Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Ocak '08

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
1323
 

Vaktiyle Amerika'yı haraca bağlamışız

Vaktiyle Amerika'yı haraca bağlamışız
 

Şuan ABD’nin dünyada istediği yerde, istediklerini o veya bu şekilde gerçekleştirmesi, bu uğurda her yolu denemesi, bir çoğumuzu olduğu gibi beni de çileden çıkartıyor çoğu zaman.

Böyle durumlarda bitmek bilmez düşünce deryalarına dalıp; “ah şöyle olsaydı da böyle olsaydı” larla yakınırken, geçmişe dönüp atalarımızın neler yaptığı aklıma geliyor. Biz bu Amerika’yı zamanında haraca bağlamışız diyorum.

ABD, 1775 yılında patlak veren bağımsızlık savaşı sonucu, 1783 de imzalanan barış antlaşması ile İngiltere’den bağımsızlığını kazanmıştır.

İşte Osmanlı- ABD ilişkileri doğal olarak bu tarihten sonra başlamıştır. Amerikalılar, İngilizlere karşı okyanuslarda verdikleri mücadeleleri sürdürürken, ekonomik yönden de yağlı limanlar arıyorlardı. Onlar için kolay gibi gözüken Akdeniz, Osmanlıya bağlı Kuzey Afrika’daki geçimlerinin önemli bir bölümünü korsanlık yaparak sağlayan Müslüman Reisler tarafından yönetiliyordu.

Nitekim Akdeniz’in acemisi Amerikan gemileri çok geçmeden korsanların kucaklarına düşmüşlerdi.1783’de Müslümanların “semiz ördek” diye dalga geçtikleri Amerikan gemilerinden yıllık 80 bin dolar haraç almışlardır.

1787’ de, 100 kadar Amerikalı denizci korsanların eline esir düşmüş ve ABD onları kurtarmak için 4000 dolar fidye vermek zorunda kalmıştır. 1794’de durum iyice vahimleşmiş, 11 Amerikan gemisi ele geçirilmiş, 119 kişilik mürettebat da esir alınmıştır.

Akdeniz’in korkusuz korsanları, Akdeniz’le yetinmiyor, Atlas okyanusuna da seferler düzenleyip, İrlanda sahillerine kadar korku salıyorlardı.

O sırada, yeni bağımsızlık savaşından çıkan ABD başkanları bu uzak diyarlarda başlarının fazla derde girmesini istemiyorlar, neredeyse korsanların tüm isteklerine boyun eğiyorlardı.

Nitekim 1795’de Amerikan Konseyi, tarihinin en ağır haracını onaylamış, nakit olarak yıllık 642.500 dolar, gerekli mühimmat ve 36 topa sahip bir adet de savaş gemisini korsanlara vermeye razı olmuştu. İlaveten yine her yıl 21.600 dolar değerinde deniz araç-gerecini de korsanlara vermeyi kabul etmişlerdi. Bu sayede Amerikan gemileri Akdeniz’de huzur içinde faaliyet gösterebileceklerdi.

Antlaşmaya bir takım ilginç maddeler eklenmişti. Herhangi bir Amerikalı herhangi bir nedenden dolayı esir düşerse kişi başına 4000 dolar para ödenecekti.

Antlaşma metni yalnız Türkçe yazılmıştı. Bu, ABD’nin bir yabancı ülke ile, yalnızca o ülkenin dilinde yaptığı tek antlaşmadır. Cezayir’de imzalandı. 1796 Martında Amerikan Senatosunca onaylanmıştır.

Ancak 1800 yılında meydana gelen bir olay Amerika ile Osmanlı himayesindeki korsanların arasındaki iplerin kopmasına yol açacaktır.

Kaptan William Bainbridge, Cezayir’e Amerika’nın yıllık haracını ödemeye gelir. Amerikan gemisinin limana Türk bayrağı çekerek girmesi sağlanır. Haraç doğrudan Sultan’a ödenecektir. Bu yüzden kendisine eşlik eden Cezayir gemileri ile birlikte Kaptan Bainbridge, İstanbul’a götürülüp devrin Padişah’ı III. Selim’in huzuruna çıkarılır. İstanbul’a gelen ilk resmi Amerikan yetkilisi böylece adımını atmış olur.

Amerika’nın Cezayir’e verdiği tavizler, Trablusgarb Paşası Yusuf’un gözünden kaçmaz. O da taleplerini yükseltir. İstenilen haraçlar ardından kalkılacak gibi değildir. Yıllık haraç miktarı 1800’lerin başında 2 milyon dolara ulaşmıştır. Bu miktar o dönem ABD’sinin sadece 10 milyon dolar olan yıllık gelirinin beşte birine denktir.

ABD Başkanlığına Thomas Jefferson geçtikten sonra bölge için sert politikalar düşünür ve Osmanlı limanlarına çıkarmalar yapılması kararı alınır. Yıkıldı yıkılıyor denen Osmanlı Leventleri o günün koşullarında Amerikan filolarına ağır zararlar verdirmişlerdir. Amerikalılar bölgedeki bazı Arapların desteği ile küçük başarılar elde etse de, sonuçta Amerikanın bölgeyi işgal planı başarısızlıkla sonuçlanmıştır.

Amerikalıların küçük başarılarının en önemlisi kısa süreli Trablusgarb’ın Derne kalesini ele geçirmeleridir. Bu başarılarını bahriye marşlarına da katmışlar.

Türk tarihinin seyir defterinden, vay be dedirten ilginç olaylardan biri de bu…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Amerikan donanmasının marşında Trablusgarb 'ın adı geçer. Tripoli diye geçtiğinden olsa gerek içimizdeki yabancı şakşakçılarının dahi ilgisini çekmemiştir. Trablusgarb vilayeti ile Amerikan hükümeti arasındaki gerilim büyümüş ve Amerikalılar baskın tarzı bir yükleniş ile çıkartma yapmışlardır. Hayatlarının ilk deniz aşırı başarısıdır.

Bora Arasan 
 08.02.2010 17:24
Cevap :
teşekkür ederim  09.02.2010 12:55
 

Vaktiyle sözcüğünü çok kullanırız artık. Ben de tüm yazılarımda türkün eski çağlaradki azametini, mertliğini yazmadan edemiyorum. Ama nerde kaldı? Şimdi ahlaksız bir ülkenin çaldıüı havalara oynamak zorundayız. O kadar ki, hatta ekonomi durumumuzu bile ona göre ayarlıyoruz. burda kutsal kitaptan bir kelime geçeceğem: Eger siz adaleti ve hakkı bırakırsanız başınıza en kötüler musallat olur. İşte yaşadığımız çağı ve vaktiyle denen altın kelimeler

Vusale Taşhan 
 18.03.2008 16:16
Cevap :
çok teşekkür ederim. saygılar  18.03.2008 18:12
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 147
Toplam yorum
: 162
Toplam mesaj
: 124
Ort. okunma sayısı
: 10665
Kayıt tarihi
: 16.08.07
 
 

TARİH ÖĞRETMENİ MEB DENİZLİ  AĞRI AFYON  ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster