Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Ocak '18

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
193
 

Uygar Yaşamak

Kültür, felsefe, sanat, din ve medeniyet toplumların insanlık tarihi boyunca ortaya koyduğu yapısal ilkelerle bir bütündür. Dünyanın farklı periyotlarında (kendi ekseni etrafında dönüşün tam 24 saat olduğunu düşünürsek, sabit olduğu eliptik yörüngelerde zaman ölçüsü yaklaşık değerlerle gün, hafta, ay, mevsim,yıl, asır, devir-çağ) gerçekleşirken binlerce yıldan günümüze kadar yurtluklar edinmiş birçok etnik ve dinsel toplumlar içerisinde inandırıcılığını koruyan yüzlerce ritüel ve davranış biçimi ile somut değer kazanmıştır. Olaylar ve kahramanlar ile insanlar arasında bilinçli bir uzaklığa sebep olan inan yolların tamamı tanrıların ve olağanüstü varlıkların destansı hikâyelerini insan varlığın yaşantısında yeniden konumlandırarak ders çıkaracak biçimde hikâye etme tekniğini kullanarak yönetmiştir. Evren-varlık-insan arasında esin dolu ve coşkun betimlemelerden öğretme ereğini güden bir bilgi alanının ya da bilimin temelini oluşturan ulusları, toplumları, kuruluşları etkileyen eylemlerden doğan olayları zaman ve yer göstererek anlatan tarihin dokusuna işlenmiş olan farklı yaşam görüşleri ve tarzları ile kültür göçü gerçekleşmiştir. Karşılıklı etkilenmeleri, olaylar arasındaki nedensel bağları ve  bunların daha önceki ve sonraki olaylarla bağlantılarını dikkate aldığımızda yaşamsal paradigmaları gelişmiş bilim, sanat ve endüstri alanlarında büyük gelişmeler  göstermiş, dolayısıyla yaşama biçiminde gerekli  refah düzeyine erişmiş eğitimli, görgü kurallarına uyabilen, algısı açık, üretken ve yaratıcı, uygarlığın gerektirdiği insancıl davranışlara sahip bir toplumu uygar kabul ediyoruz. Dünya tarihinde herhangi bir zaman diliminde gerçekleşmiş kültür, felsefe, sanat yada din ile ilgili bir olayı yok sayamayacağımız gibi bir olguyu, kavramı, nesnel  bilgiyi, imgesel  dili … yok sayamayız. Dünya kültür mirası olan her iz korunmaya ve yaşatılmaya değerdir.  “Uygar kelimesi, yerleşik hayata ilk geçen Türk kavimi olan Uygurlardan gelmektedir.” Anadolu coğrafyası bin yıllardır kültür elçiliği görevini sürdürürken tüm dünya milletlerine, dillerine, dinlerine … söz hakkı vermiştir. Farkında olalım yada olmayalım, kabul edelim yada etmeyelim  kültürümüzün, yaşantımızın, gelenek ve göreneklerimizin temelinde Şamanizm ve Tengrizm kökenli davranışlar diğer medeniyetlerle girift olmamızı sağlamıştır. Uygarlık ve medeniyet birbirinin yerine kullanılan iki değer olsa da uygarlığın medeniyetleri hacmine alabilecek genişlikte olduğunu söyleyebiliriz. Türkiye Cumhuriyeti ülkesi gelişmişlik adına sevinçle  karşılanacak kendine özgü niteliklerini Batı toplumları  ve gelişmiş uygarlıklardan koparıldığı ölçüde kaybetmektedir.  

Uygar yaşam,insanlık değerlerine bağlılık derecesine göre kademelenir. Kültür insanlarının özdeşim kurdukları  yaşamsal ölçeklerde çok yönlü gelişen ve içselleştirilen evrensel bir duyumsamadır. Kökleri uygarlıkların derinliklerine kadar uzanan ulusal kimliğimizin aktarılması için temel derslerden biri olarak okutulmalıdır. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 172
Toplam yorum
: 14
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 114
Kayıt tarihi
: 04.01.12
 
 

Birbirini tamamlayan yazma gayretimizle buradayız. Merhaba Sizleri üzerinde uğraş verdiğimiz yazı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster