Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Kasım '16

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
95
 

Uygarlık Tasması

Uygarlık Tasması
 

Foto Çağlar Çobanoğlu


Sonsuzluk Tefekkürü

hem baştan hem sondan

sonsuz sanılı candan

yasını tuttuğun yokluktan

keyfini tattığın varlıktan

yürümüşsen aşkın yolunda

gelecek manasına

canan gider sendeki can sonsuza

zamanı sollayan ruhunla…

M. Soyek

***

Sonsuzluğun tefekküründe zaman anlarını duyumsayarak yaşayabilmek, varoluş bilincinin zihin ve beden hazlarına asılı bir hediyedir…

Bilincimin derinlerinden eski bir Yunan bilgesi kulağımı çınlatmakta: “Dünyada ve evrende nice harikalar bulmak ve yapmak mümkündür; ama bunların en şahanesi her zaman insan olacaktır.” Gene de Friedrich Holderlin’in dediği gibi, “Hiçbir şey insan kadar yükselemez ve onun kadar da alçalamaz”…

Aslında insan gerçeği vahşi bir hayvan gerçeğinden farklı değildir. Hatta bu gerçeklik en vahşi hayvanı bile ürkütecek kadar vahşi olabilir. Ancak insan kendi gerçekliğinin bilincine varmış, yani kendini bilmiş bir hayvan olarak ve gene kendi tasarımı olan uygarlık tasmasıyla vahşi güdülerini dizginlemeyi seçmiştir. Uygarlığı dehşete düşüren ara sıra tasmasından sıyrılıp vahşi hayvan güdüsüyle davranan insanlardır. Ne zaman ki insan bir tasmanın uyarısına gerek duymadan kendini bilmiş iradesiyle uygarca yaşar, işte o zaman insanın vahşi hayvan gerçeği evrimleşip etkisizleşmiş olacaktır. Fazla da sıkmadan, insanın vahşi hayvan gerçekliğini kapatıp bir daha etkinleşmesini önleyecek tek toplumsal varoluş yolu (yani uygarlık tasması) ilerletilen demokrasi yoludur.

Biz aslında evrenin sonsuz görünümlü yalnızlığı içinde kendi varoluşumuza bir neden ve amaç aramanın verdiği rahatsızlıkla baş edebilmek için, maddenin doğal evrimine isyanından başka bir gerçeklik değiliz… İnsanlaşma aşkıyla maddeyi yenilenebilir varlıklar biçiminde üreten ve tüketen olabildiğimiz gün, evrenin sonsuz görünümlü yalnızlığı içindeki bu isyan kendine küçük bir anlam zaferi kazanmış olacaktır. Maddenin doğal evrimine bağımlılıktan kurtulmaya çabalarken bir eşkıya gibi evreni talan etmeden, maddenin doğasına sevgili ve saygılı kalabilmeliyiz…

Muharrem Soyek

Tülay EKER, Abdülkadir Güler bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İnsanın kendi varoluşuna bir neden ve anlam aramasının verdiği rahatsızlık, aynı zamanda iyi bir uyarıcı ve insanı diri tutan da bir durum sanırım. İnsanoğlu, kendi varoluşunun şükründe olur ve hakkını verme konusunda evrilebilirse bu evren için küçük ama kendisi için büyük bir adım olur. Kosmos içinde kapladığı alan bir toz zerreciği olsa bile...

Çiğdem Timur 
 15.11.2016 22:29
Cevap :
Çiğdem Hanım, çok net manalandıran bir özet gibi yorum geçmişsiniz. Teşekkürler.  16.11.2016 11:48
 

Denemenizi severek okudum Muharrem Bey..Sırtınızdaki çocuk torun olmalı. Allah bağışlasın diyorum... Esen kalınız...

Abdülkadir Güler 
 15.11.2016 19:49
Cevap :
Evet, benim torun. Adı Mert. Gelecek nesli sırtlama sorumluluğumu hatırlatsın diye sayfa başına koydum.  16.11.2016 11:57
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 393
Toplam yorum
: 2803
Toplam mesaj
: 236
Ort. okunma sayısı
: 1326
Kayıt tarihi
: 04.08.08
 
 

Parasız yatılı Darüşşafaka Özel Lisesi'nde iki yılı hazırlık sınıfı olmak üzere yedi buçuk yıl ok..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster