Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Sonsuzluk (Osman Özeker)

http://blog.milliyet.com.tr/yasev

11 Mayıs '12

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
193
 

Valllahi arızalı olduk

Valllahi arızalı olduk
 

Son yıllarda bu ülkede gelişen olaylar, gündeme “bomba gibi” bırakılan sorunlar yüzünden “arızalı” bir toplum olduk çıktık.

Ergenekon, Balyoz, Sarıkız, Ay Işığı, 12 Eylül, 28 Şubat, darbeler, darbeye teşebbüsler derken günler, aylar, yıllar “su gibi” akıp gidiyor.

Başbakan ne zaman yurt dışına çıksa havada yaptığı açıklamalar, ortaya attığı laflar günlerce, aylarca karşılıyor, sonucunda topluma “alıştırıla, alıştırılara bir şeyler enjekte ediliyor ve gereği de bu süreç sonunda yerine getiriliyor.

Muhalefet partileri de, sivil toplum örgütleri de Başbakanın gündem yaratan sözlerinin arkasından “ne geleceğini” kestirememekte, günlerce muhalefet de, basında bu tür tartışmalara odaklanmakta, bütün bunlar olurken de ülkenin gerçek gündem yaratacak “çok önemli konuları” ötelenmektedir.

Aslında Başbakan da, hükümet de böyle bir ortam istemektedir.

Bir düşünün 12 Eylülde yapılan Anayasa referandumunda AKP silah olarak “12 Eylülü ve darbecileri yargılayacağız” diye yola çıktılar ve başarılı da oldular, % 58 Evet oyu alarak Anayasanın 24 maddesini değiştirmeyi başardılar.

Yapılan Anayasa değişikliğinde iktidarın hedefi Yargıyı yeniden yapılandırmak, dün kendileriyle kavgalı ne kadar kurum ve kuruluş varsa, kelimenin en hafifinden onlara bir “çekidüzen vermeyi” amaçlamışlar ve bu amaçlarına da 12 Eylül referandumu ile de ulaşmayı başarmışlardı.

Referandum sonrası gelişen olaylar karşısında “yetmez ama evetciler” bile isyan etmeye başlayınca önce 12 Eylül Darbecilerinden 90 küsur yaşlarına gelmiş Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya hakkında soruşturma ve mahkemeler başlatılmış, sembolik de olsa darbe yapanlardan hesap sorulmanın yolu açılmış oldu.

Diğer taraftan 28 Şubatın “Post Modern darbecileriyle” ilgili bir müddet sessiz kalınmış toplumdan gelen baskılara daha fazla dayanılamayarak bununla ilgilide “düğmeye” basılmıştır.

Bütün bu gelişmeler olurken iktidar yine toplumun günlük sıkıntılarından halkı uzak tutmak için “yeni gündem maddelerini” ustaca piyasaya sürmüş, 4+4+4 tartışmaları, dindar gençlik tartışmaları tüm muhalefet ve sivil toplum kuruluşlarınca tartışılırken, hükümet çaktırmadan elektiriğe, doğal gaza “fiat ayarlaması” yapmış, bu zamlar karşısında ne basınımızdan, ne de muhalefetten, ne de kamuoyundan kuvvetli bir “tepki” gelmemiştir.

İktidarın referandumla yasallaştırdığı Anayasa değişikliklerinden bir tanesi de Kamu Çalışanlarının sendikalarla “Toplu görüşme” yerine “Toplu Sözleşme” yapılır maddesi gereği 2012 yılının görüşmeleri “Yasal düzenlemenin yapılmaması nedeniyle” aylarca sürüncemede kalmış, aradan yaklaşık beş ay geçmesine rağmen Kamu Çalışanları ve Emeklileri 2012 yılıyla ilgili sosyal ve ekonomik haklarını alamamıştır.

İstedikleri zaman “bir gecede” yasa çıkarabilen hükümet iş kamu Çalışanlarına ve emeklilerine gelince duyarsız kalabilmiş, bu duyarsızlığa muhalefet partileri de “Erdoğan’a laf yetiştirme çabası” nedeniyle “yayan”  kalmıştır.

1 Mayıs İşçi Bayramı büyük bir coşkuyla kutlanırken Ankara’daki kutlamalarda da Cumhuriyet Tarihinde bir “ilke” imza atılmıştır.

Altı aydır Kamu Çalışanlarının haklarını vermeyen, geciktiren iktidar partisinin Çalışma Bakanı Tandoğan’da yapılan 1 Mayıs mitinginde kürsüye çıkarak işçiye memura hitap edebilmiştir.

Tandoğandaki mitingi Hak-İş ve Memur-Sen düzenlemiştir.

AKP iktidarıyla birlikte doğan Memur- Sen 2002  yılarında üç beş bin kişilik bir üyeye sahipken, iktidarın koruma ve kollaması sayesinde “dev gibi” büyüyerek bugün 550 bin üyeye ulaşarak kamuda Çalışanların “en büyük” sendikası olmuştur.

Hak-İş zaten yapısı belli olan ve “hükümet yanlısı tavırlarıyla” bilinen bir sendikamızdır.

550 bin üyeye sahip ve 11 işkolundan 7 sinde “yetkili” olmuş bir sendika düşünün ve bu sendika üyelerinin beş aydır ekonomik ve sosyal hakları verilmemiş üyeleri olan bu sendikanın düzenlediği “emek bayramında” iktidar partisinin bir bakanı hem de Çalışma Bakanı kürsüye çıkıp konuşma yapabiliyorsa ben “valla arızalı olduktan” başka bir laf bulamıyorum.

İnsanların geçim sıkıntısı had safhada, işsizlik diz boyu, etin, peynirin, domatesin fiyatları fırlamış gidiyor,velhasıl vatandaş “inim inim “ inliyor olsa da bizim iktidarında, muhalefetin de, medyamızın da gündemi farklı.

 Başbakan yine bilmem kaç fit havada uçarken açıklama yapmış; “Başkanlık ya da Yarı Başkanlık Sistemi tartışılsın” buyurmuş.

Eee! Başbakanımız istiyor,kamu çalışanı, emekli, toplu sözleşme, işsizlik, zamlar……

Bırakın bunları Başbakanımız size tartışacağınız bir konu verdi. “Başkanlık olur mu olmaz mı “       İşte size konu.

Ey Muhalefet,

 Ey sivil Toplum Örgütleri;

 Ey anlı şanlı medyamız.

Haydi, bu konuyla ilgili basın toplantıları yapın, Grup toplantılarında görüşün, TV lerinizde misafirler, etkili ve yetkililer konuk edin,

“Gazetelerinizde Köşeli yazılar” yazın ve tartışın.

Bırakın Memuru, emekliyi, işçiyi, işsizi.

 İşte size günlerce tartışacağınız bir gündem veriyorum.

Sizi bilmem ama bütün bu olanlar karşısında ben valla arızalı oldum arızalı.

  SONSUZLUK (Osman Özeker =  11.05. 2012. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 287
Toplam yorum
: 233
Toplam mesaj
: 57
Ort. okunma sayısı
: 3057
Kayıt tarihi
: 11.07.08
 
 

1949 Konya Ereğli doğumlu olup, halen İzmir'de oturmaktayım. A.Ü. Eğitim Fakûltesi mezunuyum  Ata..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster