Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Haziran '10

 
Kategori
Hukuk
Okunma Sayısı
1231
 

Üstünlerin Hukuku Hukukun Üstünlüğünü Döver...!

Üstünlerin Hukuku Hukukun Üstünlüğünü Döver...!
 

Siyaset Bilimci Gazeteci Yazar, Öner Samanlı yorumladı...


Hukukun üstünlüğümü, Üstünlerin hukukumu, Yoksa emperyalist dış baskın siyasi bir hakimiyet mi..?

Demokrasinin temel varlığı, yaşam koşutudur hukuk devleti ilkesi. Hukuk devleti olabilmenin esası da, hukukun üstünlüğü temeline dayanmasıdır.

En kestirme tanımla, bireylerin ve devletin yani kamu görevlilerinin yasalar önünde “her yönüyle eşit” olmalarıdır.

Öncelikle yasama ve yürütme erkleriyle yönetimin, bağımsız yargı organları tarafından hukuka bağlı kalınarak denetlenmesi ve bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin güvence altına alınmasıdır.

Hukukun Üstünlüğü bu tanımlamaların yanı sıra, çağdaş dünya düzenine yine çağdaş değer olarak sunulan kavramlardan biridir.

Ülkemizde bu alanda bir kavram karışıklığı yıllardır tartışılır ve yaşanılır.

Fark edilemeyen iki ana husus yıllardır yazılarım ve ders notlarım arasında belirgin olarak göze çarpar.

Birincil olarak, dünya ve ülkemizde hukuk ve hukuk üstünlüğü anlayışının, günümüzde çağın belirleyici özelliği olduğu kanaatinde olmadığımdır.

Bugün dinsel örneklerden yola çıkanlar esas itibarıyla bu örnekleri verdikten sonra acaba kendileri bu dinsel bağlılıklarıyla, bu öğretilerin doğrultusundaki bir etik misyonu üstlenebilmekte midirler..?

Başbakan, Recep Tayyip Erdoğan, görüşümüze göre pek de insani yardım olmayan, (insana zulüm hareketi olarak değerlendirdiğimiz ve bu husustaki görüş ve düşüncelerimizi de evveliyatta yine bu köşelerde yazdığımızla sabit) “Gazze’ye İnsani Yardım” adı altında gerçekleştirilen ve sonu 9 masum Türk vatandaşının ölümü ile sonuçlanan bu gayrı meşru hareketin sonrasında, Dünya kamuoyuna anlam olarak şöyle seslenmiştir;

Hukukun üstünlüğü değil, üstünlerin hukuku olmalıdır.

Ne demektir, üstünlerin hukuku…

Güçlü olan üstündür.

Kimdir güçlü olan..?

Ekonomik, siyasi, askeri, hukuki, devlet yapısı, nüfus yoğunluğu ve bütünlüğü vb. unsurlar bunlar içerisindeki belirgin vasıfları, üstünlüğün belirginliğinde ortaya koyabilenler ama kişiler ama ülkelerdir.

Kişi olursa Faşist lider,

Ülke olursa Emperyalist Ülke,

Diye yıllardır bağır çağır söylemekle yetindiğimiz, önlem ve çözümlerini bulamadığımız, sosyal yaralardır.

Tarihin derinliklerine yol aldığımızda günümüz adalet anlayışından çok daha güzel örneklere rastlamamız mümkündür.

Hep anlatılan bir örnektir.

Güçlü Osmanlı ordusu savaşa gittiği topraklarda konuşlandığında, sahipsiz bulduğu ancak sahibinin de olduğuna inandığı, bağ, bahçe ve tarladaki ekinden, meyve ve sebzeden yararlanır ancak bunların bedelinin fazlası olarak birkaç kese altını da mutlaka o mecraların sahiplerine ulaştırabilecek gereklilikleri yapardı.

Bu durum tam anlamıyla hukukun üstünlüğünün bir örneklemesidir.

Tarihin tozlu sayfalarını karıştıranlar yine; sahabe ve halife sıfatına sahip Hz. Ali’nin, Kadı Şureyh önünde, bir gayrimüslimle aynı safta, yan yana durarak yargılandığı gerçeğini öğreneceklerdir.

Mahkemeye şahit olarak oğlunu gösteren Hz. Ali’nin, bu şahidi yakınlık sebebiyle mahkemece kabul edilmediğini ve Hz.Ali’nin mahkemeyi delil yetersizliğinden dolayı, kaybettiğini de işte bu olayın içerisinde hayretle okuyabilirsiniz. (Bu tarzda olanlara da mesaj olsun..!)

Sonrasında ise, bu adaleti gören gayrimüslimin pişman olup, gerçeği itiraf ettiğini ve Müslüman olduğunu dipnot olarak ekler isek, gerçekleşen durum sonrasındaki varılan sonuç ta, tamamen “hukukun üstünlüğü” anlayışının, “üstünlerin hukukunun” önünde olmasının tarihsel kanıtıdır.

İkinci olarak, Çağdaş modern dünyada ve ülkemizde ise, hukukun üstünlüğünün değil, üstünlerin hukuku anlayışının egemen olduğuna inanışımızın hakim durumudur.

Dünya üzerindeki üstünler hakimiyetinin belirgin özellikleri emperyalist ve kapitalist ülkelerin konumlarına iyi bakmakla görülebilir.

Ülkemizde; Cumhurbaşkanı, Başbakanı, Genelkurmay Başkanı, Rütbeli Askeri, Anayasa Mahkemesi Başkanı, Hakim ve Savcıları, YÖK Başkanı, Ticari Sınai Mesleki Kurumların Yöneticileri, Milletvekilleri, Müsteşarlar, Emniyet Müdürleri, (örnek daha çoğaltılabilir)ile aynı anda bu ülkenin sıradan vatandaşının, (kısacası hassosu ve memosunun) kanun önünde eşit sayılmasına dair endişelerin sokaklarda anket sorgusu olarak soruşturulduğunu düşünelim.

Verilen yanıtların tamamı kesinlikle hepimizin verdiği yanıtlar genelde aynı odakta buluşacaktır.

“Nerede o günler”

“Mümkün değil”

“Büyük adamlar ile sıradan vatandaş aynı olur mu..?”

Ne demektir bu söylemlerin vardığı nokta.

Hukukun üstünlüğü yoktur, ülkemizde üstünlerin hukuku vardır.

Başbakan, Recep Tayyip Erdoğan, dünya milletlerine üstünlerin hukuku değil, hukukun üstünlüğü olmalıdır istemini iletirken, oysa Türkiye’de durum nasıldır, kesinlikle onu da bilmektedir.

Ben yaşadığım elli yıllık süreçte yukarıdaki kişilerle yan yana durarak yargılanabilen sade vatandaşa hiç rastlamadım.

Sizlerinde rastladığını hiç sanmıyorum.

O halde, öncelikle başbakandan başlayarak, tüm makam ve mevkide bulunan zevatlarla, sokaktaki zevatın eşit haklara ve hukuka sahip olduğunu bu milletin fertlerine ispat etmek gerekmektedir.

Maden ocağında, kömür tozu yutarak, mutlak tüberküloz ölümlü maden işçisi, Bağ-Kur’lu küçük bir terzi esnaf, bir ilkokul öğretmeni, tarladaki pamuk toplayan mevsimlik işçi, demir çelik fabrikasında ateş kazanının önünde ölümle yaşam arasında çalışan vasıflı vasıfsız işçi 20-25 yıllık sosyal güvenlik primi ödemeleri halinde emekli olabilirken, bunların vekillerinin 2 ila 4 yıllık bir hizmet sürelerinde emekli olmalarının neresindedir de biz göremiyoruz, bu hukukun üstünlüğü…?

Emekli bir işçinin aylım maaşı, 500-600 TL.sı iken, 2-4 yılda emekli olan milletin vekili aylık 8000 ila 10000 TL. maaş alıyorsa bu durum ne kadar hukukun üstünlüğünden söz etmemizi sağlar ki..?

Adalet Mülkün Temelidir, yazan tüm adliye ve duruşma salonlarında, hak arama yollarında sade bir vatandaş olarak hak ve hukukunuzu ispat etmek için hangi desibelde ve hangi kısıtlılıkta konuşabileceğinizi biliyor musunuz..?

Adaletin mülkün değil de, kadıdaki kürkün bedeli olup olmadığının hala tartışıldığı bir ülkede özellikle nasıl olurda, hukukun üstünlüğünden söz edebilirsiniz.

Dünya insanından, ülkelerinden, “üstünlerin hukuku değil, hukukun üstünlüğü” talebinde bulunan kişi aynı taleple yurttaşı olan insanlarına da beklentilerinin doğru cevaplarını vermek zorunda değil midir..?

Öyledir ise, Mersin’de kamuoyunca bilinen çitçiye başbakanımız neden git ananı getir diyebilmektedir ve bu söylem suç değildir..?

Hukuk üstün ise, neden başbakanın her Mersin ziyaretinde, bu sade yurttaş, Emniyet Müdürlüğünde konuk edilmektedir..?

Neden seçmenini seçen sade yurttaş, seçtiği vekilinin yanına çat kapı olmasa da, bir yığın sorgulama ve soruşturma olmaksızın gidememektedir.

Siz hiç TBMM, koridorlarında, salaş, perişan giyimli ziyaretçi kişilere hiç rastladınız mı..?

Maalesef modern dünya böyle bir tabloyu insanlığa henüz armağan edememiştir.

Anlamına haiz, olgun demokrasiyi yaşayabilirsek, bu tabloları da yaşayabiliriz hiç şüphesiz.

Anlamıyla örtüşen demokrasi olmadan hukukun üstünlüğü ilkesinin sağlıklı işleyeceğini ve muhtevasının değişmeden kendini koruyabileceği asla düşünülemez.

Ülkemizde, güçlü çıkar çevresinin taleplerine göre değişken bir üstünlük vasıfları varlığını gösterir.

Acaba bukalemun üstünlüğü demek yerinde mi olur..?

İtiraz edenler için, bunu anlamanın en iyi yolu, ülkemizde yaşandığı iddia edilen, hukukun üstünlüğü-üstünlerin hukuku karmaşasının kavram sorgulamasından geçecektir;

Örnek 1:

    Hukukun üstünlüğü ilkesinde üstünlük, Yargı organının ve atanmış elit kişilerin millet adına karar verme üstünlüğü müdür..?

Örnek 2:

    Meclis aritmetik çoğunluğu ile onaylanan ve halkının en az %70'nin hüsnü kabul gördüğü bir kararın, sadece klasik düzen istemiyor diye, yetkisi olmadığı halde esastan reddedilmesi midir hukukun üstünlüğü..?

Örnek 3:

· Sosyal adaletin kişiler ve mevkiler arasında farklı farklı uygulandığı ve bunun da yasalarla böyledire dayandırıldığı bir sistemde mi gizlidir, hukukun üstünlüğü..?

Örnek 4:

· Eskilerin tabiriyle, “zenginin arabası dağlar aşar, fukaranın ki dağda şaşar” ken, gelir bölüşümünün, sosyal adaletin tüm yurttaşları arasında eşit olarak uygulanır olmadığı bir ülkede midir, hukukun üstünlüğü..?

Örnek 5:

    Hukukun üstünlüğü ilkesindeki üstünlük; seçimle gelen hükümetlerin askeri darbelerle düşürülmesi gibi bir şey midir..?

Örnek 6:

    Kot pantolonla yahut bir iki günlük sakalla kazara işe gelmiş memur, kılık kıyafet yasaları ve memuriyet kanunu gereğince ceza alırken, ülkemin bakanının, milletvekilinin dini mesajlı sakallı görevinin başında olması, kamuoyunun önünde alenen demeçler vermesi midir, hukukun üstünlüğü..?

Örnek 7:

    Sen bu devleti, hükümeti yönetemedin diye asılan başbakan ve bakanların cezalarının uygulandığı bu ülkede, binlerce masumun ölüm emrinde imzası bulunan bir PKK elebaşısının, aynı İmralı adasında, paşa paşa beslenmesi midir, hukukun üstünlüğü..?
    Yahut, kahrolsun ABD, Yaşasın tam bağımsız Türkiye diyen üniversiteli gençlerin asılmasının yasallığının neresindedir de biz göremiyoruz, bu hukukun üstünlüğü…?

Örnek 8:

    Hala kendi örf adet ve temel değerlerine göre kanunlarını hazırlamakta, Anayasasını belirlemekte aciz, Roma, Fransız, İsviçre gibi ülkelerin benzer kanunlarından alıntı ve çalıntı ile mevcut kanunlarıyla yurttaşlarına verdiği mutluluk/mutsuzlukların neresinde gizlidir bu hukukun üstünlüğü..?

Örnek 9:

    Toplumların olmazsa olmazı temel hak ve özgürlükler nelerdir, bireyin öğrenim, sağlık, sosyal güvenlik gibi temel haklarının temel haklar arasında yer alabildiği ve eşitlik prensiplerinin uygulandığının neresindedir, hukukun üstünlüğü..?

Örnek 10:

· …………..

· …………..

Örnek 99:

· Hukukun üstünlüğü ilkesi, hukukun sınırları aşan bir özgürlüğe sahip olduğunun anlamı mıdır..?

Örnek 9999:

· Bizim bu sınırlı yazım alanında sıralayabildiklerimiz bunlar.

· Bukalemun üstünlüğünün, neresindedir de biz göremiyoruz, bu hukukun üstünlüğü…?

· Zaman, mekan, kişi, kişiler, her şeye ve her şeye rağmen değişken olabilecek, olabilir, almalıdır, “ya bırak hocam bu milleti sen mi kurtaracaksın” diyebilenlerin aymazlığında mı gizlidir, bu hukukun üstünlüğü, yahut ta üstünlerin hukukunun üstünlüğü, nerededir de biz hala göremiyoruz, bu hukukun üstünlüğünü…?

Olanlar canım ülkemizde oluyor….

Devlet çatır çatır dış sermayeye parça parça satılırken,

İktidar olanlar iktidarım diye at oynatıp, muhalefette aylak ağızla bakarken,

Namus ile türban kavgası özdeşleştirilirken,

Hala günbegün üçbeş memleket evladı asker, polis sözde şehit oldu diye diye, “Şehitler ölmez vatan bölünmez” nidaları altında toprak altını boylarken,

Dünyanın ileri teknolojisine sahip, atom bombası altında ezilmiş Japon milleti, hala devletine günde 2 saat ücretsiz çalışırken, bizlerde güle oynaya, “devlet malı deniz yemeyen olur domuz” derken,

Asalak bir gençliğin olmasından şikayet ederken, o gençliğe milli ve manevi değerleri aşılamakta zorlanırken,

“Ne Mutlu Türküm Diyene” demekten arlanan, ben kürdüm dedirtilen, yıllardır koyun koyuna yaşayan ülkemiz insanı bölücü tuzaklarla birbirlerine düşman edilmekteyken,

Hukukun üstünlüğünü istiyorum/uz..!

Ama hukukun hukuk olduğu bir hukuk olmak koşuluyla…

Aristokratların kendilerine model olarak yazdıkları değil, sosyal adaletin, özgürlüklerin, paylaşımların, hakların adil ve eşit olduğu ve uygulandığı bir hukukun üstünlüğü…

Olursa hukukun üstünlüğü olsun diyoruz…

Adı ister Cumhuriyet, ister Demokrasi olsun, yönetim şeklindeki adil ve halkça, adil ve hakça olmayan bir hukukun üstünlüğünü de, üstünlerin hukukunu da red ediyorum/z..!

Öner SAMANLI

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 324
Toplam yorum
: 64
Toplam mesaj
: 24
Ort. okunma sayısı
: 1619
Kayıt tarihi
: 22.08.08
 
 

Prof.Dr. Öner Samanlı, yıllarını eğitim ve öğretim faaliyetlerine adamış, birçok bilimsel makalen..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster