Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Eylül '18

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
262
 

Uşaklık İdeolojisi

Uşaklık İdeolojisi
 

Uşaklık, el, etek, ayak öpmeyle başlar.


Davranış konusu benim kişisel ilgi alanım. Özellikle toplumumuzda insanların güce karşı neden yalakalık yaptığını, uşak gibi davrandığını uzun zamandır düşünüyorum. Tüm ilişkilerin temelinde ekonomi vardır sözünün gerçeği yanında, bireyin olmadığı, ümmetçi ve cemaatik bir toplumda yaşadığımı da biliyorum. Antropoloji, psikoloji ve sosyolojimizin kesişim kümesi bizim davranışımızı belirlediğini gözlemledim. Şimdi bu blog yazımda ideolojiyi bir miktar irdeleyerek sonuç bölümünde de sorular sorarak yazımı bitirmek istiyorum.

Kelime anlamı ile ideoloji, düşün bilimsel, toplumsal ya da siyasal bir öğreti oluşturan, ülkü olarak da benimsenebilen, kişi ve kurumların davranışlarına yön veren düşünceler bütünüdür diye biliniyor.

Peki, kişi ve kurumların davranışlarına kim veya neler yön vermektedir?

Her ideolojiyi ortaya koyan unsur, “ideoloji” kavramına kendi felsefesi ve ilkeleri doğrultusunda bir anlam yüklemeye çalışmıştır. Başka bir ifade ile ideoloji, genel olarak, toplumsal yaşamdaki farklı fikir, inanç ve değerleri meydana getiren maddi bir süreç olarak tanımlanabilir. İdeolojilerin en önemli nitelikleri, normatif yani emredici olmalarıdır. Dolayısıyla ideolojiler sadece olanı değil, aynı zamanda özellikle olması gerekeni belirterek insanları belirli amaçlara yönlendirirler. Bu anlamda ideolojiler din gibi katı ve dogmatiktir. Ayrıca, ideolojiler bütünleştiren olmaktan ziyade ayrıştıran özelliklere de sahiptirler.

İdeolojiler, kendilerine özgü bir tarih anlayışına sahiptirler. Bu felsefe doğrultusunda bireylere, cennet görünümünde bir gelecek (ütopya) vaat ederler.

Her ideoloji, entelektüel-politik disiplini sağlayacak ve yoldan sapanları cezalandıracak, kahramanları ödüllendirecek bir merkez kuruma sahip olup, bu kurum, formel (resmi) veya informal (gayri resmi) bir şekilde örgütlenmiş olabilir.

İdeolojiler, kökende düşünsel bir olgu olduklarından, toplumların entelektüel sınıfları ile yakından ilişkilidir. Entelektüeller, ideolojilerin oluşmasında, yayılmasında ve gelişmesinde önemli rol ve katkılar sunar.

İdeolojiler, yapılarında büyük çelişkiler taşıyabilir. İdeolojiye saplanan birey, gerçek ile ideoloji arasındaki çelişkiyi algılayamaz.

İdeolojiler, esas olarak politik bünyeye sahiptir. İdeolojik yaklaşım, karşıt ideolojileri meşru görmediği için, bu politika genellikle radikal eğilimlidir ve şiddete başvurulması sık gözlenen bir olgudur.

İdeolojiler, eğilim olarak totaliter yapıdadır.

İdeolojiler, egemen oldukları insan guruplarında çok inatla savunulan, kan dökme pahasına da olsa, vazgeçilmeyen inançlar olarak yerleşir.

Her ideoloji kendine özgü bir mitoloji ve kültüre sahiptir. Amaç, akıldan çok duyguları etkilemek olduğundan sistematik bir fetişleştirme (tabulaştırma, putlaştırma) süreci çalışır.

Günümüzde siyaset alanındaki pek çok tartışmanın odağında da yer alan bu kavramdan neyin anlaşılması gerektiği üzerinde belirgin bir uzlaşma halen sağlanamamıştır. Sosyal Bilimler Sözlüğü’nde bu kavram, “Belirli bir grup ya da organizasyonun ilgilerini haklı bulan ve destekleyen ortak fikir ve inanışlar”; “Egemen grupların çıkarlarını haklı göstermeyi sağlayan, paylaşılan düşünce ya da inançlar” ifadeleriyle açıklanmıştır.

Uşaklığın kelime anlamı ise bir kimseye hizmet veya kulluk etmek; kendi çıkarı için yasal veya ahlaki olmasa bile başkasının her dediğini yapmak zorunda olmaktır.

Davranış olumlama ve karakter geliştirme süreci olarak eğitim mi biz de uşaklık ideolojisini beslemektedir?

Ya da biat kültüründen gelen mevcut muhafazakârlık ve milliyetçilik düşünsel yapısı mı uşaklık ideolojisini yükseltmektedir.

Bilimsel objektif gerçeği kabul eden,  eşitlikçi, insan onuruna saygılı, kişisel bütünlük içerisinde olan, adaletten yana, yüreği sevgi dolu, insanlığın ortak evrensel değerlerine sahip kişilerde uşaklık ideolojisi bulunur mu?

İdeolojilerin oluşmasında, yayılmasında ve gelişmesinde önemli rol ve katkı sunan bizim entelektüellerimiz de uşak mı sayılırlar?

Tüm bunların ışığında, uşaklığı bir ideoloji olarak tanımlamak sizce yanlış mıdır?

Nizamettin BİBER

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Nizamettin Bey,Osmanlıda birey yok,teba vardır.Bir başka deyişle,herhangi bir hakkı olmayan toplum.Bu toplum,padişah her cumaya gidişinde yollara dizilir;"padişahım çok yaşa"diyerek padişaha kulluğunu,biat ettiğini gösterirdi.Uşaklığı benimseyen,bir ideoloji durumuna getiren bir toplumu,değiştirmek zordur.Öncelikle,düşünce sistemini değiştirmek,daha doğrusu düşünen,irdeleyen insanlar yetiştiremezsek uşaklık devam edecektir,dostum.Yazıların,çok anlamlı.Esenlikler dilerim.

Hüseyin Başdoğan 
 29.09.2018 13:26
Cevap :
Sevgili Hüseyin hocam ne güzel ne iyi açıklamışsınız, güçlü merkez olgusu karşısında zayıf birey, hatta yok hükmünde birey ve dolayısı ile sonuç ortada. Uşaklık ideolojisini sürekli kutsayan ve yücelten bunu propaganda eden ise cahil çakma aydınlar sürüsü de üstüne üstlük cabası. Çok teşekkür ederim, sevgi ve saygılarımla.  30.09.2018 8:56
 

TV kanallarında koro şeklinde aynı düşüncede,fikirde yorum yapan akademisyenleri görüyoruz. Kendileri teorik olarak katılmasa bile bir parti lehine konuşabiliyorlar,izleyenleri de bilerek yanıltıyorlar. Kendilerine verilen görevi yerine getiriyorlar, ne için, tabi kişisel menfaat ve ikbal için.Uşak dendiğinde bu insanlar uyuyor bu tanıma bana göre,selam ve saygı ile.

Gılgamış Kavasoğlu 
 25.09.2018 18:44
Cevap :
İsmail bey, yazımın içeriğinde satır aralarında tam da bu çakma entelektüellerden bahsetmiş bunların aslında ideolojik anlamda uşaklığı yücelttiğini ve kendilerinin bunu yaptığını ifade etmeye çalışmıştım. Beni çok iyi anlamışsınız, çok teşekkür ederim, selamlar, saygılar, hoşça mutlu kalın.  26.09.2018 21:50
 

Yine MB'de farkınızı ortaya koyarak özel bir yazı kaleme almışsınız. Bu yazınızın üzerine ekleme yapmak haddim değil. Siz tüm yönleriyle açık bırakmadan izah etmişsiniz. Kanımca, toplumun güce tapmasının en büyük etkisi bitmek bilmeyen biat kültürüdür. Bu kültürü tüm geri kalmış, eğitimsiz toplumlarda görebiliriz. Dün okuduğum bir haberde, farklı ülkeler arasında yapılan bir araştırmada, özellikle kamu yönetiminde akraba(neopotizm) ve eş-dost kayırmada(kronizm) 8.durumdayız. Listenin son sırasında ise Almanya var. Aslında bu araştırma bile bir çok şeyi açıklıyor. Durumun böyle olduğunu ve değişmeyeceğini bilen toplum kendini bir cemaat, dernek, STK, parti vb. oluşumların içinde görmek istiyor ve yetkin olmayan kişilik, eğitim, birikimleri onları kör uşaklara dönüştürüyor. Gücün istediği de tam olarak işte bu. Tam bir kısır döngü. Kaleminize sağlık. Saygıyla...

Özkan Sarı 
 25.09.2018 11:08
Cevap :
Teveccüh gösteriyorsunuz Özkan kardeşim, hadsizlik ne demek rica ederim, işte ben o biat kültürünün nereden geldiğinin izini sürüyorum doğrusu. Eğitimsizlik, dolayısı ile kültürsüzlük bu işi en önemli baş atı nedeni. Sorgulayanlar ve insan olanlar bu işin nedenlerini anlıyor, güçlü merkez karşısında zayıf birey böyle bir toplum yapısı ortaya çıkarıyor. Bu kültür yapısı daha doğrusu kültürsüzlük her türlü alt kültürü ve yozlaşmayı da besliyor. Bu fasit döngünün panzehiri eğitim ve entelektüel kitlelerin artması çoğalması. Güç istediğini alarak iktidarını sürekli besliyor. Olumsuzluk içeriklerde listelerde sürekli hit olmamız üzücü ama realiteden kaçılmıyor. Sayfama tekrar hoş geldin, zahmet ettin, selam ile saygı ile, sevgiler.  25.09.2018 23:03
 

İdeoloji ve uşaklık birbirinden farklı kavramlardır. Uşağın tek bir efendisi vardır. Ama aynı insan birbirinden farklı ideolojiler benimseyebilir. Örneğin bir insan hem dindar hem komünist hem Kemalist olabilir. Bu durumda da o insanın aynı anda üç ayrı ideolojik efendisi olduğunu düşünmemiz gerekir ki bu varsayım uşaklık kavramına aykırı bir durum teşkil eder. Kısacası ideolojilerin tanımınıza katılıyorum ama ideoloji ve uşaklık kavramlarının birbirine pek uyuşmadığını düşünüyorum. Selamlar

Matilla 
 25.09.2018 8:16
Cevap :
Kavramların ikisinin aynı olduğu iddiama yoktur Mustafa bey, uşağın tek bir efendisi olduğu konusuna da katılıyorum benim irdelediğim esas konu efendiye güce karşı oluşan davranış düşünce eksenindeki uşaklıktır. Ve bu tutum öyle bir hal alıyor ki bir ideolojiye dönüşüyor. Kişilerin kendilerini ifadesi ile doktirinel ve ideolojiler arasında farklılıklar varsa o kişinin psikolojisi dolayısı ile sosyolojisi ile ilgilidir. Düşüncenize saygı duymamla birlikte benim esas sorum şu; toplumumuzda, bütünsellik içerisinde uşaklığın bir düşünsel kalıp ve davranış olup olmadığıdır. Teşekkür ederim, selamlar   25.09.2018 23:11
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 819
Toplam yorum
: 3573
Toplam mesaj
: 85
Ort. okunma sayısı
: 2524
Kayıt tarihi
: 06.06.12
 
 

Yeni dünya düzensizliğinde insan olmaya çalışan ve okuyarak ne kadar cahil olduğunu gören, olayla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster