Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Eylül '14

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
67
 

Utku

Utku
 

"Büyük işleri yalnız büyük milletler yapar" (Atatürk)


İlk Meclis'ten Muhiddin Baha (Bursa Mebusu) bir Ankara hikâyesi anlattır Falih Rıfkı'ya. 

Büyük Zafer sonrası onlar da sevinçten ne yapacaklarını bilemiyorlardır. 

Meclis'te bir aralık ellerini yıkamaya gitmiş Muhiddin Bey, Mustafa Kemal'in muhaliflerinden olan  asık suratlı bir milletvekili görmüş:
-Yahu nedir bu halin? Diye sormuş. 

Öteki dudaklarını ısırarak:
- Ne var sanki? Nasıl olsa İzmir'i bize vereceklerdi, nesini büyütüp duruyorsunuz? Diye çıkışmış.
Sonra da:
- Yunan'dan kurtulduk, bakalım Mustafa Kemal'den nasıl kurtulacağız? ...
Evet, muhalifler ve rakiplerin rengi kaçmıştır. Ah! Bir kurşun, son Yunan kurşunu Mustafa Kemal'in göğsüne saplanamaz mıydı?
O günlerde de böyleydi. Kin, kolayca hıyanete kadar götürür. O gün rengi kaçanlar veya onların kinini güdenler, şimdi bile o günün hatırasını söndürmeye uğraşmakta değil midirler?
Bu zihniyet, kinini 92 yıl sonra hala Atatürk üzerine kusmaya devam ediyor, asılsız ithamlarla, ağır itibarsızlaştırma çabalarıyla.
*
30 Ağustos'tan 9 Eylül'e uzanan günlerde, karşı cephenin 1. kolordu komutanı Trikopis esir alınır. Esir alındığında Yunan kuvvetleri başkomutanlığına atanmış olduğunu da kendisine, tebliği ele geçiren Türk askeri verir, büyük saygıyla karşılanır. Mustafa Kemal'e kadar herkes Trikopis'e gereken duyarlılığı gösterir.
Bugün, düşman ordularının başkomutanına saygıda kusur etmeyen bir insandan, kendi ülkesinin vatandaşı siyasi rakibine en ağır hakaretleri eden, dini ve örfi değerlerini küçümseyen ayrıştırmacı zihniyet noktasına biz nasıl geldik, anlaşılır gibi değil!

*
Zorunluluğu olmayan keyfi bir taarruz değildir Büyük Taarruz, yurttaki düşmanı sökmek amacıyla yapılmıştır.
Yaz mevsiminin sonunda gerçekleştirilmek üzere, her ayrıntısı planlanmış, hareket kabiliyeti kazandırılmış, dinlenmiş, 1 yıl hazırlanmış ordularla yapılmıştır.
Ölüm kalım savaşıdır, ülkenin çıkarabildiği son varlığıdır ve eldeki son kuvvetlerle sonuç almak gerekmektedir.
Harekât, baskın çevirme planı şeklinde düşünülmüştür. Başkomutanı, Anafartalar kahramanı, Doğu Cephesi'ndeki tek olumlu işleri yapan 2. Ordu'nun başarılı paşası, dağılan Yıldırım Orduları Grubunu toplamayı başarıp düşmanı en sonunda durduran, Sakarya'yı mucizevî bir şekilde kazandırmış bir askeri dehadır. Mustafa Kemal'in planı sezilememiş, esir edilen Yunan 1. Kolordu komutanı Trikopis de "baskını fark ettiğimizde her şey bitmişti." demiştir.

Büyük Taarruzla, İngiliz denetlemelerinde "6 ayda düşmez" denilen Afyon mevzileri 15 saatte paramparça edilmiştir. 
Büyük Taarruz, Türkiye Cumhuriyetinin hakiki 2 mareşali, meydan savaşları kazanmış Mustafa Kemal ve Fevzi Çakmak'ın muhteşem eseridir.
Başkomutan Mustafa Kemal ve Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak bu taarruzu planlamış ancak cephe komutanı İsmet Paşa ve 2. Ordu komutanı Yakup Şevki Paşa bu plana açıkça karşı görüş bildirmişlerdir. 1. Ordu komutanı Nurettin Paşa ise "Henüz toplantıya teşrif ettiği" gerekçesiyle yorum yapmaktan uzak durmuş, gerçi İzmir'e girildiğinde harekâtı sahiplenip "İzmir Fatihi" imzasıyla bir kartvizit çıkartacak kadar da kibirlenmiştir. 

Yakup Şevki Subaşı, Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının Harbiye'den öğretmenidir ve cepheden taarruz ederek temkinli davranmayı, olmadı mı geri çekilip tekrar toparlanmayı ister. Elbette bu, kesin sonuç aldırmayacaktır. Mustafa Kemal, "Elimizde avucumuzda son kuvvetler bunlar" olduğundan söz ederek, sonucun da bu kuvvetlerle alınacağını söyler.
Yakup Şevki Paşa daha sonra başarı sağlanıp düşman sürülmeye başlandığında taarruz emrini de çekinceyle karşılamış, Mustafa Kemal bu emri bizzat kolordu komutanlarına iletmiştir. Harekâtın kesin bir zaferle (utkuyla) sonuçlanması, hocasının Mustafa Kemal'e büyük bir saygı ve hayranlıkla bağlanması sonucunu doğurduğu da bir başka anekdottur.
*

Mustafa Kemal Ankara'dan çıkarken "15 gün sonra İzmir'deyiz" demiş, İzmir'e varışı yalnızca 14 gün sürünce "Suç bende değil, düşmanda." dipnotunu tarihe kaydetmiştir.
Elbette, Ankara yolu boşaltılarak büyük bir risk alınmıştır ancak o risk de başarılı bir şekilde önlenebilmiştir. Kaldı ki düşmanın asıl kuvvetleri, bulunduğu mevzileri terk edecek kadar ileri gidemeyecektir. Mustafa Kemal, Ankara'dan çıkarken bazı "Davet, ordular arası futbol maçı…" görüntüsüyle harekât başlatılmış, düşman ordularını çevirme, Türk süvarisi (atlı birlikler) manevralarıyla, ustaca tamamlanmıştır. Türk topçu birlikleri de bu iş için mükemmel hazırlanmıştır. Türk topçusu hakkında en iyi bilgiyi Atatürk verir:
"Arkadaşlar! Topçularımız bu mevzilere gece geldiler ve karanlık içinde mevzi aldılar ve günün ağarmasıyla beraber bütün dünyanın gözleri açıldığı zaman, ateşe başladılar. Tam bir takdir ve saygıyla bunu anmak isterim ki, topçularımızın o gün göstermiş olduğu ustalık ve anlayış, bütün dünya topçuları için örnek olacak nitelikte idi. Askerlik hayatımda bu kadar eksiksiz bir topçu ve bu kadar eksiksiz yönetilmiş bir topçu ateşi nadiren gördüm. Topçularımız, saat 4.30'da atışa başladılar; bilirsiniz ki, topçulukta evvelâ ateş düzenlemek için, atış yapılır. Yarım saat içinde bütün bu cephe üstünde atış düzenlenmiş ve saat beşte, yani yarım saat sonra, bu saydığım hedefler üzerine şiddetle etki atışına başlanmıştır. Bu mevziler, çok ve çok sağlamdı. Bu mevzilerin savunma ile ilgili değerini en son inceleyen bir İngiliz Kurmayının verdiği raporda, ‘Eğer Türkler, bu mevzileri dört, beş ayda işgal ederlerse, bir günde düşürdüklerini iddia edebilirler.’ deniliyordu. Fakat Türklere, bu mevzileri ele geçirmek için üç dört ay değil, bir gün de değil, yalnız bir saat yetmişti."
* * * 

Sonuç olarak Başkomutanlık Meydan Savaşının yalnızca hazırlık aşaması bile göz önüne alındığında, onu "bir yerlerle" karşılaştırmak Mustafa Kemal Atatürk'ün dehasını, en hafif tabirle "anlamamış" olmaktır. Kaldı ki bugünün vatanseverleri, iyi birer siyasetçi olsalar da jeopolitik, strateji ve askeri bilginin ne kadarını, ne ölçüde kullanabilme yetisine sahiptir? “Başkomutanlık” manasına bunun kanıtları “Anafartalar” ve “Sarıkamış” neticesinin karşılaştırılmasıyla gözler önüne serilmekte değil midir?

gülsen tunçkal bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 276
Toplam yorum
: 141
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 1039
Kayıt tarihi
: 19.11.12
 
 

Evli, 2 evlat babası, 1965'te doğdu, inançlı, müziksever, insansever, yurtsever, iyi yüzer, ünive..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster