Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Mayıs '17

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
194
 

Uzun ömürlü insanların özellikleri

Uzun ömürlü insanların özellikleri
 

Ömrünüzden ömür gitmesini istiyorsanız yediklerinizi sayın, doktor tavsiyesine uyacağım diye sürekli rejim yapın, tatlı yemeyin, tuzlu yemeyin, yağlı yemeyin, bir şeftaliyi ya da elmayı yerken yediğiniz dilimleri sayın, karpuzun kabuğuna yakın olan ham tarafını yiyin, karbonhidrat tüketmeyin! Sonuç olarak üzgünüm ama tez zamanda dünyanızı değiştirebilirsiniz. “Neye dayanarak bunları yazıyorsunuz” derseniz etrafımdaki bu tür insanların böyle bir davranış biçimine girdikten sonra kısa sürede süzüldüklerini, yaşam enerjilerinin azaldığını ve birkaç sene içinde dünya değiştirdiklerine tanık oldum. “Can boğazdan gider” derler ama “Can boğazdan gelir” lafını da boşuna dememişler.

Etrafımdaki uzun ömürlü ama normal kilosundan daha fazla olan insanlara baktığım zaman ise yaşlarına göre yaşam enerjilerinin fazla olduğunu gözlemledim. Zayıf insanlara göre daha çok çalışıyorlar ve daha fazla yemek yiyorlardı. Hastalansalar dahi kedi gibi düşüp tekrar ayağa kalkıyorlardı yani vücut dirençleri yerindeydi.

Şimdi bu uzun ömürlü insanların bir takım özelliklerini size sıralayacağım:

Günde üç öğünden fazla yemek yiyorlar, öğün saatlerini asla kaçırmadıkları gibi ara öğünlerde meyve, tatlı ve hamur işlerini tüketiyorlar ama hazımsızlık sorunu hiç çekmiyorlar. Galiba yemekten sonra fenalaşanların asıl sorunu tansiyon ve şekerden önce hazımsızlık sorunu çünkü hazımsızlık, bu ilaçları kullansanız bile kendinizi kötü hissetmenize neden oluyor. Hazımsızlık sorununu aştığınız zaman yediğiniz yemeğin sizi kötü şekilde etkilemediğinizi göreceksiniz. İlaç kullanmak istemeyenler için yemeğin yanında şu gazlı, light ve koyu kahverengi içecek bu sorununuzun bir numaralı ilacı aslında.

Sofralarından salatayı, üzüm sirkesini, yoğurdu veya ayranı eksik etmiyorlar ayrıca kahvaltıda her gün kavrulmuş tahin, pekmez veya bal tüketiyorlar.

Eti, meyveyi, sebzeyi, zeytinyağını, tereyağını, zeytini, yeşillikleri, hamur işlerini, ekmeği seviyorlar ve bol bol tüketiyorlar.  Erkeklerin bazıları alkol alıyorlar, hastalıkları olan baylar ve bayanlar ilaçlarını alıyorlar ama hiç hasta değilmiş gibi yaşıyorlar, rejime falan kulak astıkları yok. Yemeklerden sonra kahve yerine bol bol çay içiyorlar kahveyi ara sıra tüketiyorlar. Baharatları, salçayı ve süt ürünlerini çok tüketiyorlar, beyaz peynirin yanında doktorların yemeyin dediği özel üretilmiş küflü çökelekleri  tüketiyorlar.

Gezmeyi çok seviyorlar, insanlarla didişseler bile insanlarla olmayı seviyorlar, kalabalık sofralarda, açık havalarda bahçelerde ya da pikniklerde sofra kurmayı seviyorlar ve yediklerini, içtiklerini hiç saymadan tüketiyorlar.

Bazen dağlık yörelere bazen deniz kıyılarına gidiyorlar ve denizde yüzmeyi seviyorlar, havuzlara hiç rağbet etmiyorlar. Denize girmeyenler ise bahçede ve açık havada, parklarda çok vakit geçiriyorlar.

Yardımcıları olmayanlar işlerini kendileri ellerinden geldiğince yapıyorlar ama yanlarına yakınları geldiği zaman mutlaka işlerine yardım ettiriyorlar, tek başına her şeye yetişmeye çalışmıyorlar.

Misafir kabul etmeyi seviyorlar ve misafirliğe gitmeyi de çok seviyorlar, hasta bile olsalar misafir ağırlamaktan huzursuz olmuyorlar.  Sürekli kendilerine uğraşacak bir şeyler buluyorlar ama televizyon izlemeyi de çok seviyorlar.

Başkalarının dertlerini fazla dert etmiyorlar ama gerekirse onlara yeri gelince koşmaktan geri durmuyorlar, dışa dönük yaşamayı seviyorlar.

Yaşlıyız demiyorlar nerede bir cenaze, düğün, mevlüt var koşturuyorlar, ellerinde çanta, baston hiçbir gezmeyi kaçırmıyorlar, kimisi torun bakıyor, her gün mesaiye gider gibi torunlarını okula götürüp getiren ve onlara bakan yaşı oldukça ileri büyük anneler var, onlara yetişebilene aşk olsun:)

Bu kadar yaşam enerjileri varken, hayata direnirken Azrail bile onlardan kaçıyor çünkü onlar dünyanın tadı, tuzu.

Şimdi diyorum ki “ Az yaşamak isteyenler cılız ve çıtkırıldım yaşasınlar, hastayım diye yan gelip yatsınlar, en basit işlerini başkalarına yaptırsınlar, yediklerini saysınlar ve hiç hareket etmeyip otursunlar, insan ilişkilerinden kaçsınlar, sadece kendileri için yaşasınlar.”

Kısaca beslenmenin yanında açık hava, hareket, olumlu insan ilişkileri ve bir şeylerle meşgul olmanın çok önemli olduğuna inanıyorum.  Bir de insanın her şeyi içine atmaktansa yeri geldiği zaman uygun bir üslupla söylemenin hatta karşıdaki insanlar anlamıyorsa o insanlarla didişmenin bile faydalı olduğuna inananlardanım.

Uzun ömürlü olmanız dileğiyle, sevgiyle, esen kalın.

 

Birgül YILMAZ bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Uzun ömürde esas olan, yaşam enerjisi ile dolu olmak ve hareketli olmak olduğunu vurgulayan beslenmeyi de yaşam süresine kenarından etki eden bir unsur olduğunu ifade eden yazınız çok güzeldi, tebrikler, emeğinize, dimağınıza sağlık Sibel hanım, selamlar

Nizamettin BİBER 
 05.05.2017 9:59
Cevap :
Değerli görüşleriniz için teşekkür ederim Nizamettin Bey, gerçekten beslenmenin, hareket etmenin ve bir şeylerle uğraşmanın rolü çok büyük. Selam ve saygılarımla.  05.05.2017 12:52
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 627
Toplam yorum
: 215
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 3348
Kayıt tarihi
: 11.06.11
 
 

Kendi halinde yaşayan doğa tutkunu, sıradan bir vatandaş. İnsanların dış güzelliğine değil iç güz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster