Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Ekim '13

 
Kategori
Bebek - Çocuk
Okunma Sayısı
952
 

Uyku kardeşim... Ver elini!

Uyku kardeşim... Ver elini!
 

Konu uyku olunca her annenin (ya da çoğu annenin diyelim) edecek birkaç kelamı vardır. Ben de uyku sorunu yaşamayan bir çocuğun, dolayısıyla uyku sorunu yaşamayan bir annesi olarak söz hakkımı kullanayım dedim. İyi mi yaptım kötü mü yaptım onu da yorumlarınızla ve geribeslemenizle değerlendiririz.

Çocukların bedensel ve zihinsel gelişimleri için düzenli ve yeterli uykuya ihtiyaçları vardır. Uykusu eksik kalan çocuklar sık hastalanırlar, öğrenme problemleri yaşarlar ve genellikle mutsuz/huzursuz çocuklar olurlar. Dr. Marc Weissbluth Healthy Sleep Habits, Happy Child isimli kitabında şöyle der: “Uyku problemleri (ya da bozuklukları) çocuğun yalnızca gecelerini değil gündüzlerini de kötü etkiler. Çocuk zihinsel olarak uyanık kalmakta zorluk çeker, dikkatini toplamada zorlanır, konsantrasyon güçlüğü çeker ve dikkati çok kolay dağılır. Aynı zamanda fiziksel olarak fevri hareketleri olur, hiperaktif ya da tembel olur.” Bütün bunlar da çocuğun ya da bebeğin gelişimini olumsuz etkiler elbette... Yapılan araştırmalara göre uyku sorunu olan bebeklerin %84ü, ilerleyen yaşlarında da şu veya bu şekilde uyku problemi yaşamaya devam ediyorlar.

Bebeklerin ya da çocukların uykularının kalitesiz olması ayrıca sürmenaj benzeri bir yorgunluğa/bitkinliğe neden olur. Mesela 0-24 aylık bir bebek gün içinde herhangi bir nedenle uyumayı reddeder ya da uyanık bırakılırsa, asıl yorgunluğuyla savaşmaya ve uyanık kalmaya çalışmaya başlar. Yetişkinler her zaman bu çabanın farkına varmayabilirler. Muhakkak gözle görülür bir direnç olmak zorunda değildir bu. Bu direncin sonucunda çocuk adrenalin salgılamaya başlar ve hiperaktif hale gelir. Bu durum çoğu zaman anne/baba tarafından “enerji fazlalığı” olarak yorumlanır ve çocuğun bir noktada verdiği uyuma kararı enerjisinin bitmişliğine bağlanır. Oysa ki bu noktaya gelmiş olan çocuğun uyku tercihi artık yorgunluktan ya da enerji yokluğundan değil, tükenmişliktendir. Çocuk yorgunluktan neredeyse bayılacak hale gelmiştir diyebiliriz. Normal uyku saatini geçirip hiperaktiviteye ulaşmış olan çocuk huysuz ve sinirli olabilir. Aynı zamanda öğrenme ve anlama kabiliyeti de yok denecek kadar azalmıştır. Bu durum aynı zamanda gece uyanmalarına da neden olabilir. Çünkü çocuğun ritmi bozulmuştur, vücudu hangi saatte ne yapacağından emin değildir. Böyle durumlara sebebiyet vermemek ve kaliteli uyuyabilmelerini sağlamak için çocuklarımıza bir uyku ritmi oluşturmalıyız, bedenlerinin bir ritmi olmalı.

Uykularının kaliteli dediğimiz durumda olabilmesinde de en büyük görev elbette anneye ve babaya düşüyor. Kaliteli uyku, herhangi bir nedenle kesintiye uğramamış, bütün evrelerinden geçilmiş uykudur. Uykunun kalitesi de en az süresi ve sayısı kadar önemlidir, çünkü çocukların sinir sistemlerinin gelişiminde çok önemli bir rol oynar. Çocuklara bebekliklerinden itibaren iyi bir uyku eğitimi vermeyi başarabilirsek yetişkinliklerinde de büyük ihtimalle sorun yaşamazlar.

Bir bebeğin hayatında önemli iki şey vardır: iyi beslenmesi ve iyi uyuması. Biz türk anneleri, bebeklerimizin iyi beslenmeleri için gösterdiğimiz çabayı uykuları için göstermeyebiliyoruz. Oysa ki birinin eksikliği en az diğerinin eksikliği kadar etkiler bebeğimizin sağlığını ve mutluluğunu... Bunun farkında olarak bebeklerimiz için yapacağımız her şeyi onların iyiliğini düşünerek yapmalıyız. Onlar için iyi olan bizim için olmayabilir, evet. Fakat annelik zaten fedakarlık değil midir?

Kızım Leyla, 22 Aralık 2009 doğumlu. Doğumundan itibaren Harvey Karp yöntemleri uyguladık. Yazdığı herşey kızıma çok uygundu. Zaten ilk 3 ay bebeklerin hemen hemen aynı olduğunu düşünüyorum. Birine iyi gelen diğerine de çoğunlukla iyi gelir. Yine önerdiği üzere ilk 3 ay bebeğin bizi yönetmesine izin verdik. Sallamaysa sallama, emzikse emzik, kundaksa kundak, sütse süt, ne diyorsa o! Yalnız her zaman kendi yatağında uyudu, asla bizim yatağımıza almadık. Zaten bu konuda fikir beyan edecek yaşta da değildi. Bugün dahi mecburen birlikte yatmamızı gerektiren durumlar olduğunda olayı garip karşılıyor, kendi yatağını arıyor. Hatta bizim yanımızda gözünü açtığında “men gidiyoyum” şeklinde rest çekiyor ve kalkıp gidiyor. Bu davranış da herhalde çocuklara “alışkanlık kazandırmanın” sonuçlarından biri...

Çocuğun kendi kendine uyumayı öğrenmesi pek çok açıdan önemli. Öncelikle gece uyanmaları kesilecektir. Bebekler nasıl uykuya dalarlarsa uyandıklarında da kendilerini aynı durumda bulmak isterler. Kendinizi onların yerine koyun: yatağınızda uykuya dalıp bir başkasının evinde uyansanız korkuya kapılmaz mısınız? Aynı durum onlar için de geçerli; annenin kollarında ya da salıncakta ya da kendi yatağından farklı bir yerde uykuya daldıysa çocuk, herhangi bir nedenle uyandığında da orda bulmak istiyor kendini... Bulamayınca da kıyamet kopuyor tabii. Ancak kendi kendine yatağında uykuya dalarsa gece uyandığında da şaşırmayacak ve yine uykuya dönmek için kendinden başka bir kimseden ya da eşyadan medet ummayacak. Böylelikle sizin uykusuz geceleriniz de yavaş yavaş son bulacak.

Biz Karp’ın “ilk 3 ay bebek ne derse o olur” kuralını 1.5 ay daha uzattık ve 4.5 aylık olana kadar uykuya dalması ve uykuda kalması için ne istiyorsa onu yaptık. Ne zaman ki 4.5 aylık oldu, uyku eğitimine başlamanın zamanı geldiğine karar verdik. Bu noktada da hikayemiz başlıyor.

Leyla’ya kendi kendine uyumayı öğretmek tam 4 gün sürdü. Eğer yöntemimi uygulamaya karar verirseniz sizin için 2 gün de sürebilir 7 gün de... Önemli olan tek bir şey var ki o da kararlı ve istikrarlı olmak. Eğer bu işe başlamaya karar verirseniz devamını getirin, vazgeçmeyin ve pes etmeyin. Aksi takdirde bebeğinizin kafasını karaştırırsınız, size olan güvenini zedelersiniz ve uyku meselesini çok daha büyük bir problem haline getirirsiniz. Yani eğitime başlamaya karar verdiyseniz çocuk kendi kendine uyumayı öğrenene kadar devam etmelisiniz. Çünkü maalesef bu işin mucizevi ve çabuk bir çözümü yok. Bebeğiniz öğrenene kadar sabretmelisiniz. Başlayalım mı?

Uyku eğitimine başlamadan önce dikkat etmeniz ve uymanızı tavsiye ettiğim 5 kural var:

Kural 1: Bir uyku ritmi oluşturun

Çocuğunuz hergün aynı saatlerde yemek yediği gibi aynı saatlerde uyusun. Gündüz uykuları da aynı saatlerde olsun gece uykusu da. Böyle bir ritm sadece uykusunun düzeni için değil, genel anlamda sağlığı için de önemlidir. Çocuklar uyumak için asla akşam saat 8’i geçirmemelidirler. Yukarıda anlattığım nedenlere ek olarak geç yatmak ve geç kalkmak vücudumuzun doğal olarak oluşturmak istediği ritme engel olmaktır. Bu dengeyi bozmak, bedenimizi pek çok sağlık problemine meyilli hale getirir. Bu durum bilhassa çocuklar için geçerlidir.

Güneş battığı zaman beyin epifizi melatonin salgılamaya başlar. Geceye doğru yaklaştıkça melatonin oranları gittikçe artar ve sabaha karşı 3-4 saatlerinde maksimum seviyeye ulaşır. O saatten sonra yavaş yavaş azalmaya başlar. Şafakla beraber 0’a yaklaşmış olur. Geç yattığımız zaman bu hassas döngü zarar görür. Geç yatıp geç kalkmak  ya da 8 saat uyumak durumu kurtarmaz çünkü denge çoktan hasara uğramıştır. Beyin epifizinin işlevi bozulmuş, vücut gereksiz bir yük altına sokulmuştır. Bu durumun sürekli olması halinde iç organlar da baskı görmeye başlar.

Geleneksel doğu tıbbı güneşin batımıyla beraber yatıp doğuşuyla beraber uyanmayı şart koşar. Madem bir bildikleri olduğunu modern tıp da ispatladı, biz de kaliteli uykunun ilk kuralı olan ritmi, önce çocuklarımıza sonra da kendimize uygulayalım.

Kural 2: Bebeğinize temiz hava aldırın

Kızım Leyla 1 haftalıkken dışarı çıkmaya başladı, o gün bugündür kar fırtına yağmur çamur demeden muhakkak hergün dışarı çıkarız. Tabii ki güzel olan havalarda dışarıda geçirilen vakit daha uzun oluyor, kötü havalarda ise kısa tutuyoruz. Önemli olan evin dışına çıkması ve temiz hava alması. Çünkü temiz hava sağlıklı ve güçlü çocuklar yaratır. Bir çocuğun iyi uyuyabilmesinin şartlarından biri de sağlıklı olmasıdır.

Biz türk anneleri yılandan korkmayız çocuğun “üşümesinden” korktuğumuz kadar. Gelin görün ki çocuğun temiz hava almadığı için hastalanma ihtimali üşüyüp hasta olma ihtimalinden çok daha yüksek. Havaya uygun olarak giydirip çıkardığınız sürece hiçbirşey olmaz, merak etmeyin.

Yaz ve bahar aylarında evimizin pencerelerini serinlemek ve rahatlamak maksadıyla açarız ama sonbahar kapımıza dayandığı vakit üşüme korkusu pencerelerimizi kapalı tutar. Ancak çalışmalar gösteriyor ki insomnia (uykusuzluk problemi) yaşayan insanların çoğu kış aylarında bu şikayetle uzmanlara başvuruyor. Soğuk korkusuyla kapalı tutulan evler tabiri caizse, bayatlar! Bu da kişinin uykuya dalmasını zorlaştırır. Bırakın çocukları, biz yetişkinler bile evdeki havasız ortam yüzünden uyumakta zorluk çekebiliriz.

O halde uyumaya niyeti olan çocuğun karşısına böyle bir engel çıkarmamak için mutlaka hergün kısa süreli bile olsa dışarı çıkın ve evinizi yaz kış demeden havalandırın.

Kural 3: Bebeğinize egzersiz yaptırın

Çocuğun hareket etmesi sadece iyi uyuması için değil, kuvvet kazanması, fiziksel gelişimi ve genel anlamda sağlığı için de çok önemlidir. Son yıllarda oldukça yoğun biçimde karşımıza çıkan “sağlığınız için spor yapın” kuralı çocuklarımız için de geçerlidir.

Biz Leyla’ya doğumundan emeklemesine kadar olan süre içerisinde sürekli masaj yaptık. Kollarını bacaklarını çalıştırdık. Bir bebeğe uygun olan bütün egzersizleri yaptırdık. Emeklemeye başlayınca kendi masajını kendi yapar hale geldi. Zaten emekleyen çocuk yaşına uygun olan sporu yeterince yapar.

Eğer çocuğunuz doğası itibariyle pek hareketli değilse, yukarıda saydığım nedenlerden dolayı öyle olması için çaba göstermelisiniz. Sürekli oturmak isteyen ve hareket etmeye teşebbüs etmeyen çocuğu çeşitli oyunlarla teşvik etmelisiniz. Eğer çocuk gün içinde fiziken yorgun düşmüşse kendi kendine uykuya dalması ve uykuda kalması çok daha kolay olur. Unutmayın ki fiziksel aktivite çocuğun sadece vücudunu değil beynini de geliştirir.

Çocuğunuzu hareket etmeye yönlendirmenin bir yolu onu mümkün olduğunca az kucağınıza almaktır. Bırakın yerde yatsın, oyun halısında oynasın, oyuncaklarıyla otursun, uzanmaya ulaşmaya çalışsın, yuvarlansın, kendi kalkmaya, doğrulmaya uğraşsın... Bebekleri fazla kucakta taşımamak motor gelişimleri için de önemlidir. Çoğu durumda bebeği akrabaların, misafirlerin kucaklarından uzak tutmak kolay olmayabilir ama bunun sınırını çizmeyi başarabilirseniz problem olmayacaktır. Tabii “çocuğu kucağınıza almayın” demek çocuğu kucaklamayın demek değil. Sevginizi onu taşımadan da göstermeniz pekala mümkün. Çocuğun sürekli kucakta taşınmaması anne-baba bağımlısı olmasını da önleyecektir diye düşünüyorum. Tabii anne bağımlılığının pek çok psikolojik ve gelişimsel açıklaması var ama doğu toplumlarında buna çok daha fazla rastlamamızın nedeni çocuğu anneye bağımlı ve kollayıcı yetiştirme ısrarımız. Bu konudan da ilerleyen yazılarımda bahsedeceğim.

Kural 4: Bir uyku rutini oluşturun

Bizler nasıl uyku saati geldiğinde oturduğumuz yerden kalkıp direkt yatağımıza gitmiyorsak çocuklarımızdan da bunu beklememeliyiz. Uykudan önce bir rutin oluşturmak, yatma saatinin yaklaştığına dair bir mesaj verir çocuğa. Böylelikle içinde bulunduğu hareketli ve eğlenceli ortamdan yavaş yavaş uzaklaşmaya alıştırır kendini. Bebeğinizin uyku saati 7:30 ise (ki 8:00 i asla geçirmemeli) rutini bu saati geçirmeyecek şekilde ayarlamanız gerekir. Şöyle bir örnek program uygulayabilirsiniz:


7:00 banyo

7:10 pijama giyme, hazırlanma

7:15 diş fırçalama

7:20 uyku öncesi masal

7:25 ninni

7:30 yatak

Böylelikle çocuk banyoya girdiği andan itibaren uyku saatinin yaklaştığını anlar ve buna kendini hazırlar. Elbette aynen bu programı uygulamak zorunda değilsiniz. Ama muhakkak size ve bebeğinize uygun bir rutin oluşturup uygulamalısınız. Rutinin ideal süresi 20-30 dk. arasıdır. 45 dk.’yı aşmamaya özen gösterin.

Kural 5: Bir uyku arkadaşı edinmesini sağlayın

Bazı çocukların bağımlılık geliştirdiği bir oyuncak arkadaşı vardır. Bu her zaman bir oyuncak olmak zorunda değildir; bir battaniye ya da emzik de olabilir. O olmadan uyumayı reddederler. Eğer sizin bebeğinizin böyle bir bağımlılığı yoksa edinmesi için yardımcı olmanızda bir sakınca görmüyorum. Çünkü bu tip oyuncaklar çocuğun rahat uyuması için çok yardımcı olurlar.”Peki ya bu alışkanlıktan vazgeçiremezsem?” diye endişe etmeyin çünkü eninde sonunda, siz istemeseniz de unutacaktır.

Kızım Leyla’nın o olmadan uyuyamadığı bir emziği bir de kuzusu var. Emziğini bebekliğinden getirdik, kuzusunu da 2. doğumgününde hediye olarak aldı. O gün bu gündür ailemizin vazgeçilmez bir ferdidir kendisi. Emzik olayına şu günlerde bir son vereceğiz ama konuyu dağıtmamak için bundan ilerleyen yazılarımda bahsedeceğim.

Edineceğiniz uyku arkadaşını bebeğinizin rutini bittikten sonra yatağında yanına koyabilirsiniz ya da hikaye faslında kucağında tutması için verebilirsiniz. Ama bir şekilde uykuyla ilişkilendirmesini sağlayın.

Çabalarınıza rağmen bebeğiniz uyku arkadaşı istemiyorsa mutlaka bir bildiği vardır. Bu konuda çok da ısrarcı olmayı doğru bulmuyorum.

Bu uzun girişten sonra  uyku eğitimi tavsiyelerime geçeceğim. İlgili yazıya geçmeden önce yazıma adını verdiğim bu harika Fikret Kızılok şarkısını dinleyelim...

http://www.youtube.com/watch?v=Lz7wMp6kqCM

Eren Kaya

http://bebekyapimbakimonarim.blogspot.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 66
Toplam yorum
: 19
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 5934
Kayıt tarihi
: 24.04.12
 
 

Bir Mart ayında doğdum ve cocukluğumun ilk yıllarını Türkiye'de geçirdim. Sonra biraz Almanya, bi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster