı yakalayabilen bir oyuncu "scarface" de ki hiç bir empati taşımayan performansı bazı eleştirmenler tarafından karikatür olarak bile nitelendirildi fakat bu gün için sinema tarihinin en iyi kötü karakter performansları arasında ön sıralarda tabi ki Otomatik Portakal'ın Alex'inin arkasında slm  10.05.2011 19:37
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 223
Toplam yorum
: 54
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 1033
Kayıt tarihi
: 12.01.11
 
 

İzmir’de doğdu. Viyana Tıp fakültesini bitirip doktor ünvanını aldıktan sonra Genel Cerrahi ihtis..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster