Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Eylül '06

 
Kategori
Doğal Hayat / Çevre
Okunma Sayısı
2079
 

Vatan’a sahip çıkmak...

Vatan’a sahip olmak büyük büyük ordulara sahip olmakla mümkün olmuyor.

Kocaman ordunuz olsa bile her yıl Kıbrıs adasından daha büyük bir toprağı sele verebiliyorsunuz.Güzelim ormanlar yangınlarla kaybedilebiliriyor..

İşte son örnekleri hep birlikte yaşadık.

Bu felaketi ordularla durdurmanın yolu ve yöntemi var mı?

Elbette var.

Akıllı kullanılırsa var.Örnekleri de görülmüştür.

Bozkırın ortasındaki Ankara’da Muhabere okulunu, sadece birkaç çakıl taşı ile kaplı Keçikıran Tepesi’ni “ağaçlarla kaplayarak orman haline getirerek oksijen deposu, şehrin süsü ve kuş, hayvan barınağı halinde cennete dönüştürenler..

Bilim ordusunu akılcı kullanarak ODTÜ ormanları ile Ankara’yı yeşille kuşatanlar..

Bir milyon asker besliyoruz. Orduyu akılcı kullandığınızda bu her yıl bir milyon ağaç demektir.Her yaş ve eğitim gurubunda 15 milyon okula giden insanımız var. Bu da eder her yıl 15 milyon fidan. Hele iki milyona yakın memurlarımız... İşçilerimiz...

Bunların organizasyonları ile memleketi bir başattan bir başa ormanlaştırmak her halde zor değildir.Yeter ki yol ve yer gösterin...

Sivil toplum kuruluşlarını bu yönde cesaretlendirin.

İşin kolayı ile uğraşıyoruz.

Durumdan vazife çıkarıp;

İnsanları fişliyoruz... Kendimizle kavga ediyoruz.. Moral bozuyoruz.

Korku salıyoruz?

Kime?

Kendi insanına...

Oysa ordu, milletlerin ve hükümetlerin dışarıdaki rakiplere karşı oluşturacağı politikalar için kullanacağı en büyük güç. Ama içerde kullanmaya kalkarsanız en büyük yıkım olur. Milletten kopar.Temel bulamaz. Bu durum, varsa ki var; düşmanın ekmeğine yağ sürer. Zira milletten destek bulamayan hiçbir ordu başarı sağlayamaz. Sağlamamıştır da.

Emiryaman’dan gelip, Ahimesut’tan (neden insanının gırtlağını zorlayan, Türkçe ses yapısına uymayan “Etimesgut” demişler hayret. Belki de yerleşim isimlerini bile milletten kopsun diye) geçerken bir askeri kışlanın önündeki “Vatan toprağı kutsaldır. Kaderine terk edilemez... Mustafa Kemal”sözleri dikkatimi çekti.

Ne kadar doğru. Peki Vatan toprağının kaderine terk edilmemesi için ne yapıyoruz?

Yiğit Anadolu çocuklarına, ABD’nin modası geçmiş, Alamanın hiçbir savaşta işimize yaramayacak olan ve de parasını verdiğimiz halde satanların izni olmadan kullanamayacağımız silahlarını sürütüp duruyoruz. Böylece vatanı koruduğumuzu zannediyoruz. Ama vatan günden güne ayaklarımızın altından gidiyor. Günden güne verimsizleşiyor.. Hatta çölleşiyor.Keşke bunun yerine tüm alanları ağaçlandıracak bir kampanyaya dönüştürsek. Fişlemek için yazı yazmak değil bir milyon vatan evladının gücüne güç katmak için, masonları, ilericileri, gericileri hatta satanistleri ağaç dikimine katkıya çağırmak için ülkenin sunduklarını, mürekkep, kağıt kullansak.

Ordumuzu organize olmuş bir milyon askerle vatan toprağına sahip olmak için harekete geçirsek. Asırlarca var olanı tükettiğimiz, istismar ederek çırıl çıplak bıraktığımız Anadolu’ya insan eli değse kötü mü olur? Ama bunun getirisi hemen olmaz. İnsanların moralleri bozulmaz. Onun için huzur bozacak işler bulmalıyız.

O nedenle de insanımızı fişlemeli bölüp parçalara ayırmalıyız.Bunu da vatan millet, rejim adına yapmalıyız.

Kime ne faydası olacaksa?

Her şeye rağmen bu millet sizi sever.

Haydi koçum kanun nizam ve törelere göre bir emir ver:

Bu günden itibaren herkes en az bir tane ağaç dikecek.

Bunun için yazı yazdığınız kurumlardan katkı isteyip, takibe aldığınız sivil toplum kuruluşlardan destek istirham edin.

Evet istirham edin. Hatta tatbikat diye dağa taşa elinizdeki kara, hava ve deniz nakil araçları ile taşıyın. Nasıl olsa onlar milletin ve milleti taşıyın.Yangınlara koşun..Gerekirse makam aracı olarak kumllandığınız helikapterlerle, sizi koruyan zırlılarla gidin.Ama yangınlara gidin.. Hem de vatana sahip çıkma adına..

Ve imajınızı düzeltin.

İmaj çok önemli.

.........

Bizim Çorum ile Yozgat sınırında Boğazkale’ye yaya bir buçuk saatlik mesafede 1300 rakımlı Hıra Baba isimli bir dağ vardır.

Güneyi hala köylünün korumasıyla orman kalabilmiş.Bir zamanlar çamların ıslık çaldığı kendisi kel tepe konumunda. Hala bir yağmur yağsa, selle inen çam kozalakları vadiyi bulur. Üzerinde tek bir ağaç kalmış Hıra Baba’dan her yağmurdan sonra çam kozalakları geliyor. Bu neyin nesi, hiç mi ağaç yoktu?” diye sorduğumuzda ihtiyarlar iç geçirerek anlatıyor:

-Buralar hep ağaçmış. Hem de çam ağacı. Rüzgar esti mi dağın gürültüsü taa uzaklardan duyulurmuş. Sungurlu ovasında harman kaldıranlar; “ Bakın Hıra Dağı gürüldüyor mu?..” diye seslerini keserlermiş. Eğer ses geliyorsa “Aman hazır olun fırtına geliyor” diye hava raporunu buradan alırlarmış. Son olarak tepede, türbe kenarında, orada yatana hürmeten kesilmeyen elli yüz çam kalmıştı. Onu da bir gün askerler gelip; “telefon direği yapacağız” diye kestiler.Ondan beri ne rüzgar eser ne de doğru dürüst yağmur yağar. Bet bereket kayboldu.

Niye ağaç yok ?

Düzenli yağış almıyor.Yağmur yağdığı zamanda çıplak tepeler aşağıya sel olarak iniyor.

Köylü bunun sebebini asker eliyle kesilen ağaca veriyor.

Yıllardır bu anlatılır.

Var olan zenginliğin kamu eliyle yok edilmesi..

Olumsuz imaj.

Hem içerde hem de dışarıdaki bu olumsuz imajın silinmesi vatanı korumak adına yapılacak hayırlı işlerden geçer.Ve vatanın herkes ve her kesimle birlikte kol kola hareketle yeşillendirilmesinden.

Gelin, kendi aramızdaki kavgaya son verip, kainatın, dünya ve ahiret önderi Hz. Muhammed’in “Kıyamet kopuyor olsa bile ağaç dikin” emri ile askeri kışlaya nakşettiğiniz Mustafa Kemal’in “Vatan toprağı kutsaldır. Kaderine terk edilemez..” sözlerini kalplere kazıyalım.

Her neci isek onun gereğini yapalım. Söylemden eyleme geçelim.

Ve batılılar gibi vatanımızı ellerimizle yenileyelim.

Tabi ki yeşilden korkmuyor, insanlarımızın temiz oksijen almasını kıskanmıyorsanız.

Gelin dünya alemin ayıplayacağı, Avrupa birliği kriterlerine ters işlerden vazgeçerek, Anayasanın özüne, yasaların yüzüne aykırı davranmaktan vazgeçin.

Kendinize durumdan vazife çıkarmayın, bir iş yapın. Kaymakamlıkları, Mit’i , emniyeti, okulları, üniversiteleri, hapistekileri ve tüm kurumları bu kampanyaya destek için harekete geçirin.

Zekanızı, enerjinizi ülkenin vatan yapılmasına, ağaç dikerek yeşillendirilmesine harcayın.

Belli!...

Boş durmayı sevmiyorsunuz, zaten boş durmak size yakışmaz da...

Beyler becerebiliyorsanız, korku değil; fidan dikin, kin değil; sevgi ekin.

Buyurun hodri meydan...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sizi ilk kez okudum. Ve çok güzel bir yazı. Sizinle örtüşen düşüncelerim var. Ben de Yunanistan sınırında bekleyen orduları Vatanı güzelleştirmek için ortak bir akılla kullanmaktan yanayım. Ben yunandan ne korkacağım? Yunan zaten benden korksun. Oluşturulan güçle büyük bölge yatılı okulları, ormanlar, sosyal hizmet birlikleri oluşturulsa fena mı olur? hem başımıza ne geliyorsa cahillikten ve kırk tane çocuk yapmaktan geliyor. selam ve saygılar size.

Bagok. 
 05.01.2007 4:57
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 40
Toplam yorum
: 10
Toplam mesaj
: 21
Ort. okunma sayısı
: 785
Kayıt tarihi
: 06.07.06
 
 

Hayata Elektronik teknisyeni olarak başlayan Çavdar, her kim  ne hal üzere gördü ise  öyle bilini..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster