Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Aralık '09

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
1294
 

Varlık ile yokluk...

Varlık ile yokluk...
 

Hiç içimden gelmiyor mizah yapmak… Pek gülünecek yanı yok bu hayat denen düzeneğin!

İster düzen ol, ister düzülen; düzeneğin içinde kaybolduğun gerçeğinden ötesi yok.

Varoluştan bu yana, “varlık ile yokluğu” tartışıyor, bilgeler.

Oysa salt düşünebiliyorsun diye, bir tek sana ait değil varlık kavgası! Kuru bakliyatın içinde hayat bulmuş minik beyaz kurtçuk ile Afrika’nın göz kamaştıran ormanlarında yaşayan fil de aynı kavgayı veriyor…

Varlık potasında öglena ne ise; yokluk potasında mavi balina da o!

Cürmün kadar yer yakmıyorsun; yoklukta. Eksikliği yeri doldurulamaz boşluklar yaratıyor, varlığın. Varlıktan yokluğa geçen değerlere bakınca, yokluk daha zengin…

Hiç içimden gelmiyor mizah yapmak… Pek gülünecek yanı yok aslında, insan ilişkileri dediğimiz iletişimimizin. İşimize geldiği kadar seviyoruz birbirimizi. Yapay kalıyor düşmanlıklarımız. Mertlik soyu tükenmiş kuşlar gibi yokluğa karışmış… Cesaret, önceki çağa ait bir kavram…

Aşkı bile kirletti insanlık. Uğruna savaşabileceği değerleri birer birer tüketiyor. Soyu tükenen yalnızca türler; kuruyan yalnızca göller değil… Küresel ısınma değil yaşadığımız; küresel yok oluş… Yokluk gün geçtikçe çoğalıyor…

Her kuralı varlığa göre koymuşuz. Basınç suya veya havaya göre ölçülür. Kaldırma kuvveti yer çekimine inadıdır, fiziğin. Makaralar geliştirmişiz, inmek veya çıkmak için kuyulara yahut gökdelenlere. Peki ya, yokluğun fizik kuralları nedir? Olmayanın fizik kuralı mı olur, demeyin. OL’madığını kim söyledi?

Hiç içimden gelmiyor mizah yapmak… Pek gülünecek yanı yok, açlığın ve sefaletin… Milyon yıldır aynı düzende dönen dünyanın misafirleriyiz… Ama hala bölüşemiyoruz yarım ekmeği aramızda. Halil İbrahim sofrası, efsaneden ibaret! Ya da yokluğun kendine çektiği bir başka küresel değer. Oysa bir milim ona fazladan gitse, o bir lokma fazladan yese ne olur? Biz ondan daha mı kısa yaşarız? Peki, neye göre “kısa”? Kısa yaşamak dolu yaşamaya engel midir? Varlığını sürdürmek adına ise her savaş ve her lokma kavgası; üstelik “varlık ile yokluk” aynı potada aynı ağırlığa sahipken, yokluğa geçişten neden bu kadar korkarız?

Ya yokluk sandığımız kara delik, gerçek varlıksa? Hani öyle diyor ya Kant mağaradan esinlenmiş düşünde. Düş değil mi? Kant’ın üstünden kaç feylesof geçti, hangisi açıklayabiliyor varoluşu ve yok oluşu?

Hiç içimden gelmiyor mizah yapmak… Küçük parmağım acıyor. Üstüne yatmış olmalıyım geceden. Küçümseyip üstüne yattığımız değerleri düşünüyorum. Onların da canı, benim küçük parmağım gibi acıyor mudur?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Mizahımızı bile çaldılar. Gülücüğümüzü. Hayat dediğin nedir ki? Hileli zarlarla oynanan küçük bir gezinti. Mizahımızı çalanlar utansın.

Ayrıntıda gezinmek 
 22.12.2009 12:22
Cevap :
Utansınlar güzel dostum... Da utanacak yüz var mıdır bilemiyorum. İçtenlikle teşekkür ediyorum. Oturdun geçmiş yazılarımı mı okuyorsun? İçinden gelmiyorsa asla mecbur hissetme ayrıntısını sevdiğim. Sen geldin ya; her yer bahar bahçe...  22.12.2009 12:57
 

bu devranın dengesini sağlayan sağlıyor ablam. kendi ceplerinin çıkarı için iyiyi sıfırlayıp kötüye ekliyorlar ve dengeyi bu şekilde sağlamaya çalışıyorlar. Dengesizlik aldı başını. . .

Sokrates 
 21.12.2009 14:58
Cevap :
Dengesizlikler içinde dengesini bulmaya çalışan hacıyatmazlar gibiyiz, değil mi ablam? İçten teşekkürlerimle sana.  21.12.2009 17:07
 

Sevmek, sevdiğini söylemek, değer verdiğini belli etmek, özlediğini hissettirmek, birini gülümsetebilmek, birisini mutlu etmek için bir şey yapmak, simidini bir ayakkabı boyacısı çocukla paylaşmak, her gün bindiğin dolmuşun, otobüsün şoförüne günaydın demek, kendi dertlerinden başını kaldırıp, çevrende senin gülümsemene hasret yüzler olduğunu görmek, aslında sandığın kadar yalnız olmadığını fark edebilmek, başkalarının dünyalarını da anlayabilme cesaretini göstermek, aynadaki aksimize bakıp;"seni olduğun gibi seviyorum" diyebilmek, bunu dedikten sonra başkalarını da sevmenin hiç zor olmadığını öğrenebilmek.. sahip olduğumuz herşey için şükretmek, hırslarımızdan bir nebze olsun arınabilmek, özümüze dönebilmek..... çok mu zor? Çok mu eskilerde kaldı bu kavramlar, çok mu yabancı artık bize.. Nokta. Sevgilerimle Emine Hanım..

Mor Okyanus 
 17.12.2009 15:39
Cevap :
Yok yok, o kadar da eski değil. Yapabiliriz. Hiç de zor değil:) Yapmak için, birilerinin bizi yönlendirmesine de ihtiyaç yok. İnadına sevecenlik ve inadına güzellikle üstüne gitmek gerek tüm olumsuzlukların. Harikasın güzel okyanısım... İyi ki varsın. İçten sevgimle...  17.12.2009 15:57
 

Varsa faydası yok, yoksa zararı yok diyesim geldi... Bir türlü ortasını bulamadık gitti.. Ümitlerimiz hiç kaybolmasın inşallah.. SEVGİLERİMLE..

fugen 
 16.12.2009 17:17
Cevap :
Kısaca, "ne var'dan hayır var, ne yok'tan", diyorsun anlaşılan:))) Varsın olmasın be can:) Senin pembe gülüşlerin eksik olmasın yeter bana:) İçten teşekkürlerimle...  16.12.2009 18:24
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 135
Toplam yorum
: 3783
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2975
Kayıt tarihi
: 23.07.08
 
 

Eğitim sürecinin bazı bölümleri Almanya ve İngiltere'de olmak üzere en son PAÜ'den eğitim uzmanlı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster