Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Nisan '18

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
109
 

Vakıflar Haftası ve Bir Skeç

Vakıflar Haftası ve Bir Skeç
 

Osmanlıda vakıf kültürünün önemi ve değeri hakkında ne söylesek az. Kanaatimce günümüz sivil toplum kuruluşlarının, bazı derneklerin ve hatta günümüzde belediyelerin sorumluluğunda olan bazı işlerini vakıflar yürütmekteydi.

Neler yok ki vakıf olarak!

Mesela Leylek Vakfı, At Vakfı, Meyve Ağaçları Diken Vakıf, Suyu Soğutan Vakıf, Bekârları Evlendiren Vakıf, Düğün Merasimleri Yapan Vakıf, Yoksul Mahkûmlara Bakan Vakıf, Yaşlı Kadınlara Ev Tahsis Eden Vakıf, Hristiyan Esirleri Kurtarma Vakfı, Müslüman Esirleri Kurtarma Vakfı, Dul ve Fakir Hanımlara Bakan Vakıf, Dinlenme İçin Bahçe Vakfı, Suyu Çoğaltan Vakıf…

Bu vakıflar, sosyalleşme, ekonomik gelişme, şehirleşme, insancıllık gibi pek çok kavrama; insana, doğaya, çevreye Osmanlının millet ve devlet olarak nasıl baktığını anlatır. Vakıfların işleyişlerini gerekli kaynaklardan incelersek, devir devir zihniyeti çözmemiz hiç de zor değil. Konuyla ilgili yazı, yayın, akademik makale çok.  İlgilenenler bakabilir.

Benim paylaşımım tamamen öğretmenlere yönelik.

Okullarda Mayıs ayının ikinci haftası Vakıflar Haftası olarak kutlanmakta. Aşağıda ailenin en değerli kurum olduğunu, manevi değerlerin maddi değerlerden üstün olduğunu vurgularken Osmanlıda kurulmuş olan Fakir Bekârları Evlendirme Vakfı gibi ilginç ama kıymetli vakıflar konusunda da düşündüren, okul programlarına alabileceğiniz, son dönem Osmanlı tiyatrosu edasında, izleyenleri tebessüm ettirecek, küçük bir skeç yer almaktadır. 

Fakir Bekârları Evlendiren Vakıf

Ne Hoş Bir Tesadüf

Oyuncular:

Mütevelli

Kâtip

Gayri Müslim Kadın

Vakıf dairesinde mütevelli ve kâtip oturmaktadır. Önlerinde divit, hokka, bir takım evrak vs.

Müzik başlar:” Bu bekârlıktan bıktım usandım/ Nasiplerimden hiç tat almadım/ şimdi son arzum evlenmektir kararım/ Lakin münasip bir koca ner’den bulayım” (seferad düeti)

Gayrimüslim kadın neşe içinde,  biraz kokoş bir halde içeri girer. Müzik çalarken sahnede gezinir ve kapıyı tıklatır. İçeriden “gel” sesini duyunca girer. Kadının konuşması gayrimüslimlere has bir şekilde aksanlıdır:

 

-Sabah şerifleriniz hayır olsun efendim!

-Buyur hanım, ne istedin?

- İzniniz olursa evlenmek isterim efendim.

Adam, kadına şöyle bir bakıp:

- Hanım sen beni baban mı sandın? Git babana anlat meramını.

-Elbette hayır efendim.

Bu sefer adam kadını iyice süzdükten sonra:

- Ya sen bizi mahallenin çöpçatan falcı bacısı mı sandın? Bu ne cüret!

- Estağfurullah, ne münasebet efendim!

-Ya peki?

- Duydum ki bu vakıf, fakir bekârları evlendiriyormuş.

-Elhamdülillah, da sen ne istersin?

- Toplumumuzun bu en mukaddes kurumu aileyi tesis edebilmek için yardım dilemektir niyetim.

Adam sakalını kaşır, düşünür ve:

- Hanım, senin zürriyetin nedir?

- Hürriyetim mi? Gayet hürüm, derhal evlenebilecek kadar hem de tam yirmi beş yıldır alabildiğine hürüm efendim.

- Yahu dur hanım, hürriyet değil, zürriyet, zürriyet! Yani soy sop, ırk, nesep.

- Hee, bendeniz sizin tabirinizle gayrimüslimim efendim.

- Belli, belli…

- Fakat inancım, imanım tamdır çok şükür. Hem ne var, siz edepli bir zevc bulsanız ben elbet onun yolundan da giderim efendim.

- Ya peki, rızkın nereden gelir, varidatın nedir, neyle geçinirsin?

- Eh, muhannete muhtaç değilim elbet.

- Yani fakir fukara değilsin?

- Merhum babam Alexander Spirro’dan kalan Boğazdaki yalıyı, Kâğıthanedeki sandalları, Çamlıcadaki faytonları, Beyoğlundaki dükkânları, Çin’den gelen kervanları, Galatadaki sazhaneleri, Taksimdeki tabakhaneleri…

-Yeter! Sen benimle alay mı edersin densiz!

- Haşa, efendim! Diyecektim ki: Bütün bu babamdan kalanları saymazsak fakirim.

-Yıkıl karşımdan ahmak! (Adam kadına sırtını döner.)

-Lütfedin de birkaç sualle meramımı izah edeyim. (Başıyla onay verdiğini görünce devam eder.)

-Evli misiniz efendim?

- Bittabii

- Evlatlarınız da vardır muhakkak?

- Çok şükür!

- Peki ben size az evvel saydıklarımı versem evlâd ü âyâlinizden vazgeçer misiniz?

-Kat’a! O nasıl söz, nasıl lakırdı!

- O zaman söyleyin, hangimiz fakiriz efendim?

Tam bu sırada, o zaman dek kadını hayranlıkla izleyen mütevelli kâtibi yerinden heyecanla ve sevinçle fırlar:

- İşte! İşte, buldum!

Mütevelli:

- Dur hele evladım, oturduğun yerde neyi buldun!

- Zevcemi buldum üstadım, efendim!

Kâtip; şairane ve hayalperest bir edadadır.

- Yıllardır kuracağım mes’ud yuvanın hayaliyle yaşarım. (Elini ters çevirip alnına götürür) Ve fakat, heyhat! Gençliğin cilveleri, hayatın silleleri mani oldu süruruma bunca vakit. Nasıl bedbahtım. (O konuştukça, kadının ona ilgisi artar. Ona doğru yönelir, merakla ve memnuniyetle onu dinler) Gençliğimi heder ettim. Ne vakit ki akıllandım, etrafımda kimse kalmadı o zevk ü sefa âleminden. ( Kadın ona yaklaşır, gözleri gözlerindedir artık ve şefkatle bakar.) Paralar suyunu çekti, o divâne âşıkların her biri zengin birer zevc bulma peşine gitti. Bense beklerim günlerdir, aylardır, yıllardır ümidile. Sırf aşk ve huzur dolu bir yuva hayaliyle…

Mütevelli hemen öksürerek ciddi bir eda ve ses tonuyla araya girer:

-Yoo, dur bakalım bu durum bu vakfın cihet-i asliyesine mugayir; olamaz. Bu iş bu vakfa vazife değil. (Kadına dönerek):

- Hem sen bunca mal ve nüfuz sahibiyken neden bu vakıftan medet beklersin hanım?

Kadın :

- Canım efendim, bu iş bu vakfa vazife değilse de muvafıktır. Çevremdeki onca servet avcısından kurttan kaçan kuzu gibi kaçarken sizin bu kutsal çatınız altında bulacağım kuzudan âlâ zevc nereden bulabilirdim? Emin ellerdeyim, aşikâr.

Kâtip (Mütevelliye dönerek):

- Bakın nasıl da tamamladık birbirimizi.

Durum karşısında yumuşayan mütevelli gülümser, kâtibin sırtını sıvazlar:

- E haydi doğruca Kadı efendiye! Allah tamamına erdirsin. Sonra seyirciye dönerek:

- Siz şimdi bunları; sizin şu TV dediğiniz şeyde, bir onunla, bir bununla “çay içmeye” gidenlerden sanırsınız ama değil. Zaten bu vakfın görevi de bu değil,der vakfın şartını mağrur ve ciddi bir eda ve tok bir sesle okur:

-Bu vakfın amacı; fakir kızlarımızın düğünlerine yardımcı olmak; mutlu olacakları yuvalarını kurmak; yetim kızlar ve dul kadınlarımıza kol kanat germek; onların da bizim gibi yüzlerini güldürmek... Sultan II. Selim’in kızı İsmihan Sultan, bu hizmetler için mallarını vakfettiler. Bu vakıf yoksulluk sebebiyle evlenmekte güçlük çeken bekârların evlenme masrafını üstlensin; eğer evlenmek istemeyenler olursa onlara da para ve eşya yardımında bulunsun. Yeter ki mağdur olmasınlar...

Öne doğru gelip bir sır verirmiş gibi ama muzipçe gülümseyerek ekler:

- Amma velakin bu işte de (kâtip ve kadını başıyla işaret ederek) vakfımız oldu tesadüfen vesile,  Allah herkesin karşısına dengini getire!

Sahne, başta çalınan şarkı eşliğinde terk edilir.

 

 

mütevelli: Vakfın yöneticisi

cihet-i asliye: Vakfın kuruluş amacı

 

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ne kadar ilginç vakıflar varmış,şaşırdım doğrusu:)Yazınız da çok güzeldi.Elinize sağlık sevgili Aykar hanım.Saygı ve selam ile,sağlıcakla kalın...

fisun gökduman kökcü 
 05.07.2018 13:50
Cevap :
Evet Osmanlınin en güzel yanlarından olsa gerek Füsun Hanım. Ilginiz ve takdiriniz için teşekkür ederim. Selamlar, sevgiler...   05.07.2018 15:33
 

Aykar Hanım, gerçeten çok ilginç vakıflar varmış doğrusu. Nerelerden nerelere geldik, bundan böyle nerelere gideriz bilmiyorum. Esenlikler diliyorum.

Şahin ÖZŞAHİN 
 18.04.2018 23:29
Cevap :
Hakikaten öyle... Neredeeeen nereye, Şahin Bey. Ne diyelim? Teşekkürler... Selamlar, saygılar...   19.04.2018 9:32
 

Vakıflar konusu günümüze kadar hiç ilgimi çekmediği gibi en ufak bir bilgi birikimine de sahip değilim ama yazını okuyunca aldı beni bir merak. Acaba diyorum Osmanlıda kart hamillerinin dertlerine derman olma cihet-i asliyesine sahip vakıflarda var mıydı? Elinize sağlık, oldukça eğitici ve düşündürücü bir blog. Selamlar

Matilla 
 18.04.2018 23:14
Cevap :
Sabah sabah gülümsetmediniz, desem yalan olur. "Hamil-i kart yakinimdir vakfı" Manidar yorumunuz için teşekkürler...   19.04.2018 9:38
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 111
Toplam yorum
: 662
Toplam mesaj
: 23
Ort. okunma sayısı
: 907
Kayıt tarihi
: 06.07.12
 
 

Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesinde lisans, yüksek lisans ve doktora eğitimini tamamlamış bir ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster