Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Ocak '14

 
Kategori
Hukuk
Okunma Sayısı
61
 

Uysa da uymasa da

Ben hala anlamaya çalışıyorum.

Çözmekle ilgili birçok gayretim maalesef boşluğa düştü. Fikir yürütmenin bile insanı yorduğu bir durumdan bahsediyorum.

Ama birlikte çözebiliriz diye yazıyorum. Benim kıt aklımın kavramadığı ne vardı ki böyle olmasına karar verildi.

Önce birkaç soru şıftırtmak isterim.

2 yaş çocuğuna 2 aylık bebek kıyafeti alır mısınız?

Misafiriniz geldiğinde güzel halının üstüne eski yırtık halınızı serer misiniz?

Gece ışıkları söndürüp gündüz açar mısınız?

Elbette bunları aynen yapabilirsiniz fakat normal sınırlarında kabul görmezsiniz. Normal sınırlar dahilinde kalmak içinse almazsınız, sermezsiniz, açmazsınız…

3 Mart 1924'de yapılan kanuni düzenleme ile Hilafetle birlikte Şer'iye ve Evkaf Bakanlıkları da kaldırılmıştır. 8 Nisan 1924 tarihinde şer'i hukukun uygulayıcıları olan Şer'iye Mahkemeleri kaldırılmıştır.

Farklı bir sistem geliştirilmiş ve bu sistem için gerekli anayasal düzenlemeler faslına geçilmiştir. Netice olarak ise ortaya karışık bir yasalar zinciri çıkmıştır. Bu kanunlar sosyal hayatın her alanında oluşan genel ve özel haklara ilişkindi. Devlet sistemini ve kişisel hakları düzenleyen bu kanunların alındığı yerlerse çok manidardı.

17 Şubat 1926'da kabul edilen Türk Medeni Kanunu ve 22 Nisan 1926'da kabul edilen Borçlar Kanunu İsviçre'den,

1 Mart 1926'da kabul edilen Ceza Kanunu ise 1889 tarihli İtalyan Ceza Kanunu'ndan alınarak yürürlüğü girmiştir.

Bu kanunları 1927'de yürürlüğe giren İsviçre'nin Neuchatel Kantonundan alınan Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu takip etmiş,

1929'da ise yürürlüğe giren 4 Nisan 1929 tarihli Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu da Almanya'dan alınmıştır.

9 Haziran 1932 tarihli İcra ve İflas Kanunu'nunda büyük bir kısmı İsviçre'den alınmıştır.

Ticaret Kanunu ise muhtelif ülkelerin mevzuatından geniş ölçüde iktibas edilerek     hazırlanmış,

İdare Hukuk sahasında da Fransa örnek alınarak çeşitli kanunlar az çok     değişikliklerle alınmıştır.

Bugüne kadar çokça sorgulanan bir mevzu fakat son günlerde başımızda adaletle ilgili mevzularda karışık olan ortalığın sebebine yakın olduğu için yazmak istedim.

Yani bir Fransız’dan yahut İsviçreliden daha mı az bizim değerlerimizden gelen kurallar ve düzenlemeler.

Bir Alman ya da İtalyan’dan az mı hayat görgümüz vardı ya da bizim ölçülerimizi ortaya koyacak derinliğimiz mi tecrübelerimiz mi yetersizdi.

Bugün işin bencesidir ki halimizin hal olmamasına en büyük sebep ithal sistemler ya da ithal kanunlardır. Ortaya karışık dediğimiz de bile bu kadar karışık görünmez gözümüze masa.

Acaba uysa da uymasa da zorunluluğumu bilemeyeceğim tabi.

Üzerimize iki beden dar gelen düzenlemeler, ayaklarımıza pranga gibi 3 numara küçük ayakkabıyla ellerimize kelepçe vurmuş kurallarla ne kadar mutlu olunursa öyle mutluyuz işte. Cümlelerime nokta koymadan önce aşağıda sıraladıklarımla bir bağ kurarak düşünmeye davet edesim geldi hepimizi.

Şeyh Edebali’nin yazdığı mektup, Yunus Emre, Mevlana, Asrı Saadet, Veda hutbesi, Kuran-ı Kerim.

Köşe Yazısı: DENİZHAN BURHAN

www.denizhanburhan.org

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 55
Toplam yorum
: 25
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 131
Kayıt tarihi
: 19.02.13
 
 

Basın Danışmanı. Medya tanıtım uzmanı ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster