Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Ocak '16

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
557
 

Vardır elbet bir sebebi

Vardır elbet bir sebebi
 

50 yaşıma yaklaşırken çevremde ne kadar farklı kişilikler olduğunu bir kere daha fark ettim. Demek ki bir şekilde hepsiyle ayrı ayrı iletişim kurabiliyorum. Hepsinde sevdiğim, beğendiğim, örnek aldığım ya da eğlendiğim bir taraf bulmuşum ki hala hayatımdalar. Kırmış olsalar da, kızdırsalar da, bezdirseler de, yorsalar da hep olmalarını istediğim yerde kalmışlar.

Eskiden hepsini bir arada tutmaya çalışırdım. Herkes kaynaşsın, hepimiz hep birlikte olalım diye düşünürdüm. Sonra fark ettim ki birinden benim aldığım keyfi bir diğeri almıyor. Beni güldüren bir başka arkadaşımı hiç güldürmediği gibi çok antipatik bile gelebiliyor. Kimiyle rakı içerken mutluyum, kimiyle seyahat ederken; kimiyle sinemayı seviyorum kimiyle sohbet etmeyi; bazısı fikriyle ilham veriyor bazısı esprileriyle. Hepsi birlikte olmak zorunda değillermiş aslında. Ondan bu kadar yorulmuşum bunca zaman. Herkesi bir arada tutayım diye o kadar çaba harcamışım ki hepsinin tek tek ayrı ayrı neden benim için bu kadar değerli ve önemli olduklarını unutmuşum. Şimdi herkesi olmalarını istediğim yerlere yerleştirdim ve bu bana özel arkadaşlıkların tadını çıkarıyorum. 

Ama hayat hala karşıma ilginçlikler çıkarabiliyor. Şaşırmam demiyorum artık hiçbir şeye zira hala çok şaşırabiliyorum. Çevremde ki bu kadar çeşitli insanın bir tek ortak özellikleri var benim olmalarına yetecek. Beni görünce gülümsemeleri… Biriyle buluşacaksam uzaktan gördüğüm de ilk dikkatimi çeken beni gördüğü an yüzünde beliren sırıtma olur. O an anlarım beni ne kadar özlediğini. Bir arkadaş toplantısında içeri girdiğim an “ nerde kaldın şimdi senden bahsediyorduk” diye başlayan cümlelerle süslü sıcacık gülümsemeler rahatlatır beni. Birini aradığımda “ efendim canım” ya da “Essrooşşş naber?”in içindeki gülümsemeleri hissedebilirim.

Ama geçenlerde karşıma biri çıktı. Her zaman ki gibi garip tesadüflerle hem de. Hiç gülümsemeyen biriyle karşılaştım. İnanamayacaksınız ama gerçekten hiç gülümsemiyordu. Bana değil hiçbir şeye. Hepimizin olduğu gibi onunda hayattan aldığı darbeler vardı, yaralıydı, küskündü ama bana göre başkalarından çok daha iyiydi. Yine de tepkisizdi. Aldığı hiçbir zevki, keyfi, hoşnutluğu, hoşnutsuzluğu, kızgınlığı, sevinci, heyecanı…hiç ama hiçbir şeyi yansıtmıyordu. Yüzünden anlayamasam da konuşurken belli eder dedim ama konuşmuyordu da. Ben istersem, ben yaparsam, ben dile getirirsem, ben başlatırsam katılıyordu ama kendisinin bunları isteyip istemediğini hiç anlamadım çünkü ne istediğini hiç söylemedi. Beni uzaktan gördüğünde gülümsemedi mesela ya da yanımda rahat olduğunu hiç hissettirmedi. Birkaç gün sonra böyle biriyle vakit geçirmenin hatta geçirmemenin ne kadar zor ve yorucu olduğunu anladım. Benim yanımda olmayı isteyip istemediğini anlayamadığım, dokunsam tepkisi ne olur acaba diye kestiremediğim, arasam mı aramasam mı diye düşündüren, “yok yaa ne işi var şimdi bizimle nasılsa kimseyle konuşmayacak” diye düşünüp planlarıma dahil etmekten çekindiğim, niye benimle birlikte olduğunu kavrayamadığım biriyle ilk defa karşılaştım. Bu kadar soğukluk ve mesafe bana o kadar uzak kavramlar ki ilk önce bocaladım ve hatta çabaladım. Birinin bana karşı soğuk olabileceğini hiç düşünemezdim. Önce kendimden şüphelendim ama sonra karşımdakinin boşluğunun farkına varınca rahatladım. Sorun ben de değildi.

Küçücük mutlulukları es geçerek yaşamış, sevilmemiş, okşanmamış, hep üzgün biriydi karşımdaki. Bilmiyor ki nasıl seveceğini ya da hislerini göstermeyi. Kimseden görmemişti çünkü. O soğukluk içinde ki boşluktan geliyordu besbelli. Tanımaya, anlamaya bile çalışmıyordu. Nasıl empati yapabilir ki bunları hiç yaşamamış biri? Gülümsemeyen bir surat, dokunmaktan erinen eller, ifadesiz boş bakışlar ve belli ki yaşanacak tek başına bir hayat….hah işte tam benlik! Bunların benim karşıma çıkmasının kime nasıl bir faydası var bilmiyorum diyordum şimdi anladım. Benim onların yollarına çıkmamın onlara büyük faydası oluyormuş meğerse. Paylaşacak ve verecek o kadar çok şeyim var ki yukarda ki onlara da nasip etmiş bunlardan faydalanmayı Milli piyango gibi kadınım vesselam ama kimin başına konacağımı bir de bana sorsalar ya. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bende böyleydim bir ara. Herkes herkesle anlaşsın istiyordum. Baktım ben çok yoruluyorum enerjim düşüyor, çekildim. İnsanlarla ayrı ayrı görüşüyorum artık. Sevgilerimle

Sevim Güney 
 20.01.2016 22:41
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 34
Toplam yorum
: 24
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1690
Kayıt tarihi
: 03.10.13
 
 

45 yaşını aşmış, yetişkin bir kızı olan, çalışan bekar bir anneyim. Hayatın esprili, güzel ve ren..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster