Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Ağustos '08

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
211
 

Vatan namus

Vatan namus
 

Düşünmek gerek


Sevr antlaşmasından sonra İngilizler, Fransızlar, İtalyanlar, Yunanlılar hep birlikte Osmanlı topraklarını işgal ettiler. Memleket, vatan, evlat, aile, mahrem, namahrem diye bir şey kalmadı. Yabancı askerler içip, içip halkın karısına kızına saldırmaya, hoşlarına giden her şeyi alıkoymaya başladılar. Padişahımız efendimiz, ülkesinde yaşayan insanları değil ancak kendi sarayını ve kendi geleceğini düşünüyordu. Dolayısı ile ülkesindeki insanların canı, malı, ırzı kendisinden önemli değildi. İşgal edilmiş bir ülkede bu türlü olaylara müdahale etmek zaten zordur. Müdahale edebilecek hale gelinceye kadar ”Atı alan Üsküdar’ı geçti.” Durumuna gelinmiş olurdu. Bu arada tecavüze uğramış olanın, malı gasp edilmiş olanın, sarkıntılığa uğramış olanın, hatta öldürülmüş olanın içler acısı durumu da değişmiş olmazdı. Böyle bir saldırıya uğrayanın hayatı kararırdı.

İşte bu ve buna benzer şartlar altında yaşanan İstanbul’dan Atatürk silah arkadaşları ile görüşmeler yaparak, Anadolu’ya ayak atabilmenin hesabını kitabını yapıyordu. İşgal edilmiş bir ülkede ve şehirde yaşamak, bütün onurlu insanların olduğu gibi, kendisinin de zoruna gidiyordu. Bütün bunların hikâyesini yazacak değilim. Sonuçta bu ülke birçok zorluklar aşılarak kuruldu. Halifeyi rüyu zeminin işgal sırasında sesi çıkmazken, kurtuluş savaşından sonra, konuşmaya yapılan işleri beğenmemeye başladı. Sonuçta Mustafa Kemal Atatürk’te bu ülkenin bir evladıydı. Müslüman’dı ve Müslüman olarak yetiştirilmişti. Ancak yapılan ıslahat hareketleri birçok kişinin işine gelmiyordu. Ufak çıkarları için dini kullananlar, bu yüzden para kazananlar Atatürk’e karşı çıkmaya başladılar. Ancak yeni bir ülke kurulmuştu. Bu ülkenin vatandaşları birçok acı çekmişlerdi. Bir daha acı çekmemeleri için, birçok haklarının yasalarla korunması gerekirdi.

İşte bu yasalar, Atatürk’ün koymuş olduğu kurallar, başlangıçta olduğu gibi dini kullanarak para kazananların işine gelmemeye başladı. İsyanlar çıkarıldı. Aklınıza gelebilecek her türlü melanet yapıldı. Hala da yapılmaya devam ediliyor. Günümüzde bile bu melanet çeteleri çalışmalarına devam ediyorlar. Atatürk sanki Müslüman değilmiş gibi, Atatürk için dinimize dil uzatılıyor. Vatan için dinimize dil uzatılıyor. Bir insanın rahatça dinini yaşaması için önce bir vatana ihtiyacı vardır. Bir bayrağa ihtiyacı vardır. İşte Atatürk bizlere bu ülkeyi, bu bayrağı armağan etti. İşte bu yüzden dinimizi serbestçe yaşayabiliyor, istediğimiz yere camiler, mabetler yapabiliyoruz. Vatanı ve bayrağı olmayan insanın, babasının belli olmamasının yanında, dininin olması da şüphelidir. İşte bu yüzden zihinlerimizde vatan - namus ilişkisi kurulmuştur.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

kavramlarının neredeyse suç sayılabileceği bir dönemde anlamlı bir yazı. Atatürk, vatan, toprak, ulus, şeref, bağımsızlık ile asker ve mehmetçik sözcüklerine ALLERJİSİ olan bir kesim türetildi. Hatta bunların içerisinde eğitimciler bile ne yazıkki var. Bu anlamda TÜRK milletinin fazla değil hemen günümüzün savaş altındaki topraklarına bakmaları yeterli. Görebilirlerse ne ala, göremezlerse kördür demek, işte o zaman bir o denli daha düşünme zamanının geldiği vakittir. Teşekkürler, paylaşım için....

Yalnıztürk 
 18.08.2008 10:50
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 32
Toplam yorum
: 20
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 380
Kayıt tarihi
: 20.07.08
 
 

Mehmet Sabri HABERVEREN. 15.10.1948 yılında Şanlı Urfa’da doğdum. 966'da İstanbul Ed. Fakültesine gi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster