Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Mart '07

 
Kategori
Sağlık
Okunma Sayısı
771
 

Varan 1

Varan 1
 

Uzun bir aradan sonra tekrar merhaba. Şimdilik ismini vermeyeceğim bir sağlık kurumunda yaşadığım olayları anlatacağım.

Size anlatacaklarım bayağı bir birikti. Sağlık konusunda ne kadar çok şeyi pas geçtiğimi bir kez daha anladım. Bu geç anlamam benim saflığımdan mı kaynaklandı yoksa sağlık konusunda milletçe uyutulduğumuzdan mı, bunu zaman gösterecek…

VARAN 1-

Kurumunuzla anlaşmalı bir sağlık merkezine sevkinizi alıyorsunuz, hatta almadan önce kurumdan yetkili bir arkadaş sağlık merkezini arıyor ve sevkin yerli yerinde olabilmesi için gerekli prosedürü soruyor. Cevaben de, ‘ önce sağlık merkezi isminin yazılması gerektiği ve bölüm ismi belirtilmesi ‘ gerektiği söyleniyor.

Bölüm ismi belirtilmez ise sevk kağıdı önce sağlık ocağında onaylatılacak daha sonra sağlık merkezine götürülecek. Yok, şayet sağlık ocağına onaylatılmadan doğrudan sağlık merkezine götürülecekse bölüm ismi de belirtilecek.

Bütün bu işlemleri yaptıktan sonra sağlık merkezine gittiğinizde, ' Bu sevk geçersiz ' diye kulağa ilk geldiğinde insanı çileden çıkaran bir cümleyle karşılaşıyorsunuz.

Geçersiz olma sebebi nedir?

' Sevk kağıdınızda hastanenin adı yazıyor '

Başka ne yazacak, hastanenin göbek adını mı yazacağız, ya da hastanenin bizim bilmediğimiz başka bir adı mı var, ya da hastanenin adını yanlış mı telaffuz etmişiz?

' Hayır, bu sevk geçersiz '

Eveettt, işte çileden çıktınız ve delirmiş olarak konuyla ilgili yetkili birilerini bulabilmek için hummalı bir çalışma içine giriyorsunuz ve her ne hikmetse yetkili diye karşınıza muhasebe müdürü bir kadını çıkarıyorlar...Sanki borç alacaksınız ya da borç vereceksiniz!

Yetkili misiniz, bize yardımcı olabilecek misiniz? '

' Bayan önce sakin olun sonra konuyu anlayalım '

' Sakin olmak istemiyorum, bana bu saçmalığı açıklayabilecek yetkili birini istiyorum '

' Sevkiniz geçersiz '

O kadarını anladık, neye göre geçersiz. Buraya gelirken kurumdan yetkili arkadaş hastanenize telefon açtı ve sevk kağıdı hastanenizden alınan bilgiye göre düzenlendi. Bu benim hatam değil sizin hatanız ve daha da önemlisi hala sevk kağıdının neden geçersiz olduğunu anlayabilmiş değilim. Sevk kağıdında sizin hastanenizin ismi ve sizden alınan bilgi doğrultusunda bölüm ismi yazıyor. Başka bir hastane ismi yazmıyor ki neden geçersiz olsun?

Derken sinirler yay kıvamında geriliyor ve ses alabildiğince yükseldi. Muhasebe müdürü kadın, verecek mantıklı bir cevabı olmadığından, ' böyle bağırarak konuşacaksanız çıkın odadan, artık size yardım etmeyeceğim' diye beni odadan kovarak şimdilik ismini nitelendirmeyeceğim türden bir açıklama yaptı.

Olayın şokuyla oksijenimin tükendiğini hissettim ve temiz havaya ihtiyacım hat safhada olduğundan kendimi dışarı attım. Ablam ağrılı ve stresli durumumun vahametinden endişendi, kendince çözüm üretmeye başladı.

' Bu böyle bitmemeli ' diyordu. Sanki aşk filmi çeviriyoruz...

Başhekimle görüşmek gerekiyordu hatta hastane sahipleriyle. Hastaneye geri dönerek Başhekim arayışı içine girdik.

' Şu anda meşgul sizinle görüşemez '

Bekleriz, zaten sayenizde bütün randevularımız gecikti

Bir süre sonra bir beyefendi asansörden indi, ' beni bekleyen misafirlerim varmış, odama alabilirsiniz' dedi.

Odasına geçtik ve konuyla ilgili birbirimizin uzunca bir süre zamanını çalmış olmamıza rağmen bugün bile sevkimizin neden geçersiz olduğunu anlayabilmiş değilim. Ve bu konuyu okuyucuyla paylaşmaya kararlıyım. Ta ki o sevkin neden geçersiz olduğunu anlayana kadar. Ve o Muhasebe Müdürü kadının beni, yani çalıştığı hastaneye hasta olarak başvurmuş birini odadan kovma cesaretini nereden aldığını öğrenene kadar.

Bu arada yarım saat zamanını çaldığım beyefendi Başhekim değil İdarî Amir’miş. Beni ikna edemese de konuya çok insanî yaklaştığını belirtmeliyim.

Gerekli araştırmaları şimdilik yapamadığım için hastane ismi ve diğer şahısların ismini vermiyorum.

Hedefim hastane sahipleriyle o lanet olası sevk kağıdının neden geçersiz olduğunu ve bayanın beni kovma cüretini nereden aldığını ve bel fıtığı hastası olarak hiç sinir stres olmaması gereken, ' ben ' i bu kadar çileden çıkarmayı başardıkları için bu mağduriyetimin nasıl giderilebileceğini paylaşmak olacak.

Ve neden yetkili adı altında karşıma, Muhasebe Müdürü' nün çıkarıldığını, hastane Başhekimi’nin neden benimle görüşmek istemediğini veya konuyla ilgili bilgilendirilip bilgilendirilmediğini, şayet gerçekten söylenildiği kadar meşgul ise neden doğru bilgilendirilmediğimi ve çocukça bir kandırmaca tercih edilerek Başhekimle görüştüğümü zannederken İdarî Amir ile görüştürüldüğümü, sevk kâğıdının düzenlenmesi konusunda telefona bakan kişinin neden konudan bihaber olarak o koltuğa oturtularak bu nahoş olaya sebebiyet verildiğini öğreneceğim.

VARAN 2 de buluşmak üzere...

http://www.esmakahraman.com/varan-1/

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

öncelikle geçmiş olsun sevgili esma. sağlıktaki dönüşüm gelecekte daha bir ağır sonuçlar doğuracak. bu konuyla ilgili toplum yeterli bilgiye sahip değil ve tepki de vermiyor. bu günleri aratacak gelişmelerin geldiğini özellikle altını çizerek söyleyebilirim. insanlara hastahanelere gittikçe görüyorlar. geniş bilgi için:http://www.ses.org.tr/ adresinden ayrıntılı bilgi alabilir dileyenler. sevgiler.

Ali BAKMAZ 
 06.04.2007 10:59
Cevap :
Sayın yazarım, en büyük hata bizim.Millet olarak 'bana dokunmayan yılan bin yaşasın' modunda olduğumuz için daha başımıza gelecek var.Bunu önlemenin tek yolu, yanlışları gördüğümüzde, başımıza gelmesini beklemek yerine olaya gereken hassasiyeti göstermek. :)Kendi adıma bunu yapacağımı garanti ediyorum. Sevgiler  10.04.2007 22:22
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1928
Toplam yorum
: 7346
Toplam mesaj
: 429
Ort. okunma sayısı
: 635
Kayıt tarihi
: 11.11.06
 
 

  Hayatı ciddiye almam, emeği çok ciddiye alırım. Dünyanın en vazgeçilmez üçlüsü; çocuklar, çiçek..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster