Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Nisan '08

     
    Kategori
    Aşk - Evlilik
    Okunma Sayısı
    529
     

    Uzatmaları oynuyorduk...

    Uzatmaları oynuyorduk...
     

    KADIKÖY - 2007


    Uzatmaları oynuyorduk zaten- diye teselli ettim kendimi. Mutluyuz artık ikimiz de ayrı ayrı yerlerde. Doğanın kanunu bu değil miydi zaten. Sen geleceksin ben geleceğim; Birlikte geldiğimiz anlar olacak. Sonra iş kendini hatalara bırakacak. Sen az hata yapacaksın bense çok. Ya da tam tersi. Ne önemi var ki. Ayrılacağız barışacağız ne senle ne de sensiz olmuyoruz diyeceğiz. Senle olduğumuz günler azap, benle geçen günler sıkıntı, ama iki gün ayrılınca acılar çekeceğiz.
    Ne denklem ama. Denklem değil tam bir kaos.
    Sonunda oldu.
    Gittin.
    Derin bir nefes aldım hüzünle.
    Bitecekti.
    Bitmeliydi.
    Uzatmaları oynuyorduk zaten-diye teselli ettim kendimi. Teselli olmadım. Merak ediyorsan anlatayım.
    Dün gece beni hiç tanımayan ve daha önce hiç gitmediğim bir meyhanede oturdum ağladım olmayan geleceğimize. Doğmayan çocuğumuza, huzurlu anlarımızda duyduğum yumuşak sesine, küçük gülümsemelerinde kısılan gözlerine.
    Sen giderek, gelmeyerek ve vazgeçerek, ben gel demeyerek ya da neyse ne işte, kırdık attık ya her şeyi bir anda. İşte onu anlatıyordum az önce masadaki eski tuzluğa. İçinde pirinç parçaları vardı, benimse içim paramparçaydı.
    Ve bu gece beceriksizce çalan kanuncunun söylediği her şarkı sana ve banaydı. Bizim için yazılmış bütün hüzünler. Demek ki çekilmiş acıları yaşamaktayım. Ne kadar sıradanım. Ben bu kadar sıradanken sevmediğim kalın bir rakı bardağım bana eşlik etmekte. Garsona daha İncesi yok mu? dedim anlamadı. Neyin incesi dercesine baktı bana. Neyin incesi var ki. İnce ayrılık yok nasıl olsa. Ayrılıklar kalın bir kitap halinde. Her satırı AMA diye başlıyor. Ama sen onu dedin-ler çok sayıda. En fazla da -Çünkü sen onu yaptın-lar var. O kadar karışmış ki amaçünküamaçünküamaçünkü. Arka arkaya söylendiğinde ne kadar saçma oluyor değil mi.
    Evet.
    Saçma.
    Her şey saçma.
    Gerçek olan tek şey, sen yoksun ortalarda.
    Aslında varsın.
    Az önce şerefe dedim kadehlerimiz tokuştu. Biraz önce güldürdüm yine seni. Ve şu an tuvalettesin her an gelebilirsin.
    Yani hala varsın.
    Ama diyorum ya. Olmazdı. Olmayacaktı. Her şeye göğüs gerilen ve savaşların ardından kazanılan bir birliktelik yıkılmaya mahkumdur. Açıklanamaz ve açıklanamayacak duvarlar yıkılır mesela. Kadın boşanır erkek boşanır karşılıklı arkadaşlara sırt dönülür kulak tıkanır ve bir yuva kurulur. O yuva baştan yıkılmaya mahkumdur.
    Bu da onun gibi bir şey işte.
    Yol verin gidene.
    Ne sen bana rastla ne de ben sana. Yukarıdaki mekan senin olsun aşağıdaki benim. Denk gelmeyelim.
    Varken çok üzüldük ama ayrılıklarda geçmişi lekelemeyelim.

    Sonunda oldu.
    Gittin.
    Derin bir nefes aldım hüzünle.
    Bitecekti.
    Bitmeliydi.
    Uzatmaları oynuyorduk zaten-diye teselli ettim kendimi.
    Beceremedim.

    Bu şiire nerede rastladığımı bilmiyorum ama rastladığımda derinde bir yerlere dokunduğunu hissetmiştim. Kimin yazdığını bilmiyorum umarım rast gelirse beni mazur görür. Paylaşmak istedim.

    Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

     
    Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
    Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
    Toplam blog
    : 1
    Toplam yorum
    : 0
    Toplam mesaj
    : 2
    Ort. okunma sayısı
    : 529
    Kayıt tarihi
    : 01.04.08
     
     

    1986 İstanbul doğumluyum. Bir iletişim firmasında danışmanlık hizmeti vermekteyim...

     
     
    Yazarı paylaş
    • Tümünü göster