Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Mart '07

 
Kategori
Meslekler
Okunma Sayısı
843
 

Vakka-i vakvakiye

Vakka-i vakvakiye
 

VAKKA-1
Acil servis kapısından yürüyerek bir adam giriyor.
Kafasından akan kan ve iki kaşının arasında duran kocaman bir ekmek bıçağı sapı!
Hemen arkasında kameraları arıyorum. Biri şaka yapıyor diye düşünüyorum, hafif bir tedirginllikle.
Adamın ''Dr. Hanım'' diyen ürkek sesi ve soğuk kanlılığı beni de şaşırtıyor! Hatta bi anda korkutuyor.
Kafasından bıçaklanan adam şanslı gününde.
Sadece gözünü kaybediyor ve yaşamına devam ediyor.
Ama benim aklımdaki görüntüsü hiçbir zaman kaybolmuyor.

VAKKA-2
Telefon çaldı. Arrest var. (Ani kalp ve solunum durmasıyla karakterize acil durum)
Hemen koşarak gittiğimiz klinikte, odanın önünde bir kalabalık.
Ağıt yakıyorlar.
İçeri girip ''laringoskop ve tüp lütfen'' dememle hastanın çenesinin bağlandığını görmem aynı ana rastlıyor.
Belli ki hasta yakınları pek de alışık olmadığımız şekilde, pek bir çabuk kabullenmişler durumu.
Kardiyopulmoner resusitasyonu (kalp masajı ve sunni solunum) yaparken kendimizi tutamıyoruz:))
Yaşlı amca da bu traji-komik dünyaya hafif bir tebessümle veda ediyor.
Allah rahmet eylesin.

VAKKA-3
Hasta olmak zor. Hele yakınlarınız çok çok ilgiliyse daha da zor!
Trafik kazası sonrası bel omurlarını kıran adam 2 büyük ameliyat geçiriyor.
2 aylık süreçte hızla iyileşen adama fizik tedavi ve rehabilitasyon önerilerinde bulunulup, taburculuk işlemleri başlatılıyor.
Hastaneden çıkacağı gün yakınlarının '' şunu da ye, ama bunu da yemelisin'' halleriyle boğazına portakal diziliyor. (Levent Kırca parodileri gibi)
Bilinci kapanan ve acil mudahale ile soluk borusundan tarafımızca çıkarılan portakal tanecikleri sonrasında, adam 7 ay kadar daha yoğun bakımda yatıyor.
''Portakal orda kal'' olarak da anılan adamcağız şu anda bize her ay 2 kilo portakal getiriyor:)

VAKKA-4
Telefon çalıyor.
''Dr. Hanım sakın bulunduğunuz yoğun bakımdan çıkmayın, sakın!!'' diyor.
Diğer yoğun bakımda yatan, 92 yaşındaki aşiret reisinin vefat haberi tüm aşiretin hastaneye akınına neden olmuş.
Eli silahlı bu adamlar sanki savaşa gelmişler.
Hastaneyi talan ediyorlar.
Biz 4 arkadaş herbirimiz bir yoğun bakımda mahzur kalıyoruz, tuvalete bile gidemiyoruz.
Hastanenin güvenlik ekibi tarafından başedilememesi sonrasında olaya çevik kuvvet ekipleri mudahale ediyor.
Hepimiz bir oh diyecekken yine de olan oluyor!
O gece gözü mor bir dr. daha tarihe geçiyor.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Adımı çağrıştırınca merak edip tıkladım yazınızı. Hayal kırıklığına da uğramadım. Tad aldım yazınızdan. Ellerinize sağlık. Hastane hikayeleri hep ilgimi çekmiştir. Tarihte "Vaka-i Vakvakiye" de çok ürkütücüdür. Bildiğinizi tahmin etmekteyim. Osmanlı'da kazan kaldıranların kellelerini alıp bir ağacın dallarına armut gibi asmışlar. Vakayi vakvakıye aynı zamanda Cennette (hurma sanıyorum) bulunan kutsal bir ağaç. Halk ironi olsun diye bu ağaç vakasına bu ismi yakıştırmış... Selam ve sevgilerimle...

vakayinüvis 
 25.03.2007 0:57
Cevap :
Teşekkür ederim. Evet Osmanlı tarihindeki ''Vaka-i Vakvakiye'' yi biliyorum ama kutsal bir ağaç olduğunu ilk defa sizden duyuyorum. Teşekkürler, sevgiler...  25.03.2007 16:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 71
Toplam yorum
: 268
Toplam mesaj
: 29
Ort. okunma sayısı
: 2097
Kayıt tarihi
: 11.03.07
 
 

1979 doğumluyum. Severek ve isteyerek girdiğim tıp fakültesini bitirdikten sonra veterinerlik de oku..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster