Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Ağustos '17

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
485
 

Vatan Şaşmaz Cinayeti ve Kadınların Suç İşleme Yüzdeleri

Vatan Şaşmaz Cinayeti ve Kadınların Suç İşleme Yüzdeleri
 

KADINLARIN SUÇ İŞLEME ORANI VE İŞLEDİKLERİ SUÇUN TÜRÜ NEDİR?

Dün ülkemiz akşam saatlerinde işlenen korkunç bir cinayet haberi ile sarsıldı. Ünlü bir sunucu ve oyuncu geçmişte yakın oldukları ileri sürülen bir hanım tarafından üstelik de sırtından bir otel odasında vurularak öldürüldü.

O'nu tanıyan tanımayan herkes çok sarsıldı. Hele de eşinin hamile olması, baba olmayı çok istemesi gibi detaylar üzüntüyü daha da katladı. Ben buradan ölenlere rahmet ve ailelerine sabır diliyor ve kimseyi hiçbir şekilde yargılamıyorum. Esasen bunu yapmaya hakkım olmadığını da biliyor o odada son dakikalarda her ne yaşandıysa bunun artık kimse tarafından tam olarak bilinemiyeceğini düşünüyorum.

Göründüğü kadarı ile geçmişte yaşanan bir gönül ilişkisi görünürde bitmiş, erkek hayatına devam edip evlenmiş ama kadın bunu bir türlü kabul edememiş daha da kötüsü, bu adamı kendisi için bir takıntı haline getirerek kendi canı pahasına da olsa birlikte yaşanamıyorsa birlikte ölmek yolunu seçmiştir.

Onaylıyor muyum? Tabii ki hayır.

Bu ne onaylanabilir ne de kabul edilebilir ama zaten bunun hastalıklı bir ruh hali olduğu da düşünülebilir.

Peki bu yazıyı neden mi yazıyorum? Asıl konu bu işte benim için.

Bir yerlerde okuduğum kadarı ile kadınların suç işleme oranı erkeklere oranla çok çok düşük.

Sanırım bu oran erkeklerin %3 ü kadar.

Gelgelelim işledikleri suçun içeriğine baktığımızda orası oldukça ilginç işte.

Neden mi? Çünkü öldürüyorlar.

Yani kadın adi suç kabul edilen suçlara, ya da darp vs gibi suçları işlemiyor. Çok az suç işliyor ama o suç da öldürmek oluyor.

Kadınların özellikle adam öldürme ve adam yaralama gibi suçları büyük çoğunlukla kendilerini korumak amacı ile işledikleri görülmektedir. Bu tür suçlar, çoğunlukla kötü muamele gören ya da dayak yiyen kadınlarda aniden görülen şiddetli bir tepki sonucu ortaya çıkmakta ve önceden planlanmış bir nitelik taşımamaktadır. Bu suçlarda aile içi şiddet kullandıkları konusunda kanıtlar varsa da, kadına karşı şiddet çok önemli bir problemdir. Çünkü genel olarak kadının kocasına karşı kendini savunmak ve dayaktan kaçmak amacı ile şiddet kullanması söz konusudur.

Ama buradaki cinayet böyle değil ve aslında beni korkutan yanı da bu.

Bu olay neden bu kadar ilgi çekti sizce?

Evet ölen kişi ünlü biri idi o ayrı ama geceleyin sosyal medyaya baktım, kadına yönelik o kadar ağır o kadar ağza alınmaz şeyler de okudum ki ürperdim. Öncelikle kadının yaşının büyüklüğü sürekli vurgulanıyor, adamın evli ve eşinin evli olmasından da yola çıkılarak adeta kadın ölmeyip yaşasa bir kaşık suda öldürülmek istenen bir hava esiyordu.

Tek bir şeyi merak ediyorum. Lütfen empati yapın. Bu cinayetin her gün duymaya kanıksadığımız kadın cinayetlerinden temel farkı ne?

Bu kadınları öldürenler de eski eş, mevcut eş ya da sevgili değil mi?

Bu kadınları öldüren erkeklerin hemen hepsi öldürdükleri bu kadınlardan yaşça daha büyük değil mi?

Yine bu öldürülen kadınların bir kısmı bizzat kendisi hamile değil mi?

Bu kadınların tek suçu bir şekilde kendisini ölümüne kafaya takan bu adamlardan ayrılmak kendine yeni bir hayat kurmak değil mi?

Eğer bu sorulara cevabınız evet ise, o halde bu olaydaki fark ne?

Sadece cinsiyet değil mi?

Hoş değil değil mi?

Ben kesinlikle feminist filan değilim ama her türlü ayrıma da karşıyım.

İğneyi daima kendimize çuvaldızı da başkasına batırmaktan yanayım.

Ve hatırlatayım, kadınlar genel olarak sadece öldürmek için suç işliyorlar.

Bıçak kemiğe dayanınca ya da aynen erkek "ya benimsin ya toprağın" tarzı bir yaklaşımla.

Bu toplumda kadınların çoğu açısından bıçak kemiğe dayandı. Görülen o ki reddedildiğinde karşıyı öldürmek sendromu kadınlara da sıçradı ki bu tablo çok vahim.

Bu tarz cinayetlerin bulaşıcı olmak gibi kötü bir yanı var. 

Umarım ki bu olayda örnek teşkil etmesin. Kamuoyunda çok konuşulması bu tarz takıntılara eğilimli kadınları harekete geçirmesin.

Ülkemiz bu tarz cinayetleri hem kadın hem erkekle ilgili olanları hiç yaşamasın.

İkili ilişkilerde de zorla güzelliğin mümkün olamayacağına dair bir anlayış egemen olsun ve kadın ölümleri yüceltilip haklı bulunmasın. Aksi halde sonu nereye gider bunu kestirmek mümkün değil çünkü derim.

Sadece kendimi düşüncemi paylaştım efendim. .

Saygılarımla.

 

Prof. Dr. Nazan Apaydın Demir

Muğla

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu cinayetin hergün duyduğumuz onlarca kadın cinayetinden hiç farkı yok..Kadin erkek farketmiyor, burada mesele hastalıklı bir ruh hali..Bir insan beni istemiyor diye hem kendi hayatimdan vazgeçmek hemde başkasının yaşam hakkını elinden almak..Geride kalan çocuğu babasız bırakmak;( Tek çıkardığım sonuç ilişkilerde seçici olmak gerektiği..Selamlar..

Selda Çakmak 
 28.08.2017 12:27
Cevap :
Size kesinlikle katılıyorum Selda Hanım. Benim anlatmak istediğimde tam olarak bu. Cinsiyet ayrımı yapmak değil kesinlikle. Ne kadına ne erkeğe yapılması doğru değil. Yine düşünceme göre bu olayların çok gündemde olması da uygun değil. Adeta özendirici bir yanı olabilir. Teşekkür ediyorum yorumunuz için.  28.08.2017 18:33
 

Türkiye'de her 2 çocuktan biri ebeveynleri tarafından dövülüyor ve çocuklarını dayakla terbiye eden ebeveynlerin % 54'ü anneler % 46'sı babalar. Araştırmada maalesef dayak yiyerek terbiye edilen çocukların cinsiyeti göz önüne alınmamış ama bu oranlar büyük ölçüde dünya geneliyle benzerlik içinde. Çocuğa karşı şiddetin en yüksek olduğu ülke USA ve en düşük olduğu ülke ÇİN ve Türkiye'de en baştaki ülkelerden biri. Yetişkin erkeklerin kadınlara oranla daha çok şiddete başvurdukları kesin ama şu da var fiziki güce sahip olanda erkek. Ya kadınlar daha güçlü olsalardı ne olurdu bilemiyorum ama KADIN KADININ KURDUDUR deyimini de ben uydurmadım. Bence şiddet sorununa cinsiyetçi gözlükle değil bilimsel gözlükle bakmak gerekir. Asıl sorun birbirleriyle anlaşamayan insanların NEDEN FİZİKİ şiddete başvurdukları sorunudur. Mevcut kültürel ortamda bana göre FİZİKİ ŞİDDET in engellenmesi olanaksızdır. Bu konudaki en büyük ihmalde maalesef BİLİM DÜNYASI tarafından yapılmaktadır. Saygı ve selamlarımla

Matilla 
 28.08.2017 11:04
Cevap :
Kadın kadının kurdudur sözünün yazı ile ilgisini bulamadığım için cevap veremeyeceğim ama benim düşünceme göre bu lafı bir erkeğin icat ettiği kesin. Aklıma tarihteki ilk cinayet geldi çünkü. Hani Kabilin'in sadece kıskandığı için kardeşi Habil'i öldürmesi. Öte yandan ben eşinden fiziken daha güçlü veya benzer fiziksel güce sahip kadınlar da tanıdım. Eşlerini dövdüklerini duymadım. Ayrıca iş öldürmeye kalınca son derece genç ve güçlü bir adamın tabanca ile vurulması da söz konusu.Yanlış anlamayın ama ölçülen en yüksek IQ değerinin de bir kadına ait olduğu düşünülürse demek ki konu fiziksel güç değil. Benim burada yapmaya çalıştığım olayın günlük olarak duymaya çok alıştığımız olaylarla farkını objektif olarak kendimce yorumlamam o kadar. İşin bilim insanlarına ihale edilmesine gelince, üniversiteler istenmesi durumunda görüş beyan edebilir ama ne yasama ne yürütme ne de cezai müeyyide uygulama yetkisine sahip değiller. Sağ olun yorumunuz için.  28.08.2017 11:44
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 128
Toplam yorum
: 56
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 1194
Kayıt tarihi
: 08.04.14
 
 

Muğla Üniversitesinde Prof. Dr. olarak çalışmaktayım. Kozmetik Ürünler Uygulama ve Araştırma Merk..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster