Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Ekim '07

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
5444
 

Uyku ve rüya

Uyku ve rüya
 

Uyku, canlının dış dünya ile bağlantısını keserek(tümüyle değil) vücudunun düzenlenmesi için beyindeki kanın değişimini de kapsayan büyük kan dolaşımını tamamlama ihtiyacını giderme davranışı. Uykunun gece ile bire bir ilişkisi yoktur. En uygun zaman(karanlığa bağlı sessizlik) olma nedeniyle bu davranışın uygulanma sıklığı görülür.

İnsanın uyku gereksinimin altında yatan en önemli olay beyindeki kanın değiştirilme(tümüyle) ihtiyacını kapsayan büyük kan dolaşımıdır. Neden beyindeki kanın değiştirilmesi dolayısıyla temizlenmesi gerekir. Bunun her zamanki bir ihtiyaç olması yanında en önemli işlevi hormanların ve dıştan alınan kimyasal maddelerin kandaki etkisinin ortadan kaldıracak temizlenme işlevidir.

Hormonların ve değişik kimyasal maddelerin beyindeki ve vücumuzdaki kanımızla bizi nasıl ruh hallerine yönlendirdiğine göz atalım. Böylelikle beynimizin kimyasal yapısı ile psikolojik davranışlarımız arasındaki bağlantı kurulmasında bir çok yeni bilginin ortaya çıkmasını sağlayabiliriz. Öfke duygusunu mercek altına alalım.

Öfkelenme : Yok etme veya zarar verme amacı taşıyan saldırma öncesi ruh hali. Nefes alımı azalır, vücut kasılması artar, beynin bir noktasından hızla bir hormon beyindeki kana karışarak tüm beyni etkisi altına alır. Düşünme çeşitliliği ortadan kalkmıştır. Sadece hedefe odaklanılmıştır. Beyinden sonra tüm vücuda yayılan hormon uyarı siyalini bir elektirik akım hızıyla iletir ve etkiler. Kalp kasılmaya ve eksilen oksijeni dağıtmak için güçlü çalışmaya zorlanır.

Duygularımızın oluşmasında hormonların etkilerinin önemi ortadadır.

Uyku sırasında beden yerçekiminin etkisine direnç göstermeyeceği en uygun konumu alır. Bedenin denge kurma çabası kalmamıştır. Kapanan gözlerdeki kan yoğunluğu azalır. Uykuya dalınınca beyindeki kan yoğunluğu azalmaya ve değişimine başlamıştır. Beyinin düşünme işlevi bitmemiştir. Zaman ve mekan algılamaları kalmamıştır bu düşünce yapısında, bilgilerin birbiriyle doğruluğunu saptayan mantık da işlememektedir. Hatırlanması gerektiği isteğide bulunmadığı için hafızaya bilgi aktarımı da yapılmamaktadır. Hoşgeldiniz bilinçaltı dünyanıza !

Rüyalarımız bilinçaltımızın yansımasıdır. Bilinçaltı ise vücut ile bilinç arası önemli bir bağlantıdır. Uykudayken duyularımız işlemektedir. Bir motor gürültüsünü duyar, yatarken nefes almamızı sorlaştıran duruşumuzu hisseder, sabah fırından çıkan taze ekmek kokusunu alır, dişimiz arasında kalmış susamı dilimizde tatar, ama gözlerimiz göz kapaklarımızın altında hareket etse bile dışarıyı görmeyiz. İçerde içgörümüz faliyettedir. Dışardan aldığımız tüm duyu bilgilerimiz uyanık bilinçaltımız tarafından farklı tanımlanacak ve yorumlanacaktır. Motor gürültüsü bir savaşan ordunun içinde olduğumuz, zor nefes almamıza neden olan durum, bize doğru gelmekte olan bir tehlikeyi görmemiz gibi algılanıp içgörü sahnesinde sergilenecektir.

Önem verdiğimiz her konu ve planlarımız rüylarımızda tekrar sahnelenmekte. Bilinçaltımızın aktardığı temel bilgileri, bilinç geliştirip çoğaltmış olup kaynakla bağlantısını zayıflatmış görünmektedir. Sağlıklı bir ruhsal durumun göstergesi bilinç ile bilinçaltı arasındaki ilişkinin oranı ile ilgili olabilir.

Rüyalarımızın bir anlamı vardır. Dili ise, herkesin kendi aksanının oluşturduğu bir dil olup Gılgamış'tan kalan vasiyet mektubunu açıp okuyabilmeyi sağlayan bilgiyi de verebilir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Birkaç sene önce bilinç altının yönlendirilmesiyle ilgili, çocuklarda altına işeme(psiklojik olanlar) alkol-sigara tedavisi, uyku sorunları konularını araştırken birşey keşfettim. İnsanlar bazen, 'karabasan' görür. Kalkmak-bağrmak ister yapamaz. Karşılaştığım bulgular beni çok şaşıtmıştır. Şöyleki: Birde küçük beynimiz vardır ve doğum-ölüm arası hiç taviz vermez dinlenmez ve ana beynimiz gibi yarı da olsa uyumaz. Bir ameliyat, doğum, yaşanan etkili absürt bir olay. (Örn: bir atın dar bir alanda üzerimize doğru gelmesi) veya aşırı alkol, aşırı yemek yeme, bazı hastalıklar sırasında küçük beynimiz gece kontrolü ele geçirir yani ana beynimizden baskın duruma geçildiğinde %100 yakın bir oranda kişi karasaban görmek zorunda kalır. Çıkardığım sonuç şuydu: Küçük beynimiz daima ana beynimize darbe yapmaya çalışmaktadır ama normal beynimiz buna musaade etmez yaşam boyunca ancak birkaç kez işin ucunu kaçırır.. Saygılarla kalın.

Ermert Revsen 
 19.10.2007 23:06
Cevap :
Yorumunuz ilginç. Öncelikle teşekkür ederim. Beyinciğimiz vücudumuzun kendi içinde ahenkli çalışmasını sağlar. Orada birlikteliği sağlamış organizma vardır. Onun amacı varlığını korumak ve devam ettirmektir. Bilinçte ise ben, o, onlar vb. gibi farklılıkların farkındalığında birleşme veya uyum çabası hakim görünüyor. Bu çabayı engelleyen veya ortadan kaldıran ise olumsuz öğrenmeler, tecrübeler olduğu ortadadır. Bilinç gelişmezse dediğiniz gibi oluşan eksikliği temel savunma ve saldırı mekanizmasını barındıran küçükbeyin veya bilinçaltı devreye girer ve hakim olmaya çalışır. Saygılar.  20.10.2007 21:51
 

çok uzun olan adeta bir seneryo niteliğinde rüyalar görüyorum. çoğu zaman da arada uyanıyorum, ayağa kalkıp dolaşıyorum tekrar geri yattığımda ise devamını görüyorum... Bazen rüyamda gördüğüm bir insanı aynı konumda bir kaç gün sonra caddede görmüşlüğüm de oluyor...

N Aglağu D 
 18.10.2007 17:25
Cevap :
Durumunuz pek raslanır değil. Bu konu uzmanınca değerlendirilebilir. Saygılar.  19.10.2007 12:19
 

yedi yıldır uyku sorunu yaşayan birisi için çok iç açıcı bir konu seçmişsin teşekkür ederim:)) bu arada artık bilinç altı değil bilinç dışı kavramı kullanılmakta Lacan'dan sonra Freud'un bilinç altı kavramı bilinç dışı olarak adlandırılmaya başlanmıştır neyse eee sonuç ?

duygusel 
 18.10.2007 11:40
Cevap :
Sonuç hiç de basit değil. Bilgi arayışı devam ediyor. Sevgiler.  19.10.2007 12:16
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 110
Toplam yorum
: 168
Toplam mesaj
: 72
Ort. okunma sayısı
: 797
Kayıt tarihi
: 30.05.07
 
 

"Yazıyorum o halde düşünüyorum" diyen, güncel gelişim ve değişimleri takip ederken anlam ve kavramla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster