Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Ağustos '17

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
269
 

Var olmak!

Var olmak!
 

Küçük bir esinti ile baktı gökyüzüne. Anlamadığı ölçüde her şey onun aleyhine gelişmişti birden. İçi sinirli, dışı duygusuzdu.
 
“Yine fena kazık yedim. Anlayamıyorum; bu serhoş gönlüm bu dünyaya romantik bakmaktan ne zaman vazgeçecek?”.
 
Ayağa kalkmak için doğruldu. Bacakları tir tir titriyordu.
 
“Hiçbir zaman!”
 
“Ben neysem oyum derken, ben hep oy-ulan mı diyorum?”
 
Gökyüzünde hareketlenme arttı. Yüreği baskılanmışçasına çarpıntı halinde aritmik şekilde atarken bunalan içi, dışına doğru terletmişti onu.
 
“Ey ulu tanrım bu son olacak. Öğrenmem gerekeni bekliyor ve kabulleniyorum. Verilecek sınavım buysa bunu da aşacak gücüm var. Çünkü nefesim var. Ve nefes aldığım sürece ben varım. Belki varlığım başka varlıklar için bir şey ifade etmese de beni tanımlayan tek şey o!”
 
Gökyüzü kararmaya başlamış ve bulutlar bir tomar halinde toplanmıştı. Rüzgar esintiden hortuma geçmek üzere hızlı bir hazırlık yapmıştı.
 
Ardı sıra şimşekler çaktı üstüne, gökten yere! Bu şimşeklerle beraber biraz sakinlercesine toprağa, yere diz çöktü ve ellerini toprağa daldırdı. Üzerine yapışmış olan kıyafetinin hükmü kalmamış, ıslanan gözlükleri onu kör yapmıştı. Bir hayvan gibi dört ayak üstünde kalmıştı gayri ihtiyari. Serseri bir hayvan gibi, üşümüş, evsiz ve yalnız kalmıştı. Şöyle bir gökyüzüne yine baktı. Ve kısaca:
 
“Ben varımmm!” diyebildi...  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Var olasın, sağlıkla yaşa Erivan. Selamlar ve teşekkürler...

Abdülkadir Güler 
 09.08.2017 10:22
Cevap :
Hep beraber ve afiyetle... Teşekkürler ANIL  09.08.2017 11:51
 

Bizleri güzel bir patikada gezdirdiğiniz bu bloğun izinde "Varoluş" paradigmasının gizemli labirentine -başımızı sokup- bakarsak; hem durumun hem de -bu acıyı hisseden- insanın giderek daha da derinleşmekten başka bir yolu kalmadığını görürüz. Nasıl mi? Ilık bir rüya serpintisinden kendine doğru damlaya damlaya... Köklerinden yansıyanları gözlerin yanı sıra zihnin de aydınlatabildiği kadar ufukta bulmak arzusu kaplar yüreği...Bütün soruların muhatabı, aslında olamayan ('Taslak',ateos) yanıdır insanın! Onca bilime, onca sanata rağmen onca bilin(e)mezlik ve kaosun içinde duymak istediklerini söylemek için konuşurken yakalar insan kendini çoğu kez. Ve bilir ki; sözcüklerle yapılan yine sözcüklerle yıkılmaya mahkumdur. Değerli ve özgün bloğunuza içten teşekkürler, sevgi ve selamlarımla...

Ersin Kabaoglu 
 08.08.2017 11:56
Cevap :
Varoluşçuluk üzerinden bireyi ve onun var oluş paradigmasını ne kadar da iyi yorumlamışsınız. Saygı duydum. Öte yan Erdal hocanın ölümü ile bendeniz dağıldım. Ne kadar çok paylaşmışız birbirimizi görmeden? Kendimi hocasını kaybetmiş bir öksüz çocuk gibi hissettim. Hayat böyle, bildikçe, öğrendikçe bilememek ve daha da zoru yalnızlaşmak! Selam ve sevgi ile, ANIL  09.08.2017 10:02
 

Arayıp da bulamadığımız o güzel şeylerin yokluğuna yansak da kemirgen zamanın hoyratça illetilerine meydan okumak gerekir öyle cesurca...Varlığın daimi olsun Anıl!Selamlar.

Abbas Oğuz 
 04.08.2017 13:57
Cevap :
Her zaman değil ama bazen evet, kesinlikle meydan okumak gerekir. Ve bir anlamda da tevekkülle yaşamaya devam etmek. İnsanın, kendisi, doğa ve çevreyle ilişkisi çetrefillidir. Sizin gibi insanlar, bizim gibi insanlar, ellerinden gelenin en iyisini yapacaklardır... Çok teşekkür ederim; selamlarımla...  08.08.2017 10:06
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 611
Toplam yorum
: 1629
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 268
Kayıt tarihi
: 10.04.11
 
 

Eric küllerinden doğduktan sonra dünyada büyük değişiklikler olsa da Türkiye'de çok fazla şey değ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster