Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Eylül '17

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
107
 

Uykusuz Geceler

Uykusuz Geceler
 

Kaz Dağları


 

Gün batımı ile birlikte ay çiçeklerinde bir hasret başlar. Şafak söktüğünde, gün başladığında seni görebilmenin heyecanı gece boyu sürer. Bunun adına biz “Uykusuz geceler” diyoruz. Uykusuz geceler gaz lambaları ışığında başlıyordu; sonrasında  aralanan perdelerden içeri giren sokak lambaları ışıkları bana teselli veriyordu. Gecenin sessizliğini bozan köpek ulumalarına alıştım artık. Evimin yanından geçen üç kırkbeş treni bana heyecan vermiyor. Eskiden, gece yarısında bu trenle geleceksin diye umutlu bekleyişlerim oluyordu. Şimdilerde trenin acı çığlıklarını çoğu zaman duymuyorum bile…  Sana yazdığım bütün mektupları uykusuz gecelerin son vakitlerinde yazdım. Uykusuz gecelerin son vakitlerinde bahçemde zambakların üzerine düşen çiğ taneleri ile hasret giderirken; uykusuzluğumu gece meydana gelen ve sabah çiçekler üzerinde görülen su damlacıkları ile yıkıyorum. Sabah sen geldiğinde uykusuzluğumu görürsen üzülürsün diye gözlerime sıkı sıkı tembih ettim. ‘Beni sakın mahçup etmeyin’ dedim. Zavallı gözlerim beni dinlemekten yoruldu. Zavallı gözlerim perişan! Geldiğinde uykusuzluğumu görsen bile görmemezlikten gel! Ay çiçekleri ile birlikte senin peşinden koşmaya razıyız.

Sorduğumda; ay çiçekleri ‘Biz onsuz yapamayız’ diyorlar! Şaşırmıyorum… Gün batımına kadar senin peşinden koşan bu gözlerim de şaşırmıyor! Alıştık artık… Uykusuzluğa alışan bulutsuz gecelerde yıldızlarla sohbetimiz de sona erdi. Ay şavkında Sultan Parkta buz tutan nemli banklarda baştan aşağıya senin sıcaklığın da olmasa ben ne yaparım? Aslında dayanamıyorum. Ay çiçekleri kadar da olsa direncim kalmadı. Eskiden dizlerimin isyanı nazlarına idi. Sen yanımda olduktan sonra nazların bana vız gelir, hissetmem bile! O günlerde ben senin değerini bilemedim. Nazların sayesinde tutamasam da saçlarının kokusu bile bana yetiyordu. Sende naz, bende gurur sonrasında uykusuz geceler, bekleyişler, özleyişler ve sahibine ulaşmayan mektuplar bir de sevda şiirleri…

Bu şiirler sana yazıldı Çiğ Tanem, ama sen hiç bilmeyeceksin! Martılar bilecek, kokunu bana getiren rüzgarlar bilecek, dertlerime derman olan ıtırlar bilecek, her an içimde kalan melisalar bilecek ama sen hiç bilmeyeceksin! Aslında bilseydin kızar mıydın şiirlerime… Kızarsın diye sana hiç söyleyemedim! Bu böylecene kalsın, sen hiç bilme… Beklediğimi, özlediğimi ve de uykusuz gecelerimi sen hiç bilme! Artık, şiirlerim böyle mutlular, alıştılar sensizliğe… Kalbimin tamamını aşkınla doldurdum. Sen bile gelsen yer yok! Ay çiçekleri benim tek dostum ve sırdaşım! Sana ihtiyacım olduğunda gelmemiştin! Şimdi daha çok ihtiyacım var ama artık gelme! En çok dizlerimin ve gözlerimin dermanı kalmadı… Ne ıtır kokuları, ne deniz rüzgarları ne de çiğ taneleri derdime derman olamaz! Sana yazdığım ama gönderemediğim mektupları, her sabah bahçemdeki çiğ tanelerine okuyorum… Onlar beni anlıyor ve dinliyor..

17 Eylül 2017 Salihli Saat:15.21

Gündüz AYDIN

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 47
Toplam yorum
: 13
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 150
Kayıt tarihi
: 13.09.11
 
 

Emekli öğretmen, şair, yazar ve gazeteci. Geniş bilgi için (www.gunduzaydin.com) ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster