Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Ekim '09

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
832
 

Vahdettin taraftarları…

Vahdettin taraftarları…
 

Zaman zaman yazılarımda eğitim sistemini eleştiririm. Özellikle çocuklarımıza Türk tarihinin iyi öğretilmediğinden yakınırım. Bazen o yazıları okuyunca, kendi kendime “acaba çok mu sert oldu, biraz haksızlık etmiyor muyum” diye düşündüğüm olur. Son günlerde üst üste şahit olduğum iki olay yüreğime su serpti. Eleştirilerimde, veya eleştirilerimin dozunda hiç de öyle abartılı sertlik olmadığını gördüm. Olay şu:

Kahvede dört kişi bir masa etrafında oturmuş sohbet ediyorlar. Sanırım kırklı yaşlardalar. Giyim kuşamlarından, konuşmalarının uslubundan az da olsa okul görmüş kişiler oldukları belli. Konuşma konusu, Atatürk ve Vahdettin. İlgimi çektiği için kulak misafiri oluyorum.

Özet olarak Atatürk'ün hiç de anlatıldığı gibi istiklal savaşını kendi başlatmadığını, Vahdettin’in onu savaş başlatsın diye emirle Anadolu'ya gönderdiğini, hatta yanına onbin altın verdiğini konuşuyorlar. Şaşırdım. Acaba cahiller mi, yoksa kasıtlı olarak böyle mi konuşuyorlar diye tereddüt ettim. Ancak konuşmalar son derece ciddi ve içtendi.

Birkaç gün sonra basında aynı mealde bir yazı okudum. Üşenmedim araştırdım. İnternette de bu tür yazılar var. İnandım ki tarihimiz insanlara doğru öğretilmiyor. Oysa aşağıdaki ferman tek başına bile gerçeği anlatmıyor mu? Bu kadar mı cahiliz?

ATATÜRK İLE ARKADAŞLARI HAKKINDA PADİŞAHÇA VERİLEN İDAM FERMANI

Dosya Tasnifi
Harbiye-Divan- Harp
DOSYA No : 70
Harbiye Nezareti
Adliye-i Askeriye Dairesi Şubesi
Nüsha : 705

PADİŞAH BUYRUĞU

Mehmet Vahidüddin

“Kuva-yı Milliye adı altında çıkardıkları fitne ve fesatla, anayasaya aykırı olarak halktan zorla para toplamak, asker almak, bunun aksine hareket edenlere işkence ve eziyet ederek şehirleri yakıp yıkmaya kalkmak suretiyle iç güvenliği bozanların tertipçisi oldukları iddiasıyla haklarında dava açılan, Üçüncü Ordu Müfettişliğinden alınarak askerlik mesleğinden çıkartılmış bulunan Selanikli Mustafa Kemal Efendi, Eski yirmi yedinci fırka kumandan miralaylıktan emekli İstanbullu Kara Vasıf Bey, Eski yirminci kolordu kumandan Mirliva Salacaklı Fuat Paşa ile Eski Vashington (Washington) elçisi ve Ankara milletvekili Midillili Alfred Rüstem ve sıhhiye eski müdürü İstanbullu Doktor Adnan Bey ile Üniversite Batı Edebiyatı eski öğretmeni Halide Edip Hanımın, ayrıntıları 11 Mayıs 1336 (1920) tarihli ve 20 numaralı karar tutanağında yazılı olduğu üzere, Mülkiye Ceza Yasası’nın kırk beşinci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle elli beşinci maddesinin dördüncü fıkrası ve elli altıncı maddesi uyarınca, sahip oldukları askeri ve mülki rütbe ve nişanlarla, her türlü resmi unvanlarının kaldırılmasına ve idamlarına, halen firarda bulunmaları dolayısıyla yasa hükümleri gereğince mallarının haczedilerek, usulüne göre yönetilmesine ilişkin İstanbul bir numaralı sıkıyönetim mahkemesi tarafından gıyaben verilen hüküm ve karar, ele geçirildiklerinde tekrar yargılanmak üzere onaylanmıştır.
Bu Padişah Buyruğu’nu yürütmeye Harbiye Nazırı görevlidir.

24 Mayıs 1336 (1920)

Sadrazam ve Harbiye Nazır Vekili

DAMAT FERİT

Pazartesi, 19/10/2009

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İletişim imkanlarının olağanüstü geliştiği günümüzde bile kimin kime ne maksatla neler yaptığını tam olarak bilemiyoruz. O bakımdan Vahdettin'le Mustafa Kemal arasında cereyan eden olayın tam şeklini de doğru olarak bilmemiz mümkün değil. Ancak yine de mantıklı düşündüğümüz zaman Mustafa Kemal'in sıradan bir vatandaş olarak elini kolunu sallayıp Samsun'a gitmesi, sonra Anadolu'nun çeşitli merkezlerinde toplantılar yapması, en önemlisi de oralarda şehrin ileri gelenleri tarafından karşılanması, korunması ve kendisine olağanüstü yardım edilmesi bir tesadüf olmasa gerek. Ben bütün belgeleri ve bilgileri bir tarafa bırakıyorum. Sonuçta biyolojik olarak bir aileye mensup olduğumuz gibi, tarih olarak da bir millete mensubuz. Her insanın doğruları ve yanlış ları olabilir. Sonuçta onlar bizim ceddimiz. Onları bu kadar kötülemekten bizim elimize ne geçer? Atatürk'e büyüklük izafe etmek için onun dışında herkesin "küçük" olması mı gerekiyor? Bu kinin altında ne yattığını lütfen düşününüz. Slm sy

Ahmet YILMAZ 
 26.10.2009 10:18
Cevap :
Merhaba, Ceddimize karşı bir kin ve nefretim asla söz konusu değil. İsteğim herkesin gerçeği ile yüzleşmesi. Koskoca bir imparatorluğun yıkılış sürecinde görev almış bir padişahın, halkına ülkesine karşı olan sorumluluklarını yerine getirirken en azından bir kurtuluş meşalesi yakan yurttaşına tam destek olması gerekmezmiydi. Sonuç zindan veya kellesi olsa bile. Saygı ve selamlar...  26.10.2009 11:12
 

Ben bu hikayeyi yıllarca dinledim, ordan burdan. Cevabım hep; "Tut ki öyle oldu ve Vahdettin gönderdi diyelim. Tut ki; taktik olsun diye idam fermanı çıkarmış da olsun. Bu Atatürk'ün, bu milleti seven ve onun için çarpışan, hazır eline fırsat geçmişken padişahlığa devam etmek varken; cumhuriyeti ilan edebilecek kadar ali cenap ve yüce gönüllü bir lider olduğu gerçeğini değiştiriri mi?" olmuştur. Değil mi?

Emine Supçin 
 19.10.2009 22:34
Cevap :
Merhaba, Ençok içerlediğim, Atatürkü koca imparatorluğu batıran o padişah bozuntuları ile mukayese etmeleri. Saygı ve selamlar...  19.10.2009 23:06
 

Osman Bey, Vahdettin'in akrabası öldü(Rahmetli Ecevit)Vahdettin taraftarlarının sesi soluğu çıkmaz oldu. Geçenlerde ölen Osmanlu torunu için biraz kalabalık toplantı ancak onlarda birbirine girince, yeterince gündeme gelemediler. Selamlar...

Mesut KARİP 
 19.10.2009 14:23
Cevap :
Merhaba, Hatırlıyacaksınız. Bir süre önce birisi ayakların baş başların ayak olduğundan bahsetmişti. Ayakların yönetiminde olur böyle şeyler. Vahdettini mehdi bile ilan ederler. Saygı ve selamlar...  19.10.2009 16:49
 

Ülke işgal edilmiş, padişahta dahil herşey işgal kuvvetlerinin emrine girmişken Bu kuvvetlerin hazırlayıp "imzala" dedikleri belgeyi siz olsanız imzalamazmıydınız. Bu durumun olacağını bilen Vahdettin'de gayri resmi olarak Mustafa Kemal'i Anadoluya gönderdiğini düşünmemeniz bana üzücü geldi. Konu hakkında Canmehmet arkadaşımız uzun süre açıklamalarda bulundu. İsterseniz bir göz atın. Selam ve saygılar.

akar 
 19.10.2009 11:41
Cevap :
Merhaba, Düşüncenize saygı duyuyorum ama katılmıyorum. Gerçek arzusu ülkenin kurtulması olan bir padişah, koskocaman bir ulusun örnek aldığı kişi olarak sonumu idam bile olacağını bilsem ben imzalamaz halkıma örnek olurdum. Saygı ve selamlar...  19.10.2009 13:06
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1508
Toplam yorum
: 5843
Toplam mesaj
: 265
Ort. okunma sayısı
: 1655
Kayıt tarihi
: 16.07.08
 
 

Yetmişiki yaşında iki çocuk ve iki torun sahibi bir erkeğim.. Lise mezunuyum. Uzun yıllar esnaflı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster