Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Ocak '16

 
Kategori
Doğal Hayat
Okunma Sayısı
34
 

Uygarlıklar Erozyonu’nda: Baklagiller

Uygarlıklar Erozyonu’nda: Baklagiller
 

Eğer tarım sürdürülebilir biçimde yapılmazsa, hiçbir şey sürdürülebilir olmayacaktır


Bilinen ilk tarım toplulukları MÖ 11 ve 9 bin yıllarında Zagros Dağlarının yamaçlarında, bugünkü Irak ve İran arasında kalan arazilerde yaşıyorlardı (Bereketli Hilal-Fertile Crescent). Ceylan, koyun ve keçi avlayarak, yaban tahılları ile baklagillertoplayarak yaşayan bu insanlar, küçük köylerde topluluklar halinde yaşıyor ve mevsimsel av kamplarıyla mağaraları yoğun biçimde kullanıyorlardı. /../ Kuraklığa dayanamayan bitkiler ve orman yakınlarından toplanan mercimek ve baklagiller yok oldu. Cennet bahçesi kurudu ve yiyecek kıtlığı başladı.(sf38-39)

/../ Kuraklık giderek kötüleşti, ama kuraklığa dayanıklı tarım bitkilerinin tohumları da çoğalıyordu.Başlangıçta, yabani tahıllar yağış alan tepe yamaçlarına ekiliyordu. Birkaç yüzyıl sonra çavdar gibi tahıllar ve mercimek gibi baklagillerdüzlükteki tarım topraklarına yayılmışlardı. Tarıma geçiş kalori başına harcanan zaman ve enerjiyi arttırmıştı.(sf 40) /../ Çaresizlikten başlayan tarım, Genç Drynas’dan sonra genişleyerek arpa ve bezelyegibi diğer ürünlere de yayıldı. (sf41) /../ Buğday ve baklagillerinehilleştirilmesi sonucu yörede nüfus hızla artmaya başlamıştı.(sf42)

/../ Columella’ya göre, iyi gübrelenmiş baklagillerve tahıl ekimi dönüşümlü yapılırsa tarlalar devamlı üretim sağlayabilirlerdi.(sf78) Roma prokonsülleri, ikiyüzelli bin kişilik orduları yönetiyorlardı. Yüzyıllarca barbarları önleyebildiler ama toprak erozyonunamani olamadılar.(sf82) /…/ Peru’nun Cola Vadisi’ndeki çağdaş çiftlikler, binbeşyüz önce inşa edilmiş terasları hala kullanılmaktalar. Atalarının yaptığı gibi çiftçiler, çeşitli ekim, baklagilleri de içeren rotasyon ve hayvan dışkısı ve külden oluşan gübreleme ile toprak verimliliğini devam ettiriyorlar.(sf103) İnsanlar topraklarına iyi bakarsa, toprak onları yaşatacaktır. Ama Mezopotamya, Yunanistan, Roma ve sonrasında gördüğümüz gibi, toprağın ihmal edilmesi uygarlıkların sonunu getirecektir.(sf103) /.../ Genel yöntem önce buğday sonra baklagiller ekmek ve bir sonraki yıl tarlaları nadasa bırakmaktı. Hasattan sonra sığırlar tarlalarda dolanıyor, ekim kalıntılarını et, süt ve gübreye dönüştürüyorlardı. (sf103)

Onyedinci yüzyıl tarım uzmanları yem ekimini yaygınlaştırdılar, karmaşık bitki rotasyonları uyguladılar, baklagil ektiler ve gübre kullanımını arttırdılar. Yonca toprağın nitrojen (azot) tutmasını sağlıyor ve sığırlara yem olarak verilebiliyordu.(sf119) /.../ John Evelyn1675’te, ideal üst toprağı için” yeryüzünde büyüyen ot, bitki, yaprak, dallar ve yosunun devamlı ve tekrar tekrar çürümesi sonucu mineral ve organik maddelerin karışımını içeren topraktır” demişti. Evelyn’e göre ne ekeceğinizi bilmek için toprağı tanımak gerektiğini belirtiyordu. (sf122)

Yüzey erozyonu o kadar yavaş ve uzun süre içinde gerçekleşir ki çiftçiler ne olduğunu anlayamazlar.”Toprak doğurganlığını yitirdi “ derler, ama belli belirsiz biçimde üst toprağı yok ettiklerinin farkına varmazlar.(sf183)

Uygulamaya konulan toprak koruma yöntemlerinin çoğu 1970’li yıllarda terk edildi(ABD’de).Hükümetler yoğun ekim programlarını teşvik etmeye başladılar. Ruslar’a ürün satmak için tarlaların ekilmemiş köşesi bırakmadı. Para getiren bitkiler, baklagillerve otları yerine geçti.(sf223) /.../ 1840 yılında Juntus von Liebig, toprakta organik maddelerin arttırılmasını, ot ve baklagiller ekilmesini savunuyordu… “Gün gelecek tarlalar kimyasal madde imal eden yerlerden oluşturulacak çözeltilerle gübrelenecektir “ demişti.(sf235)

Baklagillerin havanın serbest azotunu kök yumrularında bağladığını ve tahılların bunu yapamadığını 1838 yılında Jean-Baptiste Boussingault kanıtlamıştı.(sf237)

Bitkilerin çoğu topraktaki nitrojen miktarını azaltırlar. Yonca, bezelye, fasulyegibi bitkilerin köklerinde yaşayan bakteriler ise atmosferin nitrojeninden organik bileşimler oluştururlar. Bu süreç bitkiler için olduğu kadar bizim için de temel bir gereksinimdir. Çünkü kendi kendimize birleştiremediğimiz on çeşit amino asidi gıdalarımızla almak zorundayız.(sf248)

/…/ 1898’de Sir Willam Crookes, yıllık konuşma temasını ‘buğday sorunu-yani dünyanın nasıl doyurulacağı’ olarak seçmişti. Bilimin baklagilleri bir yana bırakacak bir çözüm bulacağına inanıyordu. “Kimyagerler bizi kurtarmalı.. Açlık ancak laboratuarlarda bolluğa çevrilebilir..” demişti. (sf251)

/../ Şu anda, kullanılan petrolün yüzde 30’unu tarım kesimi tüketiyor.(sf257)                                                /../ Organik veya endüstriyel tarım yapılan tarlalarda kazanımlar aynı olmuş ama endüstriyel tarım toprağın doğurganlığını olumsuz etkileşmişti.Baklagiller doğurganlığı koruyor, hayvan gübresi de arttırıyordu.(sf259)

/…/ Eğer tarım sürdürülebilir biçimde yapılmazsa, hiçbir şey sürdürülebilir olmayacaktır.(sf276)

 

 

Kaynaklar:

1- Toprak (Uygarlıklar Erozyonu) David R. Montgomery / TEMA- Türkiye İş Bankası Yayınları

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 272
Toplam yorum
: 141
Toplam mesaj
: 42
Ort. okunma sayısı
: 717
Kayıt tarihi
: 13.10.07
 
 

1959 Sinop Bektaşağa Köyü doğumluyum. Yaşamda, anlaşılacak bir şeyi olanlara ve bunu öğreti yapan..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster