Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Eylül '08

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
740
 

Uygulanmayan ve uygulanamayan kanunlar

Kanun; toplumun rasyonel yönetimi için oluşturulan, yaptırım gücü olan kurallardan oluşan metinlerdir. Ancak kanunların ne kadar süreyle uygulamada olacağı veya ne kadar süre sonra yenilenmesi konusunun açık olmaması, düzenleyiciliği kadar, karıştırıcılığını da ortaya çıkarmaktadır. En geri kalmışından en ileri toplumuna kadar, toplumların yönetim şekline göre, yasama veya otorite, kanunu çıkartmakta, ancak bunların değiştirilme şartları konusunda bir dayanak olmadığından, bir dönem çok gerekli olan bir kanun sürecini tamamladıktan sonra problem haline gelmektedir. Bu nedenle kanunlara da kullanım süresi konulmalıdır ki; belirli periyotlarda zorunlu olarak düzenlemeden geçirilsin veya uygulamadan kaldırılsın. 

Devlet yönetiminde (yasama, yürütme ve yargıda) sosyal antropolog, sosyolog, psikolog ve pedagogların bulunmaması, kanunların (toplumsal yapıya ilişkin analiz ve değerlendirmeler yapılmadan) eksik hazırlanmasına ve yanlış uygulanmasına, gerekli kanunların çıkarılmamasına veya gereken düzenlemelerin yapılmamasına neden olmaktadır. Bu durum vatandaşları suçlu veya potansiyel suçlu durumuna sokmaktadır. 

Bence ideal toplum, suç işlenmeyen toplumdur. Suç işlemeyen toplum için 3 önemli faktör vardır. 

Birincisi; toplumu objektif tanımlayacak ve tüm ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir yönetim şeklidir. 

İkincisi; yeterli niteliğe sahip yönetim grubunun olmasıdır. 

Üçüncüsü de; yürürlükte olan ve yeni çıkarılacak kanunların uygulanabilirliğini sorgulayan bir otorite kurulun olmasıdır. Suç işleyen bireylerden çok, yönetenler suçludur, çünkü suç işlenen toplum, eksik veya yanlış yönetilen toplumdur. 

Uygulamadaki kanun yanlıştır, ancak yenisi çıkarılana kadar kullanılmak zorundadır düşüncesi, hastanın derdine çare olacak ilaç bulunana kadar yanlış bir ilaç verilmesini kabul etmek gibidir. İlaç ya doğrudur ya da kullanılmaz. Uygulamadaki yasa doğru değilse yasasızlık daha doğrudur, yasasızlık yeni yasanın çıkarılmasını zorunlu kılar, yanlış olsa da yasanın varlığı, yeni yasanın çıkmasını engelleyebilir, geciktirebilir. 

Devlette süreklilik esastır, ancak parlâmento ve hükümetlerde süreklilik mümkün değildir. Her hükümet farklı siyasal tercihleri temsil edebildiklerinden bu konuda eş düzey duyarlılık göstermeyebilirler, bu nedenle bir devleti oluşturan her kesimin bulunacağı objektif bir kurumun “Toplumsal Problemleri Belirleme ve Çözüm Önerileri Üretme Kurulu” başlığında oluşturulması ile uygulanamayan kanunları ayıklayıp, gerekli düzenlemeleri belirleyip, çözüm önerileri üreterek suçsuz bir topluma yönelme sağlanabilir. 

KADRİ KANPAK 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sizin de çok doğru ve gerçekçi bir şekilde belirttiğiniz gibi DEVLETTE SÜREKLİLİK ESASTIR, ANCAK (devleti yöneten) PARLAMENTO VE HÜKÜMETLERDE süreklilik (demokrasi gereği) mümkün değildir. İşte bu nedenle de devlet yönetiminde kayıtsız şartsız GÜÇLER AYRIMI ilkesinin gerçekleştirilmesi şarttır. Günümüzde ise SÜREKLİLİĞİ mümkün olmayan parlamento ve hükümetler KANUNLARI belirleme hakkına sahip olduğu için DEVLETİN SÜREKLİLİĞİ ön koşulunu olanaksız bir hale sokmaktadır. Çünkü haksızlığı ve yolsuzluğu yapan siyasiler bir taraftan işlerine geldiği gibi kanunlar çıkarabilmekte diğer taraftan da YARGIYA karşı DOKUNULMAZ bir konuma sahip olmaktadır. Hükümette sosyal antropolog veya sosyolagların bulunması hiç bir şey ifade etmez. Önemli olan siyasetçilerin YARGI ve YASAMA kurumundan ellerini çekmelerinin sağlanabilmesidir. Kanun yapma yetkisi tamamen lıyakat sahibi, analitik düşünme becerisine sahip ama yönetme yetkisine sahip olmayan BİLİM ADAMLARI'na verilmelidir. Selamlar

Matilla 
 09.10.2016 11:25
Cevap :
Gerçekçi ve akılcı analizle bloga ilave kapsamdaki yorumunuza teşekkürler. Sevgiler selamlar  11.10.2016 13:07
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 603
Toplam yorum
: 2048
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1142
Kayıt tarihi
: 03.12.07
 
 

Her kesimi anlama ve kabullenme bilincimle; her kişinin asgari yaşam şartlarına sahip olabildiği,..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster