Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Ocak '11

 
Kategori
Gönüllülük
Okunma Sayısı
885
 

Uzat tut elini...

Uzat tut elini...
 

Taşım gitti

Taş yoluna.

Habersizce,

Beni bırakıp gitti.

Acımasızca taş yerine koydu

Beni terk etti

Ben de onun taş olduğuna karar verdim.

Bu duygu yüklü satırlar küçük bir çocuğa ait. Satırlarından da anlaşıldığı gibi öz annesi, babası tarafından terk edilmiş bir çocuk. İsyanını, acısını bu ve bunun gibi satırlara dökmüş. Yazmak ve birilerine anlatmak, insanın içindeki zehrini, acısını akıtmasını sağlar. Belli ki anlatacak kimsesi yoktu. Çevresinde birileri olsa da; anlatabilir mi bu durumda? Hayata istenmeyen olarak başlamak! Bunu yaşamaya gerek yok, ne kadar zor olduğunu biraz duygusu olan herkes anlar.

…küçük çocuk habersizce, yazmanın sırrına ermiş, acılı döneminde kendisini böyle tedavi edebilmeyi öğrenmiş, küçücük ömrüne birçok acı hayat tecrübelerini sığdırdığından…

Ben bu çocuğu tanımıyorum. Görmediğim, ismini bilmediğim halde, onunla tanışmamı sağlayan MB den en sevdiğim arkadaşlarımdan biri olan, Sufi su / Emel Yeşilkayalı.

Emel, İl Sosyal Hizmetler Müdür Yardımcısı. Çocuk Esirgeme Kurumunda, yardıma muhtaç ailelere ve terk edilmiş çocuklara danışmanlık ve yardım ediyor.

Emel’i tanımak için yazılarına bakmanız yeterli. Duyarlı ve sevgi dolu biri O. Seçtiği mesleğin hakkını verenlerden. Dün bir toplantıdaydı Emel. Onunla mailleşiyoruz ve bu toplantıyla ilgili izlenimlerini şöyle yazmış:

Bu toplantı, Karşıyaka Çocuk Yuvası'nda gönüllü ailelik hizmeti vererek, boş zamanlarında düzenli olarak bir çocukla ilgilenen ailelere yönelikti. Tabii ki sadece kadınlar vardı toplantıda. Hepsi ilgilendikleri çocuklarla ilgili duygu ve düşüncelerini, başlangıçtaki durumlarını ve şimdiki durumlarını anlattılar. Burada en çok dikkatimi çeken şey hepsinin de ve onları gözlemleyen meslek elemanın da çocukların ne kadar çok gelişme gösterdiğini belirtmelerinden çok, bu gönüllü anneliğin asıl kendilerini geliştirdiğini, çocuklardan ne kadar çok şey öğrendiklerini belirtmeleri idi. Yani evlat edinen, koruyucu aile olan ya da gönüllü aile olan kişiler aynı zamanda kendilerine de yardım etmiş, kendi gelişimlerini sağlamış ve hayata, başka bir açıdan bakmış oluyorlar. Bence insanlar yaptıkları işten doyum sağlamasalar zaten bu hizmeti sürdürmeyi düşünmezler. Bu da önemli diye düşünüyorum.

Geçtiğimiz pazar günü ise -16 ocak- TRT 1 radyoda, Gecenin İçinden programına konuk oldu. Evlat edinme ile ilgili soruları yanıtladı.

Evlat edinmeye karar vermiş ailelerin, daha ziyade anne babası ölmüş ya da kesinlikle terk etmiş, çocuğun geçmişi ile hiçbir şekilde bağ kalmayan ve bebeklik çağındaki kız çocuklarını tercih ettiklerini anlattı. Ve genetik olarak hastalık taşımadıklarından emin olmak istediklerini. Kız çocuk sahip olmayı da; kızların ana babaya karşı daha hayırlı olduklarını ve yaşlandıklarında onlara bakacaklarına inandıklarından.

Hayat bu belli mi olur? Her şeyi bu kadar garantilemek, ince ince hesaplar peşinde koşmak, ne kadar doğru? Emel’in “Havadaki Sersem Kuşlar” başlıklı yazısı Kazancakis’in Zorba romanının ana konusu olan bir paragrafla başlıyor. – Evlat edinmeyi daha iyi anlamak, hissetmek için bu yazıyı okumanızı tavsiye ederim. Ben bu yazıdan çok etkilendim. Hayatta her şeyi olduğu gibi kabullenmek, mutlu olmak ve karşındakini mutlu etmek açısından çok önemli. Her şeyin eğitim olduğunu inanan bazılarına, çok sıkı bir hayat dersi var orada.

http://blog.milliyet.com.tr/Havadaki_sersem_kuslar/Blog/?BlogNo=216666

Özellikle eğitim düzeyi yükseldikçe, evlat edinmeye karar veren ailelerin endişelerinin arttığı, bu yüzden de seçeneklerini kendi elleriyle kısıtladıkları, daha çabuk evlat sahibi olabilecekken, bunu zorlaştırdıklarını anlatıyor.

Aldığımız eğitim ince ince hesaplar yapıp, yüreğimizi karartmaya mı yarıyor. Sadece akıl ve mantık mı gerekir bu kararda? Mantık, koşulsuz sevgiyi unutmaya neden mi oluyor?

Bunun garantisi olabilir mi? Nice ana babası iyi evlatlar vardır ki; bu çocuk bu anne babanın çocuğu mu dedirtir? Nice ana babası olumsuz olandan ise, olumlu evlatlar dünyaya gelmiştir. Yeri geldi; öğrendiğimde şaşırdığım, bir hayat hikâyesi anlatmak istiyorum size;

Adı Isaac. 18. yüzyılda Topkapı Sarayı’nda, padişahın saat tamircisi. 6 yıl sarayda saat tamirciliği yapmış. Görünüşü çok şık; hiç serseriye benzemiyor. Ama görünüşe aldanmayın. Hayırsız bir baba o. Galata’da bol bol içki alemlerine takılmış. Eşinin ısrarı ile 1711’de memleketi Cenevre’ye dönmüş. Bir yıl sonra nurtopu gibi bir çocukları olmuş. Rahat durmamış Isaac, bir kavgaya karışmış. Ceza almaktan korktuğu için de şehri terk etmiş. Gidiş o gidiş. Oğlunu ne aramış, ne de sormuş. Amcası da çocuğu bir papazın yanına vermiş. Fakat papaz çocuğu, kırbaçla dövüyormuş. Kırbaç cezalarına dayanamadığından, amcasının yanına dönmüş çocuk. En çok sevdiği şeyse, kırlarda saatlerce aylak aylak dolaşıp, düşünmekmiş. Yıllar yılları kovalamış, bir zamanların kırlarda aylak aylak dolaşıp düşünen çocuğu, dünya çapında bir düşünür olmuş. O, Fransız devriminin fikir babalarından Jean Jacques Russo’ymuş.

İşte hayat… bazı konularda çok ince hesaplar yapmaya gelmez. Sürekli sürprizler yapar size.

Çoğunlukla sevinçle öz çocuğunuzun dünyaya gelmesinden mutlu olurken, endişe taşıyor mu peki insanlar? Bence hayır. Ne çocuğun gelecekte hasta olup olmayacağını, yaşlandığında onlara bakıp bakmayacağını, ne de fiziksel özelliklerini hesaplayıp çocuk sahibi olmaya karar veriyorlar. Peki evlat edinirken niye bu kadar endişe taşıyorlar?

Çocuk sahibi olmayı çok isteyip de, sırf bu “nasıl olur?” v.b soru işaretleri beyninizde dört dönerken, olamamak zor olmalı.

Mutlu olmanın başı bir başkasını ya da bir başka canlıyı mutlu etmekten geçiyor.

Hiçbir şey yapamıyorsanız, bir çocuğa dokunabilmek, yardımınızın dokunması için “koruyucu aile” de olabilirsiniz.

http://blog.milliyet.com.tr/Siz_de_Koruyucu_Aile_Olun/Blog/?BlogNo=175675

daha fazla bilgi için www.shcek.gov.tr den edinebilirsiniz.

Son olarak Emel’in cümlesi ile bitirmek istiyorum : Sizde bir çocuğun hayatını değiştirmek, onun “taş” değil, değerli bir varlık olduğunu hissettirmek istemez misiniz? Öyleyse “sofranıza bir tabak, içine de bir kucak sevgi koyun.” Koruyucu aile olun.

Nilüfer Veldet & Emel Yeşilkayalı

sufi-su /Emel Yeşilkayalı bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Değerli blogdaşım, biraz önce Emel Hanımın şimdi de sizin bloğunuzla tanıştım. Yüreği geniş insanları çok seviyorum. Duygu yüklü... İyi ki de tanıştım. Çok yararlı bir konuyu ele aldığınız için sizi tebrik ederim. Bazen ben, o, bizler, onlar farkındalıklarımızdan uzaklaşıveriyoruz. Elinize, yüreğinize sağlık. Sevgimle.

YEŞİM BUYURGAN 
 27.03.2011 7:47
Cevap :
Merhaba Yeşim Hanım, maalesef günlük hayatın koşuşturnacası içinde başkalarının farkına varabiliyoruz. Gönül ister ki hiç bi çocuk yuvalarda kalmasın. Yazmaktan başka bi katkım olmadı. Umarım birilerine ulaşır, cesaretlendirir. Duyarlılığınız için teşekkür ederim. Selam, sevgilerimle...  27.03.2011 22:18
 

Değerli arkadaşım, sayende hem şu sıralar çok merak ettiğim bu konuyu öğrendim, hem de güzel yürekli bir yazarımızı tanımış oldum. Ben 3 yıl önce bir kız çocuğunu evlatlık olarak (evletlık dediğime bakmayın sakın, onu kendi öz çocuklarımdan bile çok seviyorum) almak istedim. Eyüp Ç.E.K.undakiler yardımcı olacaklarına daha çok zorluk çıkardılar. Sorunu bi türlü aşamadım. İlk fırsatta Emel hanıma bu konuyu yazıp öneri ve yardımını almaya çalışacağım. Sağlıcakla kal.

hazandagüzeldir 
 24.01.2011 18:23
Cevap :
Kalben kutluyorum böyle bir kararı aldığın ve girişimde bulunduğun için ve ne kadar sevindim yazının katkı sağlamasından. Ne şanslı bir çocuk, senin gibi ebeveyni olacağı için. Umarım Emel ile sorunların üstesinden gelirsiniz. Çok teşekkür ederim, selam sevgilerimle...  25.01.2011 13:48
 

Harika bir başlık olmuş. Bu konuya gösterdiğin duyarlılık için çok teşekkür ediyorum. Bir çocuğun bile koruyucu aile yanında korunup yetişmesine vesile olursa bu yazı ne mutlu bize. Bu konunun farklı boyutları vardır. Bir boyutu yaygınlaştırmak, diğer boyutu da doğru anlaşılmasını sağlamaktır. Konuyla ilgili çalışmalar sürekli yapılmaktadır. Ancak seçici algı denen şey yalnızca ilgilenenlere ulaşmasına neden oluyor sanırım. Bu değerli katkın için Kurumum ve kendi adıma ve tabiiki en çok korunmaya muhtaç çocuklar adına çook teşekkür ediyorum. Sevgilerimle Nilüfercim....

sufi-su /Emel Yeşilkayalı 
 22.01.2011 19:24
Cevap :
Bu yazının yazılmasına vesile oldun Emel'cim. Umarım gerçekten bir katkımız olur, karar verme aşamasında olan birilerini cesaretlendiririr. Ben de çok teşekkür ederim, sevgilerimle:))  23.01.2011 17:22
 

Çocuklar en dayanamadığım... en zayıf noktam... ne zaman ki; köşede dikilmiş bir mendil, bir poşet satan çocuk görsem, uzattıkları hiçbir şeyi geri çeviremem... Ama gözlerine de bakamam... gözlerindeki o ifade, ellerindeki o çaresizlik beni yıkar... Unutamam... Sevgiye, şefkate, kendisine uzanan sıcacık bir ele o kadar çok ihtiyaçları var ki bunu biliyorum... belki ben de günün birinde koruyucu aile olurum. Çünkü koruyucu aaile olmak başlı başına bir sorumluluk. Sabiit bir yerde olmak gerek. Emel'i çalışmalarından dolayı kutluyorum.. İkinize de çok çok teşekkürler. sevgilerimle.

sema öztürk 
 22.01.2011 15:59
Cevap :
Sen poşet ya da mendil satan çocuklardan bahsedince aklıma yurtdışından -neresi olduğunu tam olarak hatırlamıyorum- tv de İstanbul'a gelen iki karikatüriste İst. hakk.da düşüncelerini sormuşlardı: dikkatlerini en çok mendil satan çocuklar olmuş. Onlar o çocukların, burunlarını silmesi için mendilleri uzattıklarını düşünmüşler. Konuyla alakası yok ama bir de araçların trafikte yayaların daha çok üzerine gitmeleri dikkatlerini çekmiş. Bakış açısı dedikleri bu olsa gerek. Biz yardım etmeyi seven bir toplumumuz fakat sanırım biraz da yardım edemeyiş maddi imkanların kısıtlı olmasından da geçiyor. Umarım düşündüklerin gerçekleşir. Ben de teşekkür ederim arkadaşım katkın için. Sevgilerimle...  22.01.2011 16:40
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 246
Toplam yorum
: 1381
Toplam mesaj
: 276
Ort. okunma sayısı
: 983
Kayıt tarihi
: 15.02.08
 
 

Hepsi kurgu... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster