Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Eylül '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
517
 

Var olduğunu bilmek

Var olduğunu bilmek
 

Yine her zamanki gibi hüzün ve gözyaşı sardı bedenini, ağlamamak için tüm gücüyle direndi ama nafile. Kendi kendine söylendi “Ağladın yine eline ne geçti sanki üzüntü ve keder; bütün enerjini tüketti, yarın güne nasıl başlayacaksan gör bakalım” dedi. Yüzünü yıkamak için banyoya gitti aynaya bakmak bile istemedi, başka bir silüete bürünmüş gibiydi. Yüzünü ve gözlerini soğuk suyla yıkadı, burnu ve gözleri kıpkırmızıydı. Yıkarken bir yandan da söyleniyordu “Bu son ağlayışım olacak bak göreceksin” diyordu. Havluyla yüzünü ve ellerini kuruladı dar koridordan odasına geçti. Ne yapmalıydı da bu karanlığı aydınlığa çıkarmalı, ruhunu ve bedenini rahatlatmalıydı.

Televizyon kumandasıyla müzik setinin kumandası arasında eli gidip geldi. “Şimdi televizyon izlesem ya aşk kokan bir film ya da hüzünlü ve acıklı haberler olacak, iyisi mi radyoyu açayım” dedi. Radyo kanalları arasında dolaşırken hoş slow bir müzikte duraksadı. Ama o da maalesef aşk kokuyordu. “Her şey bana düşman, hep aşk hep aşk” dedi. Radyoyu da kapattı. Balkona çıkıp bir sigara yakmayı denedi. Ayın karanlığında yıldızların parıltısını seyretti. Çakmağı tam ateşliyordu ki bir anda vazgeçti. Yine kendini zehirleyecekti tıpkı gözyaşları gibi. Kim üzülürdü arkasından dostları mı, aşkları mı? “Hayır” dedi. “Bu sefer hayır”. Sigarayı bir yana çakmağı bir yana attı. Ev dar geliyordu. Gözünde uykuda yoktu. “En iyisi sütlü bir kahve içeyim belki uykum gelir de yatarım” diye düşündü. Aslında sütü pek sevmezdi ama bu sefer kendi için denemeliydi. Bir fincan sütlü kahveyi hazırladı, önce bir içine çekti kokusunu biraz rahatlamıştı. Hala kafasında geçmişle bu gün dolanıp duruyor bütün bedenini sarıyordu. Tam ilk yudumu alırken telefonu çaldı, hiç açmak istemiyordu. Telefonsa ısrar edercesine çalmaktaydı. İsteksizce “efendim” dedi ve gülücükler o güzel yanaklarında belirdi. Şaşkınlıkla içinden “İyi ki açmışım annemde olmasa beni düşünen kim var ki” dedi, kendi kendine. Biraz konuştular iyi geceler dileklerinden sonra kapattı ve uzun zamandır maillerine de bakamamıştı. Bilgisayarın düğmesine bastı, açılmasıyla elektronik postasına gelen mailleri açtı. Aman Allahım yine aşktan bahseden yazılar gelmişti. Sayfayı okumadan kapattı. “En iyisi bir şeyler karalamak” diye düşündü içinden ve yazmaya başladı. Yazdıkça yazdı tam iki saat geçivermişti bile. Duvarda asılı olan kelebeklerin uçuştuğu resimli saate baktı gecenin 1’i olmuştu. Sabah 8:30’ da ki toplantıya dinç bir kafayla katılabilecek miydi emin değildi. Ama gözleri de kapanmak üzereydi. Yazmak onu rahatlatmış üstelik vaktini de doldurmuştu. Yarın güneşle birlikte güne başlayıp akşama yeniden yazabilmek için sabırsızca yerinden kalktı, dişlerini fırçaladı ve hemen uykuya daldı. Kim bilebilirdi ki belki yaşamında farklı bir dünyası daha olmuştu.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

gözyaşı, git dersin geriye gidemez, süzül dersin değilsen bir başına çevresinden utanır. Bazen o kadar şaşırırdım ki, isyan ederdim. Bu kadar gözyaşı nereden çıkıyor diye, hala dinmedin mi diye şaşa kalırdım...
meğer acının dona kaldığı, isyanın çaresizliğe dönüştüğü anlara biriktiriyormuş... paylaşın...
acımı paylaştığınız için teşekkür ederim. sevgiler.

Ruksan İLDAN 
 26.09.2007 20:54
Cevap :
Alında her gözyaşında bir hüzün vardır, sevinçlerin bile ardında ...Biriken, biriktirilen hüzünler bir an boşalıverir içimizden gözyaşlarıyla. Acının gözyaşlarıysa, söylediğiniz gibi isynaın çaresizliğe dönüştüğü anlardır. İçten yorumunuza teşekkürler, sevgi ve selamlar.  27.09.2007 8:59
 

  Yaşama bağlı,duygusal ve sevgi dolu olmanın bedelidir, bazen yanlızlıklar...
  Ben, kısır döngüde kalabalıkta yaşamaktansa ;sevgiyi yazıp yalnızlıkları algılayan üretken kalabalıklarda yaşamayı yeğlerim...Sizin gibi...Sevgiler...

Mesut Selek 
 24.09.2007 20:42
Cevap :
Yorumunuz için teşekkürler, bana söz kalmadı sanırım. Esen kalın.  24.09.2007 23:04
 

En güzeli dökmek kelimelere içindekini. Belki diğer tüm o seçenekler oyalamak olacak,ve yığınla soruları barındıracak içinde. Oysa yazdığında kendini kendinle paylaşmış olduğunu görünce yine en güzel ödülü kendin kendine armağan ediyorsun...Yüreğinize sağlık. Sevgiler...

guguk kuşu 
 24.09.2007 0:42
Cevap :
Düşüncelerinizi şiirsel bir yorumla belitmeniz çok hoş. Eee yazarken kendimizi unutmamak gerek hep başkalarıyla paylaşamayız değil mi? Teşekkürler, sevgiler.  24.09.2007 9:11
 

Hepimizin kendini çaresiz ve kederli hissettiği anlar özellikle de geceler oluyor Işıl... Gece yalnız kaldığında daha bir ağır geliyor insana bazı şeyler. Sezen Aksu'nun şarkısında ne güzel söyler... O zaman hemen radyoyu aç bir şarkı tut ya da bir kitap oku. Hatta bağır bağırabildiğin kadar. Seni bu kederden ne yapmak kurtaracaksa onu yap. Ben, sözü olmayan müziklerde bile öyle ağladım ki zamanında... O hüznü de saklamanın bir anlamı yok; hepsinin hakkını vermek gerek... Çok tanıdıktı yazdıkların ve çok doğru... Kucak dolusu sevgiler benden sana...

Yeşim Özdemir 
 23.09.2007 12:07
Cevap :
Yazdıklarım aslında bilinen gerçekler, hep neşeden bahsedemiyoruz malefef. Benim kahramanım sonunda yazmaylada olsa kendini rahatlatmayı başardı, tıpkı bizlerin yazdığı gibi değil mi? Sevgiyle ve hoşçakal.  23.09.2007 14:52
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 82
Toplam yorum
: 305
Toplam mesaj
: 68
Ort. okunma sayısı
: 1951
Kayıt tarihi
: 13.10.06
 
 

Müzik ve amatör fotoğrafçılıkla ilgileniyorum. Yazma isteği içimde vardı. Mutlaka bir gün düşünce..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster