Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Ağustos '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
444
 

Uzun ve kirli bir yaz

Güz Karşılaması:

Uzun ve kirli bir yazdan geçtik. Kapalı kapıları açmaya çalışırken, açamadıkça içimize kapanırken, bir şilebin denizin üstünde kayıp gidişi gibi eksilirken zaman ve biz eskirken anladık: Gidemediğimiz yolların bütünüdür kurduğumuz hayaller. “Bir daha hiç kimse için gözyaşı dökmeyeceğiz.” demek, “Bir daha hiçbir yağmurda ıslanmayacağız.” demekle aynı şeydi. Kalbimiz yorgun bir gül yaprağı gibi, birilerinin avuçları arasında kayıp giderken anladık; Savaşın ortasında ateşin ve çığlıkların arasında kan revan içinde bir dünyayı anlamak zorunda kalan bir çocuk yüreği gibi, sahipsizliğimizi anlamak zorunda kaldık.

Uzun ve kirli bir yazdan geçtik. Şehirler büyüdükçe yürekler küçüldü. Yürekler küçüldükçe, anlamını kaybetti doğrularımız. Gördük ki, en kutsal bildiğimiz her şey, hürriyet adalet, eşitlik, barış ve daha ne varsa kanımızın bir parçası gibi sahiplendiğimiz, ülkelerin dinine yenilip gitti. İnsanlar özgürlüklerini satıverdiler memlekette nicedir esen çıkar rüzgarlarına.

Uzun ve kirli bir yazdan geçtik. Yoruldu limanlar bizi koynunda saklamaktan. Denizin dalgası hikayemizi vurup geçti Her yanından su almakta eski gemilerimiz. Martılar çığlık çığlığa sahili dolanmakta. Ne onlar kanatlarına hevesli ne de biz kurtarabilmekteyiz kendimizi ayağımıza dolanan zincirlerimizden. Bizi biz yapacak gerçek bir hikaye bulmak için ölmeye razıyız. Sürgünde ve kimsesiz…

Uzun ve kirli bir yazdan geçtik. Aşk eriyip aktı konforlu hayatlarımızın içinde. Ömürlük sevdalara yabancı, hiç kimse için titremeyen plastik kalpler edindi kendine insanoğlu. Aslına bakarsınız bu değişimi kimse yakıştıramadı kendisine. Çünkü herkes savaşçı, herkes namuslu ve delikanlıydı icabında…Gelin görün ki, biri için hayatını hiçe saymak ahmaklık sayılırdı, parlak zihinler çağında. Siyah beyaz karelere saklandı aşk. Eski bir gramafona, sararmış bir mektup kağıdına, bazen de unutulmuş bir sahil kasabasına…İşte bu yüzden kimse yakalayamıyordu onu. Parlak ışıkların, devasa binaların, hoş sözlerin ve boş vaatlerin arasında bir ömür boyu aransa da bulunamayacak asla. Çünkü hiç kimse, onu inceliklerin ve kıran kırana verilen bir hayat mücadelesinin içinde aramayı akıl edemeyecek. Eski filmleri kimse izlemeyecek, kimse içinden paramparça dökülenleri bir kağıda geçmeyecek, bir sahil kasabasında denizin şarkısını dinlerken, aradığı bir tek kişinin gözlerini bulamayacak kıyıya vuran yakamozlarda.

Seni sevgilim, seni bir daha hiç kimse benim kadar sevmeyecek. Karşılık aramadan ve gölgesi olmayı beklemeden gövdenin… Yaralı bakışlarını içine gizleyip, asla vazgeçmeyeceğini bilerek…

Uzun ve kirli bir yazdan geçtik. Şimdi hafif rüzgara gönlünü kaptırarak yaklaşıyor içimize sonbahar. Havada yağmur kokusu içimizde geçmiş günün hesabı, önümüzde gelecek günün ışığı var. Şehre yağmur düşüyor. Özlediğimiz bir şeyleri buluyoruz yeniden. Sanki hep belediğimiz ama hiç gelmeyen birinin, bize verilmiş sözü varmış gibi…Sanki o bi gelse, yolunda gitmeyen her şey hallolacak, eksiklerimiz tamamlanacak gibi. Evet o bi gelse… En azından sonbahar diyoruz…Sonbahar gelince, sarı yaprakların hüznü sokaklara çökünce, yağmur sonrası kokusu içimize sinince her şeyin adı tek tek konulacak. İçimizi ısıtacak sonbahar. Hüzün ilk defa iyi gelecek bize. Vazgeçmemeyi öğretecek yorgun kalbimize. Sonbahar gelince, o hiç gelmeyeni beklemek bile kolaylaşacak.

Balkonumuzda çaresiz otururken, üstadın şu kırık dizelerini çaresiz ve acı içinde dökmeyeceğiz önümüzdeki küçük kağıda:

VE SEN BİR GÜN ÇIKGELİRSİN DİYE,

ÇOK ŞEYİN ADI KÜÇÜK YAZILDI

C. Süreya

ÇİĞDEM ALDATMAZ

Ayrıntıda gezinmek bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yılmaz Odabaşı' nı okuyorum sandım bir an. Hep bir şeylerden geçiyoruz işte. Ben de her zaman ki gibi umut etmekten geçtim. Hala da vazgeçmedim. Umarım sen vazgeçebilmişsindir. Sevgilerimle. Ha bu arada aşure yaptım, içine senide kattım. Ziyaret edersen sevinirim. Kendine iyi bak. Sevgilerimle.

Ayrıntıda gezinmek 
 05.10.2007 0:30
 

güneşin yerine..yıkansa içimiz baştan başa yeniden...biz başlasak yeniden ve olduğumuz yerden daha güzel görünse dünya gözümüze...mükemmel bir yazı...durup durup okunacak cinsten...eline yüreğine sağlık..sevgilerimle...

ahu aydınlıgil 
 31.08.2007 13:07
Cevap :
teşekkürler...  31.08.2007 13:10
 

Yazıyı sessiz okudum ama içimdeki sesli harfler ayaklandı.Bir de sesli okudum o yüzden.Bana aylak, umarsız size uzun ve kirli geçti yaz.Ama gelen hüznün mevsimi ortak.Bu güzel satırlar için, teşekkür ediyorum.Yine çok hoştu.Daha sık yazmanız temennisiyle.Sevgiler...

üç nokta 
 30.08.2007 11:47
Cevap :
merhaba... sanırım daha önce hiç tanışmadık. Ama yazılarınız çok tanıdık geldi... bu arada, uykusuz ve içimden geldiği gibi yazdım...bazı yerlerde cümle düşüklükleri var...yürek ve hz düşüklüğü bir de...hayatımızın içinde...olsun, düşe kalka yaşayacağız böyle değil mi? sevgier...  30.08.2007 12:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 19
Toplam yorum
: 63
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 865
Kayıt tarihi
: 29.03.07
 
 

"Neden?" sorusu kafamı kurclayıp durmakta. Yarın ne kadar sürer, hayaller nerede biter, gerçek nered..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster