Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Şubat '10

 
Kategori
İstanbul
Okunma Sayısı
590
 

Uyan Türkiye, uyuma artık

Uyan Türkiye, uyuma artık
 

İstanbul Tarabya gibi nezih bir semtin Kireçburnu sahili gibi de nezih bir yerinde oturuyorum. Sabah saat 08:00. Uyanıyorum ev buza kesmeye başlamış yavaş yavaş hissediyorum burnumdaki üşümeyi. Ben bu saatte uyanmam cumartesi ise günlerden ama çizmem gereken çok öenmli bir projem var ve gece yattığımda aklıma süper fikirler gelmiş, değerlendirmeliyim. Ama ters giden şey, elektrik kesintisi..

Bilgisayarımı açamıyorum tabi, ee başka ne yapabilirim, elimde bişeyler yapmaya çalışıyorum ama aynı anda jüri gününe yetişemezsem hocalarımın bakışlarını ve sözlerini düşünüyorum sadece. Ani karın ağrılar saplanıyor. Bişeyler yapmalıyım. Telefonla bir yerlere ulaşmalıyım çünkü saat 13:00. Şarjım bitmiş haberim bile yok. Telefon da gitti. Diyorum nasıl olsa gelir sonuçta BURASI İSTANBUL, onu da geçtim bu sene 2010 AVRUPA KÜLTÜR BAŞKENTİ İSTANBUL hem de.. Uyanıyorum ev iyice soğumuş, saat 17:50. Hala yok. Benim işim var ya ters gidecek yine herşey diye düşünüyorum. Üst komşuma fırlayıp telefonla arayalım diyorum. Onlar yüzlerce kez aramışlar bile, evde iki bebek, soğuktan battaniye altından çıkamayıp sadece ağlıyorlar. İyice sinirleniyorum ve nasıl telefona cevap vermezler ki deyip ben de çeviriyorum numarayı, evet cevap yok Afet koordinasyon merkezimiz var :) onu arayalım diyorum hemen açılıyor telefon. Cevap: Efendim çalışmalar sürüyor, 2 saate gelmezse tekrar arayın. Her iki saatte de aynı cevap. Akşam oluyor dışarıda fırtına var. İyice soğuyor ev. Gücümü kaybetmemek için birşeyler yiyip oturuyorum mum ışığında. Ee yapacak birşey yok ama düşünmekten iyice sinirleniyorum yine jüri günü, kaybedilen zaman, yukarıdan bebeklerin ağlama sesleri, çözülmeyen problemler ve hala sessiz kalmak..

Telefonun başındaki cevap vermeye tenezzül etmeyen devlet memuru, arızayı çözmeye çalışan işçi.. Bir yanda da kpss sınavında yüksek alan, buna rağmen yönetim yandaşı olmaması nedeniyle iş bulamayan bir sürü insan, elektrik mühendisi kaliteli milyonlarca üniversite mezunu genç.. Buna hala göz yumuyoruz ve Avrupa başkenti olayının şaşaalı gösterileriyle boyanıyor gözümüz. Konserler, gösteriler.. Saçma sapan harcanan paralar.. Bu mu başkent? Bir de kültür başkenti. Bu mu? Ben istemiyorum böyle başkenti, hem de hiç. Bir gün parası ödenmese cezalı fatura bindirmeleri, anında kesinti işlemleri çok hızlı ama.

Saat bir gün sonra 02:30 olmuş, ışıklar yanıyor. Yaklaşık 18 saatlik bir karanlık sonrası..

Biraz yüzünüz olsun kendinizi, şehrinizi, ülkenizi ve yaptığınız işleri savunmaya biraz. Her kanalda gazetede boy gösterirken biraz realistik olun. Nasıl bir utanmazlıktır bu nasıl bir körlük bizdeki de..

İşçiler, memurlar.. Artık sokaklarda aç kalıp bağırıp devletten zam istemeyin. Lütfen. Hanginiz adam akıllı yapıyorsunuz işinizi? Devlet dairesinde, hastanede , postanede, bankada rezillik, kendi evimde gününü geçirmeyerek ödediğim hatta kat kat ödediğim paramla ben rezil, komşum rezil, akrabam arkadaşlarım rezil..

Şu kadar sayıda çocuğum var bakamıyorum diye ağlamayın lütfen, ben kendime zor bakıyorum. Dinlemeyin o adamı, yapmayın bakamayacağınız kadar çocuğu. Gelmeyin büyük şehirlere ki bizim de iş imkanımızı bitirmeyin. Kalın doğduğunuz yerde, kalın eski insan halinizle.

Boyamayın artık gözümüzü. Lütfen. Biz şaşaalı gösteriler değil, insan gibi yaşamak istiyoruz sadece. Hakettiğimizi almak..

Ey yüce halkım.. Başımıza gelenler normal şeyler değil. Aç gözünü, yapma bize bunu. O pusulaya vurma oyunu iki ton kömüre.. Tükürülecek yüzlerini güldürme..

Kendine, kişiliğine, atandan gördüğüne saygı duy ve sahip çık milletine..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazınızda mantık var diye düşünebiliyor insan ama, birkaç soru sormak istiyorum size. Siz İstanbulun o en güzide dediğiniz semtinde oturabilmek için ne gibi bir işle uğraşıyorsunuz? Malum, parasız değil o güzide dediğiniz semt, gecekonduda bile oturamazsınız. Ben de insanlık ve herkesin insanca yaşamasını isterim ama, hiç kimse, buralar benim ve bana benzeyenlerin diğerlerine yaşam hakkı yok diyemez! Siz oralarda doğma hakkını buldu iseniz diğerleri de gariban ölmek zorunda değiller. Çok merak ettim geçim kaynağınızı gerçekten:) O semtte yaşıyorsunuz diye elektriğiniz hiç kesilmeyecek mi? Diğerlerinin kesilebilir ama sizin semtinizin insanlarının kesilemez ve bundan da o itip kalktığınız zavallı devlet memurları sorumlu... Siz yapın bu devlet memurluğunu madem...:)) Bakalım elektriklerin kesilmemesini sağlayabilecekmisiniz:))) Tuhaf bir ben merkezcilik!

yprkck 
 21.02.2010 21:23
Cevap :
Dışarıdan nasıl görünüyor ilemem ama bn burada doğmadım. Bildiğiniz Anadolunun bağrından kopup buraya okumaya geldim, okurken çalışıp hayatımı kazanıp aileme destek olabilmek için. Kiradır faturadır hepsini kendim yapıyorum. Okul ve iş o kadar zor oluyor ki beraber, sandığınız kadar burjuva bir hayat değil.Ben bu kadar uğraşırken, devlete sokağa attığım çöpün bile vergisini öderken devletin bana hiç yardım yapmaması, o telefonlarımın sürekli cevapsız kalması, elektrik idaresine gittiğinizde bir kişinin bile siz haklısınız dememes, pahalılık..bunlar göz yumulacak şeyler değil. İstanbul, Avrupa kültür başkenti ilan edilen şehirde yaşamak, herkesin harcı değil. Madem yaşayamıyorsun gelmeyeceksin. Ben yaşam koşullarına isyan etmiyorum, üzerime düşen görevi yapıp da karşılığını hiç bir şekilde alamamaktan bu yakınmalar. Siz bu yazıyı taraf tutarak okumuş ve değerlendirmişsiniz. Canınız sağolsun. Yine de teşekkürler  23.02.2010 12:22
 

Merhabalar Burçin hanım. Yazınızı çok dikkatli bir şekilde okudum. Evet işçiler memurlar sokaklarda bağırıp devletten zam isterler hiçbirisi düzgün yapmıyor işini. Ama bu yöneticilerin başarısızlığını simgelemez, biz türk milleti olarak üstümüze düşen görevi yapsak ne yönetilmeye ihtiyaç kalır nede yönetmeye. İnanın 6 senedir iş hayatındayım, işini düzgün yapan çok az insan vardır. evet bu noktada diyebilirsinizki yöneticiler imkan sağlasa daha güzel olabilir. İşte olmuyor, hep bi yerden patlak veriyor bazı şeyler. Bugün bana diyorsunuz ya basmayın o partiye oyunu. İnanın hiç bir parti yok oyumu alacak. hiçkimse haketmiyor çünkü. Sadece iyinin kötüsü olduğu için basıyorum. Baykal Avukat olsun, rte şair, bahçeli ne bilim haketmiyorlar doluyum çok doluuuuu...

Volkan Özçelik 
 18.02.2010 13:35
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 6
Toplam yorum
: 16
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 438
Kayıt tarihi
: 24.01.10
 
 

Merhaba.. Ben İstanbul Üniversitesi öğrencisi, fakat çok yakında mezuniyet işlemlerine başlayacak o..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster