Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Şubat '08

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
726
 

Uzak dağ

Uzak dağ
 

Zamanın birinde çok sevdiğim biri bana bir kartpostal yollamıştı. Küçük bir dağ, üzerinde kar ve mavi bir gökyüzü. Ona öyle çok baktım ki sonunda ona dönüştüm...

Son zamanlarda aklımın içinde hep o kartpostal. O dağ, o kar ve o gökyüzü var. "Neden?" diye sormayı bırakalı çok oldu. Çünkü cevapların sormadan geleceğini ama yeryüzünde herşeyin bir vakti olduğunu öğrendim. O yüzden hiç sormadım neden o dağı düşünüp durduğumu. Tek bildiğim aklımdaki kaçma fikriyle ilgisi olmadığıydı. Zira kaçma fikrinden cayalı da çok olmuştu.

Şimdi, bu günlerde bilir oldum; O dağın aklımın içinde böyle heybetli bir ece gibi taht kuruşunun sebebini. Ve yine sormadım; neden bunca şey varken bahar varken mesela, kuşlar varken, kelebekler ya da nergisler, bunlardan hiç birine değil de o dağa dönüştüğümü. Bekledim, tıpkı o dağın kış mevsiminde usul usul üzerine düşen karları beklediği gibi, cevapları bekledim. Ve kış her zaman gelir, dağın üzerine kar yağar. Kar suya dönüşür, toprağı yoğurur, yoğurur, yoğurur ve yeniden yaratır.

Ben eriyen karlarımı, o karlardan taşıp içime karışan suyu, o sudan yoğurulan toprağımı ve yeniden merhaba diyen kendimi gördüm aklımın içindeki o kartpostalda. Ve bir dağ gibi, o küçücük dağ gibi sağlam sağlam basar oldum toprağa. Eteklerimi taş parçaları uğruna kazanları bilir oldum, üzerimdeki ağaçlara sadece dinlenmek için konan serçeleri de... Binbir yalanın ortasında kendini kandıranları görür oldum tepelerden ve hiç birşey beklemeden kayıtsız ve hesapsızca,kimseye kızmadan ve küsmeden hergün doğan güneşi de...

Kocaman kentlerde koşturan telaşlı insanlara güler oldum. Her gün binlerce yalan söyleyip geceleri yataklarında sevgisizlikten ağlayanlara, tüm oyunlarını, hesaplarını içlerindeki o masum küçük çocuğun üzerine yıkanlara şaşkınlıkla baktım. Ve o koca kalabalıklarda yalnız ve üzgün dolaşan adamları ve kadınları kucakladım. "Gelin" dedim onlara "sizin yeriniz bu yalanla dolu kentler değil. Gelin..." Henüz içlerindeki dağı bilmiyorlardı. Bu yüzden duymadılar sesimi. Ve umutla bekledim o yalnız ve masum adamları kadınları. Gelsinler de yanyana duralım, iyice yıkılmaz olalım diye...

Ve tüm kalbimle yemin ettim. Taşlarımla, toprağımla, ağacımla, kuşlarımla, otlarım ve karıncalarımla yemin ettim hiç bir yalan karşısında, sahtelik ve riya karşısında dağılmayacağıma. Taşlarımın eskisinden daha sıkı tutunacağına hayata, ağaçlarımın daha bir kucaklayacağını gökyüzünü, hayatın, her ne olursa olsun,nefes nefes içime dolacağına yemin ettim. Her doğan çocukta umutla dolacağıma, her insanın içinde çok derinde bir yerde iyinin her daim yaşadığına inanacağıma ve böylesi uzak oluşun, böylesi uzaktan bakışın nefretle dolmamak için en iyi seçim olduğuna inandım.

Ve bugün tek başına böylesi tutunurken toprağa, o yalansız adam ve kadınların, kentlerde bir başına umutsuz dolaşanların bir gün bir kartpostal edinip akıllarının içinde, gelip yanımda dimdik duracaklarına dair umudumu hiç kaybetmedim.

"Aklının içindeki kartpostalı oku" dedim onlara fısıltıyla. "Aklının içindeki kartpostalı..."

Fotoğraf: http://www.deviantart.com/print/913695/

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

"Aklımın içindeki kartpostal"... Fulya sen harikasınnnnnnn... Sevgilerimle...

Özlem Akaydın 
 07.03.2008 9:15
Cevap :
Çok teşekkür ederim Özlem'ciğim :) Sevgimle sana...  07.03.2008 10:20
 

aklımın içindeki kartpostal'ı hergün okuyorum ben de... Çok güzeldi her zaman ki gibi. Sevgilerimi iletiyorum sana.

nilgun 
 23.02.2008 0:10
Cevap :
Çok teşekküer ederim...Sevgimle saygımla sana...  23.02.2008 10:08
 

Evet ! işte bu "aklının içindeki kartpostalı oku" çünkü içindeki dışarı yansıttığın zaman yaşanılabilir kılarsın etrafını ve kendini. Dışardan edinirsen kartpostalını başkasının yaşamını yaşarsın ve zevkli değildir sanırım. kopyala yapıştır bir yaşam ıyyy iğrenç. :):) Fulya'dan özgün bir bakışla, öze baktık. Eyvallah dostum. selam, sevgi ve saygımla.

Yücel! 
 22.02.2008 20:02
Cevap :
Benim olanı sadece başkasından alınanı değil... Sadece onu okuyacağım... Sağol dostum... Sevgimle her zaman...  22.02.2008 20:35
 

Metin Celal'in bu şiiri geldi aklıma.. 'Siyanür! Bu muydu hayatın anlamı?'... Birde gazetelerde bugünlerde bir haber var; kadınlarda G noktası keşfedilmiş! Çok güldüm maddeleşen ve çürüyen benimize... ruhun G noktasını arıyorum bende..Sizin gibi.. Az kaldı çekeceğim resmini bütün çıplaklığıyla... Şimdi şarap zamanı!

Hakan Doruk 
 22.02.2008 19:26
Cevap :
Biliyor musun bazen bu anlam arayışının sonunun nereye varacağını ve anlamı aramanın ne kadar anlamlı olduğunu düşünüyorum :) Belki de bu yüzden bir dağ tepesine ya da bir göl kıyısına bir ev yapıp orada yaşayasım var. Thoreau'nun Walden Gölü kıyısındaki evi gibi. Tüm dünyadan uzak ve en azla yetinerek. Belki anlamı bile geride bırakarak. Bilemiyorum. Benim aklım hep karışık :)  22.02.2008 22:14
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 408
Toplam yorum
: 4068
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 1065
Kayıt tarihi
: 17.06.06
 
 

Gazetecilik okudum... Ama gazeteciliği sırf yazabilme serüvenine bir adım daha yaklaşabilmek için ok..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster