Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Ocak '09

 
Kategori
Günübirlik Turlar
Okunma Sayısı
1622
 

Urla Tribim Tuttu

Urla Tribim Tuttu
 

Ben'den


Şu anda hava yağmurlu. Ben yağmurlu havanın geçip güneşin açmasını bekleyecek kadar sabırlı değilim. Kontağı çevirdim. Motorun ısınmasını beklerken Türk pop tarihinin en sıkkııı adamlarından biri olan Tanju Okan’ın memleketine doğru rotayı kıvırıyorum.

Tabii ki önce CD çalara Tanju Babanın CD sini yerleştiriyorum. Bu havada onun şarkıları süper olur. Güzel şarkıların ortaya çıkması için bi yönetmenin el atması mı gerekir? Elbette hayır? Beynimizden kendi müzik arşivimizi karıştırabiliriz, değil mi?

Havanın güzel olması deyince illaki güneş açması gerekmiyor…

Motor ısındı bile… Gaza bastım, aa aaa baktım ki otoyol gişelerine gelmişim. Giriş gişelerinde çıkış gişelerinde toka edilmek üzere düğmeye basıyorum. Ohhh nihayet çıktım otoyola. Gaza basıyorum ama çok değil. Zira güzel manzarayı sindire sindire, gitmek istiyorum. Mandalin bahçelerinin yanından, fotoşop programındaki gibi renkli olan denizin görüntüsüne bakarak gidiyorum. “Ayyy bu denizin rengi ne kadar güzel bööle…” Sanki bilgisayarda renklendirilmiş gibi. -Bi de hep böle bişey vardır: Gerçek bi çiçeğe bakıp; “aa aaaa ne kadar güzel bu çiçek aynı yapma gibi, yada plastik bi çiçeğe a aaa ne kadar güzel bi çiçek sahici gibi.” Peki hangi benzetme sahici?-

Ama denizin güzelliği sahici, bu mandalin bahçeleri sahici.

İstihkâmdaki yokuşu tırmanıp, İzmir’i arkamda bıraktıktan sonra kendimce isim taktığım “kekik vadisi” geliyor. Hemen camı açıp mis gibi kekik kokusunu içime çekiyorum. İnanmıyorum ve inanmıyorum ve bir daha inanmıyorum… Var mı böööleee bi güzellik? Evet var. İşte burda ey vatandaş…. Fakat orayı geçtim ve Seferihisar sapağına geldim. Dağın tepesindeki hangi akla hizmet edilerek yapıldığını bi türlü kafamın basmadığı garip siteyi, görmezden gelerek yola devam ediyorum. Yine bir yokuş daha. Hava sisli ve yağan yağmurdan dolayı bulutlu. Ben bulutların üzerindeyim… Ruhsal olarak bulutların üzerinde olmam, fiziksel olarak da reelleşiyor…

Urla sapağına geldim işte. Mangırı bastırıyoruz, gişelerde. Ordan sola kıvrılıp az ve de uz gittikten sonra tekrar sağa kıvrılıyoruz ağaçlı yola girmek üzere. Tekrar böööle bi güzellik olabilir mi? Ağaçlı yolda enginar tarlalarına bakarak minimum süratle ilerliyorum.

Karnım acıktı iyi mi? Bunda katmerciyi görmüş olmamın bi etkisi olmuş olabilir mi sizce? Bilmiyorum. İkilem içersindeyim. Katmer mi yesem, sardalya mı sorunsalı baş gösterdi. En sonunda denizin kıyısına gelip de balık yememek olmaz diyerek sardalya yiyorum. Dışarıda çisil çisil yağmur yağarken sardalyalarım hazırlanıyor. Çatır çatır yanan sobanın yanına gidip ellerimi ısıtıyorum. Aslında hava soğuk değil ama bunu sırf nostalji duyguları içersinde yapıyorum.

Urla sanki terk edilmiş gibi; sardalyamı mideye indirirken balıkçıların ağları ile uğraşmalarını, kedilerin balıkçılardan nafaka çıkarmak için etraflarında pazarlama yapmalarını seyrediyorum.

Size yazın buraya gelin ne kadar güzel “sahipsiz bir cennettir” demeyeceğim. Tavsiye etmiyorum çünkü buranın istila edilmesini ve kirlenmesini istemiyorum. Buraya sadece değerini bilenler gelsin, lütfen.

Eğer birine kızdıysanız ve onun canını ufak çapta acıtmak istiyorsanız; Gelinkaya mevkiine götürün “hadi gel çay içelim, sana çay ısmarlayayım” diye. Orada kızgın kazları üstüne salın. Beyaz kazlar kızgın olduğunuz arkadaşınızın, eşinizin, dostunuzun her kimse işte, üzerine sıçrasın; siz de onun kaçmasını izleyin sadistçe…

Neyse ben bu arada çoktan sardalyamı yedim bile, yine Tanju Babanın müziği eşliğinde, incecik yağan yağmurun altında arabayla Urla’yı turluyorum.

Bunları size yapın demiyorum. Sadece yaptıklarımı anlattım.

Siz canınız ne istiyorsa onu yapın…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Köyceğiz'e olanına bayılıyorum:)))

Emine Supçin 
 31.01.2009 0:49
Cevap :
:))) Köyceğizzz bu yorumu okuyup da Ege Bölgesinin dışında olan birileri çok özenecek... ben bi de sizin termallerin oraya bayılıyorum:)) çok sevgilerimle:)))...  31.01.2009 12:59
 

İzmir Life dergisinin pek değerli köşe yazarı, hatay pazarı, kemeraltı, karşıyaka derken ilçeleri de gezmeye başladınız...Bu gezenti hallerinizi yazarken inceden reklam alıp gittiğiniz mekanlarda beleş ağırlanmanız da pek yakındır kanımca...Gezmelerinizin ve başarılarınızın devamını diler, kazasız belasız yolculuklar temenni ederim...

silik 
 30.01.2009 9:26
Cevap :
Merhaba:=))) beni koskocaman gülümsettiniz, MB nin pek sevilen yazarı:)) öngörünüzü pek tuttum. ama bi yandan da kendimi beleşçi gibi hissedip hüzünlenirim gibi de geldi... Havalar biraz daha düzelse de gezenti hallerimiz daha da artsa:)) temennileriniz için çok teşekkür ederim...  30.01.2009 17:44
 

seni mimledim haberin olsun. yazımı yazdım ama daha yayına girmemiş. bugün oku bak.

Sokrates 
 29.01.2009 11:42
Cevap :
Merhaba:)))) merak ettim ve okudummm.:))) çok şekersin kankacım:)) sevgilerimleeee...  29.01.2009 16:36
 

benim ananem iki taneydi. birtane de gençliğinden kopyaladık =))) gençliğini merak ediyorduk da :)) biliyorum canım mesleki zevklerin adına geziyorsun. kazlara da gaz verip " dalın ulan şu arkadaşa "diye ultimatom veriyorsun :)) sevgilerimle candaşım.

Sokrates 
 29.01.2009 11:41
Cevap :
:)))) Vayy be ne güzelll... bak hele... iki anane, sıkılmıyo muydun? evet yaa tamamen meslek icabı, yoksa evde nerden bulcam malzemeyi. gezemezsem işim olmasa da kuyruklara giriyorum, memleketimden insan manzaralarını izlemeye:))) Bak sende öle yap, kızdığın birini götür kazların olduğu bi yere kaz yoksa keçi sürüsü de olabilir:))) demokraside çareler tükenmez di mi?:)))) sevgilerimle....  29.01.2009 16:40
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 246
Toplam yorum
: 1381
Toplam mesaj
: 276
Ort. okunma sayısı
: 991
Kayıt tarihi
: 15.02.08
 
 

..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster