Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Ağustos '06

 
Kategori
Mizah
Okunma Sayısı
2605
 

Uyurken horlayanlar uyanıkken horlayanlardan evladır!

Uyurken horlayanlar uyanıkken horlayanlardan evladır!
 

Uyurken horlayanlar ile uyanıkken horlayanlar arasında bu denli büyük farkların olduğunu doğrusu hiç fark etmemiştim. Adı üstünde, her ikisi de horlama. Horlamalara (ya da horlanmalara mı demeliydim) maruz kalanlar için her ikisi de rahatsız edici. Konuyu uzatmadan aradaki farkları şöyle sıraya dizmek daha faydalı olacak gibi.

Birinci fark şu ki, uyurken horlamak bir bedensel sağlık problemidir. Bu insanlar burunlarındaki veya gırtlak yapılarındaki bir sorun yüzünden horlama durumu ile karşı karşıya kalırlar ki, bu konuda onları eleştirmeye ve suçlamaya kalkmak bu nedenle imkânsızlaşır. En fazla rahatsız olma şansımız vardır ama bizim rahatsız oluyor olmamız onların bu durumdan kurtulmaları için yeter sebep olamaz. Ancak ve ancak geçerli bir tedavi yöntemi var ise ve kendileri bu konuda adım atarlarsa mümkündür düzelmesi ki eleştirmek veya uyarmak tedavi anlamında yetersiz kalır. En iyi uyarıcı, horlamaya başladıklarında dürtüklemek olacaktır ki bu da kısa süreli bir çözüm olarak tatmin etmeyecektir.

Uyanıkken (insan) horlamak ise bir ruhsal sağlık problemidir. Bu insanların burunlarında veya gırtlaklarında bir sorun olmamakla birlikte, en büyük sorunları terbiyesiz kişiliklerinde olup, muhtemelen beyinlerindeki bir sorunla da ufak bir burunsal sağlık problemiyle de ilintilendirilebilir. Bu tiplerin en büyük ortak özelliği burunlarının normale oranla epey kalkık olmasıdır. Doğaldır ki, bu tip horlayıcılardan da rahatsızlık duyma şansımız vardır ama sakın ola, onların sizi horlamaları anında dürtüklemeye kalkmayın, ters tepki yapıp azalacağına şiddetini arttırmasına neden olabilirsiniz. Unutmayın ki sorun beyinde!

İkinci en büyük fark ise şu ki; uyurken horlayanların zararı sadece kulaklaradır. Aslında bu rahatsızlıktan sıyırmanın yolu da, eğer kaçabileceğimiz başka bir oda var ise çok kolay! Uzaklaşır, ortamı değiştirir ve kurtulabilirsiniz. Ama uyanıkken horlayanlar sadece kulağa değil, ruhumuza ve sinirlerimize de şiddetle zarar verirler. Onların horlama anındaki berbat cümlelerini duyarken kulaklarımızın gördüğü zarar da cabası! Sadece bu konuda uyurken horlayanların verdiği zararla bir benzerlik gösterirler ki bu konudan sıyırabilecek her hangi bir tespiti henüz yapabilmiş değilim!

Üçüncü en büyük fark, uyurken horlayanların bu işi istem dışı yapıyor olmalıdır. Yani özel bir çaba yok, bir kasıt yok ve kontrol etmeleri de maalesef mümkün değil! Bu durumda uyurken horlayanları masum görmek ve bu dertten muzdarip olmalarından ötürü kendilerine üzülmekten ve mümkünse uyurken aynı ortamı paylaşmamaya özen göstermekten başkaca yapılacak bir şey yok. Ama ya uyanıkken horlayanlar?!! Onlar bu kadar masum horlayıcılar mı dersiniz? İş yerindeki patron, ukala bir arkadaş, sevgilimizin burnu havada aile fertleri, okuldaki hocamız, vs. Bu uyanıkken horlayıcı tipler de bu denli masum olabilirler mi acaba? Elbette ki hayır! Çünkü onların bu horlamaları istemsiz değil, tam tersine bile isteye, planlayarak, özel gayret sarf ederek yarattıkları kasıtlı bir durum! Bu durumda ortam değiştirmek ne denli kalıcı bir çözüm olur, gene kesin bir şey söylemek mümkün değil! Uzaklaşsak bile üzerimizde yarattıkları olumsuz etki, sinirlerimiz yatışana kadar bizi terk etmeyecek demektir ki, bu durumda uyuyanların horlamalarının ses olarak bizi takip edemeyeceğini düşünürsek gene ben kişisel tercihimi uyurken horlayan tiplerden yana kullanacağım.

Dördüncü farka gelince.

Bu farkımızda üstüne üstlük çok garip bir ters orantı da göze çarpmakta. Birisi uyurken öbürü maalesef uyanıkken sevimsiz! Ve asıl fark uyurken horlayanların horlama müddetinin uyku süresi ile sınırlı olmasında. Uyanıkken horlayanların ise bu konuda süresiz hizmet! Veriyor olmalarında yatıyor.

Uyurken horlayanların horlamaları, sadece uyudukları anlarla sınırlı olduğundan, uykuya dalmadıkları müddetçe gayet şeker, esprili, sevilesi ve konuşulası insanlar olmaları da ayrıca mümkün. Ama uyanıkken horlayanlar tam tersi kategoriye giriyorlar. Bu tipler uyudukları zaman belki biraz masum görünebilirler ancak uyanık ve icraat başında oldukları dakikalarda hiç de çekilir ve anlaşılır bir tarafları yoktur hani! Ve horlamaları uykuya geçtikleri ana kadar devam eder! İşte bu durumlarda da insanın ''Allah'ım, keşke bu da uyurken horlasaydı'' diye isyan edesi gelir ki, isyan etmek günahtır! İdare etmeye çalışalım arkadaşlar.

Haaa!.. Tabii bir de bu vatandaşlardan bazılarının hem uyurken hem de uyanıkken horlayıcı olmaları da ihtimal dâhilinde elbette ama şükürler olsun ki ben henüz böyle bir numuneyle karşılaşmadım. Eğer ki sizlerin çevresinde böylesi bir karakter mevcutsa sizlere Allah’tan bol bol sabır dilemek dışında önerebileceğim bir reçete de mevcut değil.

Şimdilik aklıma gelen farklar bunlarla sınırlı olduğundan listemi beeeş, aaaltııı, yediii şeklinde uzatmam mümkün değil maalesef ama bu kadarını dahi açıklığa kavuşturmuş olmak galiba insanlık tarihi açısından fena bir icraat olmadı gibi.

Uyanıkken horlayanlar sınıfındaki zatlara birkaç örnek verebilmeyi de isterdim ancak gerçek yaşamdan örnek vermeye kalkışmak sanırım pek de terbiyem sınırlarına sığan bir davranış olmayacak. Dolayısıyla siz şimdilik (üstüne ağır gelmesin, rahmetli oldu) beyaz perdeden Aliye Rona’yı ve sevgili Lale Belkıs’ı gözünüzün önüne getirmekle yetinmek durumundasınız galiba. Köylü kızı Kezban’ın şehre geldiğinde onu aşağılayan kuzenleri de hiç fena örnekler değil aslında!

Netice itibarıyla siz değerli okurlarıma uyanıkken horlayan arkadaşlardan ırak, uyurken horlayanlara yakın günler dilemekten başkaca bir şey gelmiyor elimden.

Unutmayın!..

Uyurken horlayan masumlardan, en azından odayı değiştirip kurtulmanız mümkün! :))

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 121
Toplam yorum
: 889
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 2112
Kayıt tarihi
: 22.06.06
 
 

1969 İstanbul'unda açmışım gözlerimi bu dünyaya... Ege Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu, şimd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster