Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Şubat '08

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
740
 

Val Thorens’de bulutların üstünden kaymak

Val Thorens’de bulutların üstünden kaymak
 

Alp dağlarında ve Fransa sınırlarında bulunan Val Thorens, 3 vadi demek. Avrupa’nın en yüksek, dünyanın en geniş kayak alanı olarak gösteriliyor.

Cenevre’ye bir hata yapmadan uçmayı başarabilirseniz, buradan 3 saatlik oldukça keyifli bir otobüs yolculuğu sonunda, kar-göl-dağ manzarası karışımlarını seyrederek uçsuz bucaksız 3 vadiye yayılan pistlere ve iyi kar kalitesine sahip Val Thorens ‘e varıyorsunuz.http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=90200

2 aile burada 1 hafta kalıp, tek biletle bütün pistlerde kaymayı planlıyoruz. Grubumuzda eskiden kayak hocalığı yapmış Fransız bir arkadaşımız var, ona güveniyoruz. Ben öncelikle kaymayı öğreneceğim, sonra vadiyi keşfetmeye çıkacabileceğim.

Bugün bile hafızamda kalan en canlı görüntü, 1 hafta boyunca bembeyaz karların üstünde parlayan güneş, ait olduğu evrenin güzelliklerine yaklaşma ve sukunet duygusu.

Yaş ortalaması 17-24 arasında (onlar artık kayağı da bırakmış snowboard a başlamışlar) değişen Avrupalı genç öğrencilerin kaldığı bir hostelde kalıyoruz, fiyatları çok uygun, biletler dahil tüm tatilimiz Türkiye’de kaymaktan neredeyse daha ucuza mal oluyor. Yan odamızda birbirinden sevimli 6 genç kız kalıyor.

Kayak günlüğüm

1.gün Önce 1 haftalık kayaklar ve ayakkabıları kiralıyor, haftalık ski pass- kayış bileti alıyoruz. Grubumuzdaki eski kayak hocasının talimatlarına uyuyor, o ne dese yapıyoruz. Ayakkabıların nasıl giyilmesi gerektiğini, püf noktalarını dinliyoruz. Ben büyük bir uğraş sonucu, terler içinde ayakkabılarımı kayaklara takmayı başarıyorum. Batonlarımızı nasıl tutacağımızı, kayak ayakkabılarıyla nasıl yürüyeceğimizi öğreniyoruz ve başlıyoruz otelin hemen yayındaki yoldan liftlere ulaşmak için kaymaya. Ben kaymaya değil, düşme antremanına başlıyorum, önümdeki küçük eğimden yuvarlanarak kendimi aşağıda buluyorum. Kayak hocamız beni bırakıp, oğlum ve babası ile ilgileniyor ( onlar benden ileri). Ben ne yapacağım?

Baby lift’e çıkıyorum. Bebekler ve çocuklar için yapılmış başlangıç pistinde yarım gün debeleniyorum. Öğleden sonra liftlerle büyük piste çıkıp oradan kayacağız. Ben daha lifte biner binmez düşüyorum, kayaklarım fırlıyor, ekip önde çoktan yukarıya varmış durumda. Moral sıfır, kayakları sırtıma yüklenip, 1 saatlik yürüyüş sonunda otelimize dönüyorum, ertesi gün kayak okuluna yazılıp , bu işi doğru dürüst öğrenmeyi planlıyorum.

Her tarafım ağrıyor, tarif edilmez bir yorgunluk var ertesi güne nasıl enerji bulacağım merak ediyorum.

2.gün Kayak okulu benim gittiğim saatte kapalı kayıt yaptıramıyorum, ekip gel öğreniriz hep beraber diyor, tamam diyorum. Sonunda liftleri kullanmayı, kayağın üsütünde korkmadan durmayı, düşmekten korkmamayı öğreniyorum. Akşam dönüşte kayarak otelimizin tam önüne kadar gelmeyi beceriyorum, hocamızı izleyerek. Kayaklarımızı çıkarıp, asansörle odamıza kadar getiriyoruz. En büyük rahatlama, ayakkabıları çıkardıktan sonra.

3.gün 6 km lik kolay pistlerden kayıyorum. Yanlış teknik de olsa dönebiliyorum, daha düzgün durabiliyorum. Bu iş aslında bisiklete binmeyi öğrenmek gibi diye düşünüyorum. Gitgide adele ağrılarına alışıyorum. Kayak yorucu, hem de çok yorucu bir spor.

Ancak her seviyeye uygun pist var ve kayağa başlamak için burası çok uygun. Pistler sürekli bakım altında, bozulan karlar hemen düzeltiliyor, makinalarla kar püskürtülüyor gerekirse.

4.gün Daha zor ve uzun pistlerden kayıyoruz, hocamızı göremiyoruz, o en zor pistlerde kayıyor. Biz de zaman zaman zorlu eğimlerden inmek zorunda kalıyoruz. Terler döküyor, zorlanıyor, nasıl bitecek bu parkur duygusu yaşıyorum. Etraftaki manzara, güneş ve oksijen bütün terlere değiyor.

5.gün Liftlerden, teleferiğe geçip bambaşka bir pist , daha da zoru deneyeceğiz, sabahtan akşama kayıyoruz. Adrenalin dozu artıyor. Yine de en çok bira ve pizzadan oluşan öğle molalarını ve sonrasında şezlongdaki güneşlenmeleri ve kayaktan dönenleri izlemeyi seviyorum. Mola verilecek birden fazla mekan var. Bazen yukarıda şömineli cafede mola veriyoruz, pistleri ve kayanları izliyoruz.

6. gün Siyah pist olmasa da ona yakın çok zorlu bir parkur deneyeceğiz. Parkurun başlangıcı dümdüz ve dar bir otoyol gibi, sağ taraf uçurum. Adrenalin zirvede, burayı geçmek için, konsantrasyonu ve dengeyi bozmadan ileriye odaklanmak ve batonları koltuk altına alıp, hızı düşürmeden tepenin başına gelmek gerekiyor. Ekip orada buluşup inecek hepberaber. Yüzüme çarpan aşırı hızın getirdiği rüzgar duygusu inanılmaz, ilk kez yaşadığım bir deneyim.

Zirveden kaydığıma inanamıyorum, 3200 mt. deki Cime de Caron’dan, bulutların üstünden kaydık. Bu müthiş bir duygu. Gökyüzü hafif kızıl. Başarma, adrenalin, hareket, oksijen hepsi bir arada, çok değişik bir duygu.

Günde en 2-3 kaza oluyor, kar ambulansları vızır vızır işliyor, neyse ki kazasız noktaladık kayış maceramızı.

Val Thorens

28 tane lift, 62 tane pist, toplam 600 km kayma alanı burada insana özgürce ve sınırsız kayma imkanı veriyor. Liftlerde beklemek, birisinin size gelip çarpması, dipdibe kaymak çok düşük olasılıklar.

Bunların dışında Val thorens de geceleri gidilecek çok fazla restoran, cafe ve bar var. Kayak yorgunluğunu da bu mekanlarda atıyor insanlar.

Biz kahvaltımızı, fırından aldığımız taze kruvasan ve kahve ile yapıyoruz. Öğlen pistlerdeki cafelerde mola veriyor, birşeyler yiyoruz. Akşamları bazen hostelde hazır yemek alıp ısıtıyoruz, bazende dışarıda yiyoruz.

Peynir fondü, raklet, deniz ürünleri çorbası unutamadığım lezzetler olarak kalıyor.

Sürpriz bir program ile 14.02.2003 ü çok şık bir restoranda kutluyoruz.

Herkesin 14.02. 2008 ini kutlar, hoş sürprizler dilerim.



Not : Yanlışlıkla yanlış şehre uçmak bloğumun devamıdır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

6 günde çok iyi aşama kaydetmişsiniz. Bu herkesin harcı olan basit bir şey değildir. Kutlarım sizi. Ben, 6 günün sonunda hala kayağın üzerinde ayakta kalma mücadelesi verenleri bilirim :)) Sevgiler.

Nilgün Akad 
 08.02.2008 22:05
Cevap :
Teşekkürler, azmin zaferi diyelim. İyi dileklerimle.  09.02.2008 9:43
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 144
Toplam yorum
: 274
Toplam mesaj
: 22
Ort. okunma sayısı
: 1417
Kayıt tarihi
: 12.09.07
 
 

ODTÜ İşletme mezunuyum, felsefe bölümünde master eğitimi aldım, uzun yıllar bankacılık ve finansm..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster