Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Şubat '10

 
Kategori
Mizah
Okunma Sayısı
682
 

Üsküdar'da sabah olurken...

Üsküdar'da sabah olurken...
 

Görsel:www.sehristanbul.com.


Hayatta en çok yaptığımız ama hakkında en az bilgi sahibi olduğumuz bir eyleme sözü getirmek istedim bugün...

Bazen kesintili, bazen kesintisiz, kimi kez sığ, kimi zamanlarda derin, huzurlu ya da huzursuz yapılan bir etkinlik bu eylem.

Çoğunlukla bireysel olarak ya da eşli yapılan ama duruma göre grup halinde uygulamaları da olan bir etkinliktir.

Derin olsa da oksijen tüpü almadan, balıkadam kıyafeti giymeden, çok daha sade, rahat giysilerle dalınan, çok sıcak yaz günleri dışında kupkuru da çıkılarak son verilen bir tür dalış bu eylem…Çalışanların, iş, güç sahiplerinin emeklilere ve işsiz, güçsüzlere göre dipte mecburen daha az kalabildikleri bir dalış.

Kimilerine göre yaşamın en güzel, en dinlendirici, en huzurlu anı… Kimilerine göreyse vakit kaybı ve fazlası tembellik işareti.

Bazen gerçeklerden kaçmak için kullanılan doğal bir sığınak,

Bazı anları biletsiz, koltuksuz izlenen bireysel, gerçeküstü (sürrealist) bir sinema filmi tadında...Öyle ki bu türden bir filmin yorumcusu da çok ve fazlaca bir eğitim de gerektirmiyor!

Bazen ayakta da yapılabildiği söylenen, kişinin en savunmasız olduğu durum...Ve maalesef toplumlar için de öyle...

Günlük zamanlamalarımızdaki yerine çoğu kez uymayan, uyacak gibi olduğu bazı anlarda nazlanıp kaçan, zoraki geri gelen…

Öznesi bedenlerimiz, katalizörü melatonin hormonu -ve tyrophonin aminoasit- yüklemi ise hafif olan temel bir aktivitemiz.

Elektronik aletler için stand-by konumu ya da şarj edilme durumu ne ise bedenlerimiz ve zihnimiz için de ona tekabül eden eylem.

Günümüzde stresi az, kendiyle barışık ve iç huzura sahip herkesin –sosyal adalet ilkesine uygun olarak- eşitçe gerçekleştirebildiği bir eylem. Fakat özellikle büyük kentlerde ve iş yaşamında artan rekabet ve karmaşa nedeniyle giderek lüks bir gereksinime dönüşeceği, zenginlerin –ya da çok fakirlerin ve işsizlerin- tekeline gireceği tahmin edilen bir eylem bu eylem.

Mucizevî ve çok özel bir imtiyaz olan yeryüzü konukluğumuz sona erdiğinde ise zengin, fakir demeden herkes için aynı derinlikte, eşit ve sonsuzluğa değin yerine getirilecek olan bir eylem aynı zamanda!

Bireysel olarak gerekli, uygun süreleri içermek koşuluyla yararlı fakat toplumsal olarak, hep bir arada ve sürekli yapıldığında bedeli çok ağır olan bir eylem!

Bireysel olanında havadar ve karanlık bir oda, rahat bir yastık ve yatak gerekirken toplumsal olanında ise tam tersi, icat edilen yeni değerlerin bombardımanı, karmaşa ve kaos gerekmekte. Burada özne toplum, katalizörler yanlış, kasıtlı ve yoğun enformasyon, yüklem ise çok "ağır"!

"Bir uykuyu cananla beraber uyuyanlar - Ömrün bütün ikbalini vuslatta duyanlar - Bir hazzı tükenmez gece sanmakla zamanı - Görmezler ufuklarda - Şafak söktüğü anı..." ( Yahya Kemal Beyatlı)

Haydi uyan artık Türkiye’m. Her nerede, hangi konu(lar)da ve nasıl uyunuyorsa!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Tarzı farklı olsa da, ülkemi uyandıracak güzel bir denemeydi, kutlarım. Üsküdar bende hep ulvî çağrışımlar yapar. Başlık ilgimi çekti, ama içerik düşündürdü. Unutmayın ki gün birdenbire ağarmaz. Güneşin doğum sancıları gibi, ülkemiz de bazı sorunların sancısını çeke çeke uyanmaya çalışıyor. Aydınlık dolu günler, esenlikler dilerim.

Ayten Dirier 
 20.03.2010 23:02
Cevap :
Bazı yazıların satıraraları dışında pek denemediğim bir tarz olan mizah tarzının kıyılarında gezinmek istedim bu yazıda saygıdeğer Ayten hanım. Ama o bizim kuşağa has "toplumsal sorumluluk" ve duyarlılık yakamı bırakmadı. Değerli yorumunuzda "ülkemiz de bazı sorunların sancısını çeke çeke uyanmaya çalışıyor..."derken haklı bir umut aşılamışsınız. Değişimin bu denli yoğun olduğu bir dönemde -dezenformasyonları ayıklayarak- hem değişimin yönünü algılamak, onu doğru okumak ve sentezleyerek yeni bir forma büründürmek hem zaman almakta hem de uzun süreli "sancılar"a yol açmakta! Sizin gibi erdemli düşün-yazın insanlarımızın yaydığı ışığın aydınlığında, tüm yurttaşlarımıza ve ulusumuza aydınlık günler dilerim ben de...  22.03.2010 13:58
 

Ne güzel bir bakış açısı, ustalıkla yan yana gelmiş cümleler, düşünülesi anlamlar.. Çok hoş ve "doluydu" sevgili yazarım, kaleminize tebrikler.. Uyku sadece ve sadece fiziksel olarak bedenimizi dinlendirmek, zihnimizi yenilemek için, doğal bir ihtiyaç kapsamında yararlanıldığında, evet, gerekli.. Ama onun dışında, uyumak... : kaçmak, üstünü örtmek, görmezden gelmek, çözüm getirmek yerine unutmaya çalışmak.. anlamına geliyor bence.. En içten sevgilerimle..

Mor Okyanus 
 22.02.2010 17:02
Cevap :
Bir de böylesi bir tarz deneyim dedim. Çağrışımlar zincirinizi boşaltıp aklınıza geldikçe bir yerlere karaladıkça, biriken su damlaları misali bir bakmışsınız blog kabınız doluveriyor. "Mor" olmasa da, "okyanus" kadar dolmasa da...Bu değerli katkınız ve övgünüz için sonsuz teşekkürler, selamlar ve güzel günler dileklerimle...  23.02.2010 9:02
 

Dün ve bu gün sizin yaşadığınız kent Ankara'da, yeniden uyanışa doğru bir eylemler zinciri ve tekel emekçileri simgesinde, bir dayanışma vardı... Dilerim, bu zor zamanlarda, yeniden kurgulanmaya çalışılan bu coğrafyada, ''yeniden uyanış''a önemli,bir katkı sunmuştur...Güzel,eğitici ve uyarıcı satırlarınızı bu akşam okurken hem bunları düşündüm, hem de Eugene Pottier 'in yıllar önce, mum ışığında yazdığı satırları... Dostça selamlarımla.

zeki etferat 
 21.02.2010 18:48
Cevap :
Evet üstad, bozkırda açan kaktüs çiçeği duydu sanki sizi, bizi, yazdıklarımızı... Görkemli ve anlamlı bir geceydi dün gece başkentin kalbinde yaşanan! "Uyan artık uykudan uyan- Uyan esirler dünyası - Zulme karşı hıncımız volkan - Bu ölüm-dirim kavgası..."(Eugene Pottier). Yürekten sevgiler ve dostça selamlarımla...  22.02.2010 14:13
 

Yüzüme yayılan bir gülümsemeyle okudum yazınızı. Çok hoştu. Son satırdaki isteğinize ise ben de katılıyorum, uyanma zamanıdır. Sevgi ve saygıyla...

Nilgün Akad 
 19.02.2010 0:34
Cevap :
Sizler gibi değerli insanların çehresinde küçük de olsa bir tebessüme vesile olabilmek benim için büyük onur ve mutluluk vesilesidir. Bilesiniz. Sevgiler ve dostça selamlarımla sevgideğer Nilgün hanım.  19.02.2010 15:42
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 335
Toplam yorum
: 3204
Toplam mesaj
: 251
Ort. okunma sayısı
: 2371
Kayıt tarihi
: 05.10.07
 
 

Samsun/Ladik doğumluyum. Çocukluğum ve ilk gençlik yıllarım babamın görevi gereği ülkemizin Orta ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster