Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Efsane FB 1907 Baterist Metin

http://blog.milliyet.com.tr/efsanefb1907

01 Haziran '08

 
Kategori
Kuş Gözlem
Okunma Sayısı
3687
 

Uzak Diyarlardan Gelen Göçmenler

Uzak Diyarlardan Gelen Göçmenler
 


Sayıca fazla oldukları için değil, yaz aylarında bizimle içli dışlı yaşadıkları, bize yakınlık gösterdikleri için güzel havaların müjdecisi olarak gördüğümüz kırlangıçları sevinçle karşıladık.


Lâkin uzak diyarlardan gelen başka göçmen kuşlar da vardır. Kırlangıçlardan evvel, kenarları siyah tüylü kanatlarının açıklığı 2.5 metreyi bulan leylekler gelmişlerdi. Uzun bacaklı, uzun boyunlu, uzun gagalı bu göçmen kuşlar yağmursuz, güzel havaları severler; sürüngenler, kurbağagiller ve kemirici hayvanlarla beslendiklerinden bataklık kenarlarında yaşarlar. Yuvalarını genellikle baca tepeleri, ev damları gibi yüksekçe yerlere kurarlar. Kulağa hiç hoş gelmeyen sesleri vardır ve gagalarının takırtısı, bir kuş ötüşünden çok, birbirine çarpan iki tahtanın çıkarttığı gürültüyü andırır.


Yaz aylarında, bataklık kıyılarının bir başka misafiri, turnalardır. Bu göçmen kuşların çok düzenli bir şekilde, az çok bir V harfine benzeyen sürüler halinde uçuşlarını seyretmek insana zevk verir. Yerdeyken uzun bacaklarının üzerinde dikilirler, havalanmak istedikleri zaman çok geniş kanatlarını yelpaze gibi iki yana açarlar. Eski bir efsane, turnaların ne kadar dikkatli hareket ettiklerini, uyanık bulunduklarını dile getirir. Söylentiye göre, ayaklarının arasında bir taş taşıyan bir turna, bağlı bulunduğu sürüye göz kulak olurmuş... Bu nöbet sırasında uykuya dalarsa, taşın düşmesiyle uyanırmış.


Kırlangıçlar gibi bize yakın, fakat onlardan daha az sayıda göç eden bir başka tür kuş da, boz tüylü kumrulardır. Sürü halinde göç ettikleri halde, yazı geçirmek için konakladıkları yerlerde, birbirlerine çok bağlı çiftler halinde dolaşmaları dilimize, "kumrular gibi" şeklinde bir deyim bile kazandırmıştır. Parlak, göz alıcı renkte kafalarının altında kızıla çalan tüyleri olan tahtalılar az çok kumrulara benzerler. Ne yazık ki göç ettikleri aylarda avcılar tarafından amansızca kovalanırlar.


Avcıların dört gözle bekledikleri başka bir kuş türü olan bıldırcınlar, yaşadığımız topraklara ulaşmak için çok uzun bir yolculuk yaparlar. Mevsimine göre, Karadeniz' i ya da Akdeniz' i hiç durmadan uçarak geçerler. Dış görünüşlerine bakıldığında, bu işin nasıl üstesinden geldiklerine şaşmamak elde değildir!.. Gövde bodurdur; kanatlar orta uzunluktadır; ayaklar cılız, kuyruk kısadır. Kırlangıçlardan çok daha güçsüz görünürler ama içleri enerji doludur! O uzun yolculuktan sonra karaya ayak basar basmaz bu defa yerin üzerinde kâh koşarak, kâh sekerek yollarına devam ederler. Akşamın ya da sabahın alaca karanlığında havalanır, uçarken yakaladıkları sineklerle, ya da yerde gezinirken buldukları tahıl taneleriyle beslenirler.


Göçmen kuşların arasında önemli bir yer tutan yabani ördekler de düzenli sürüler halinde gelirler. Onlar göllere, bataklıklara, sazlık yerlere düşkündürler. Lâkin kalıcı değildirler... Göçmen kuşların içerisinde yabani ördekler, belki de en gezginci kuş türüdür denilebilir. Dişi yabani ördek yuvasını tarlalarda, su kenarlarında, hattâ kurumuş bir ağaç gövdesinin yarığında kurar. Bu yuvalardan birine rastlandığında, içerisinde 5-6 tane yeşilimsi yumurtanın yattığını görmek de mümkündür. Ne var ki yabani ördek yavrularını büyütüp onlara uçmayı öğretir öğretmez, sürü arkadaşlarıyla beraber hemen çekip gider. Yabani ördeklerin suda yüzüşlerini seyretmek oldukça eğlendiricidir. Adeta bir emir almışçasına hepsi aynı anda kuyruklarını havaya dikip başlarını suya daldırır ve bataklığın bulanık sularında kurtçuklar ya da yumuşakçalar avlamaya çalışırlar. Sonra aniden hep birlikte başlarını sudan çıkarıp yüzmeye devam ederler.


Su kenarlarında balıkları ya da minik su hayvancıklarını kollayan başka bir göçmen kuş da, insana pek sokulmayan, gagası, bacakları, boynu, hemen her yanı uzun olan balıkçıldır. Bütün göçmen kuşlar gibi o da soydaşlarıyla toplu bir şekilde yaşar, yuvasını, arkadaşlarınınkine yakın olmak kaydıyla, kimsenin erişemeyeceği yükseklikteki yaşlı ağaç tepelerine kurar.


Şimdiye kadar adı geçenler, gerek sayıca, gerek boyca en dikkati çeken göçmen kuşlardı...


Ne var ki ilkbaharda sessiz sedasız gelen, daha gösterişsiz başka kuşları da unutmamak gerekir. Gelişleri pek farkedilmese dahi görünüşleri ya da ötüşleri en çok hoşa giden kuşlardır onlar... Güzel günlerin neşesi olan ötleğeni, saka kuşunu, yelveyi, floryayı, keten kuşunu, bülbülü, hele neşesi dillere destan sarıasmayı da unutmuyoruz tabii.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

bu diziye yeni geldim. Harika yazılarınızı sindire sindire okuyorum. Hep merak etmişimdir göçmen hayvanlar binlerce km. yol yapıp üstüne de bir kaç mevsim ve zorluklar yaşadıktan sonra nasıl da elleriyle koymuş gibi gelip yuvalarını dahi bulabiliyorlar. O güzel kaleminize belki bir blog malzemesi çıkar? Selamlar.

Kenanca 
 19.08.2008 19:16
Cevap :
Efendim eksik olmayın, onöre etmeye devam ediyorsunuz... Vaktiniz sayfamda geçiyor o halde, ne mutlu bana :-)) Dizi dizi gidiyorsunuz demek, benim dizi biraz pembedir, uzundur, Allah bozmasın efendim... Yön tayininde içgüdüleri sağlam olan sadece kuşlar değildir sizde eminim bilirsiniz... Meselâ suyılanları... Neyse burada anlatmıyayım, bloglarım içerisinde rastlayacaksınız nasılsa, heyecanı eksilmesin :-)) Alâkanıza teşekkürler ediyorum, saygılar, sevgiler...  20.08.2008 1:33
 

sen başka :), eyvallah

Dilek Fuçucı 
 03.06.2008 10:16
Cevap :
Tamam bacıı, teşekkürler ediyorum, gözlerimi yaşarttın, çiko borcum olsun, kaç kilo istersen... Sevgilerimle...  03.06.2008 17:26
 

öldüm gülmekten akşam akşam sensin bir ömür:))) nereden de aklına geldi kayıkçı Ali :)) aman diyeyim ben binmem öyle herkesin kayığına abi :)), sevgiler

Dilek Fuçucı 
 02.06.2008 18:32
Cevap :
Herhalde binmeyecen bacıı, ööle kurda kayıkçıya yem olmak varmı yaa :-)) Ama benim kayık hariç değil mi? Teşekkürler, sevgileer...  03.06.2008 0:22
 

İstanbul'da yıllardır rastlamadım ama Trakya köylerine gittiğimizde sık görürüm, çocukken kaç tane göreceğiz bir günde diye sayardık, en çok gören o sene en çok gezecek sanırdık:) hani derler ya çok gezenler ben bu sene leyleği havada gördüm diye:)))

Dilek Fuçucı 
 02.06.2008 0:12
Cevap :
Bacım, uzun bacaklı ve lak lakçı dostlarımız bizden akıllı, köy hayatını tercih ediyorlar :-)) Beykoz'un köylerinde ve Şile taraflarında geniş araziler boldur, oralarda konaklıyorlar... Şehrin göbeğinde oturursan ööle resimlerine bakacaksın tabii :-)) Leyleği havada görmedin ama adaya gideceğini duydum, amman haa kayıkçı A'nin kayığından uzak dur, biliyosun derleeer :-))) Hah haahhh... Ömürsün Dilekciğim yaa, teşekkürler, sevgiler...  02.06.2008 16:04
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1907
Toplam yorum
: 4304
Toplam mesaj
: 437
Ort. okunma sayısı
: 3615
Kayıt tarihi
: 28.07.07
 
 

03 Şubat 1967 İstanbul doğumlu, romantik bir müzisyenim işte... Müzik, bateri, spor, Fenerbahçe, ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster