Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Aralık '16

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
20
 

Vatan savunması…

Vatan savunması…
 

Siyasetin gündemine son günlerde taşınan bir konu da Türkiye’nin sınır ötesi silahlı girişimleridir.

Bir başka deyişle, Ortadoğu çamuru içine balıklama dalmanın nedenidir.

Bir taraf bunu “vatan savunması” olarak nitelemekte; diğer taraf ise, sonuçları öngörülemeyen çok büyük bir risk olarak değerlendirmektedir.

Bizce bu iki görüşün kesiştiği noktada bazı kavramlar sorgulanmaya değerdir.

Örneğin vatan savunması…

Ve şu soru dürüst bir biçimde yanıtlanmalıdır:

- Vatan, sadece savaşla mı savunulur?

Güçlü, akıllı, kurmaylık birikimi ile donatılmış bir diplomasi çok daha öncelikli olmamalı mıdır?

Savaşı öne çıkaran siyasetçilerin dayandıkları nedenler ile bunların arka plana gizledikleri gerçek saikleri sorgulanmamalı mıdır?

Bugünün Eset’i, dün kanka Esat’tı.

Dün Amerika’nın Büyük Ortadoğu siyasetinin eş-başkanı olan zihniyet bugün [nasıl] bu emperyalist stratejiyi “üst-akıl olarak yerin dibine sokmaktadır? Bu [U] dönüşünün nedenlerini araştırmamalı mıyız?

Gerçek bir bireyin düşüncesi, merkezde üretilen kalıplara köle olmamalıdır…

Gerçek bir birey, formüle edilerek kendisine iletilen bu kalıpları mutlaka “özerk-bağımsız-ve özgür bir cesaretle sorgulamalıdır.

Bir kez daha yineliyorum: Sor-gu-la-ma-lı-dır!..

Daha basit ifade edelim: Düşünmelidir!.. Kendi kişisel düşünme edimini terk edip, kendi eli ile ipotek etmemelidir.

İpotek alacaklısı medya olabilir; “parti” olabilir; topluluk psikolojisinin sürükleyici etkisi olabilir… Fark etmez.

Türkiye Hitler faşizminin askeri saldırısından vatanını strateji yüklü diplomasi ile korudu.

Kurtuluş Savaşı’nda karşımızda İngiliz, İtalyan, Fransız ve Yunan silahlı kuvvetleri vardı. Üstelik bu güçlerin fiili işgali altında ortada vatan diye bir şey dahi kalmamıştı…

“İşte bu ahval ve şerait için” vatanın kurtulmasındaki ne temel neden kurmaylık bilgi birikimi ve bu birikimin ustaca kullanılması vardı: İşte Atatürk’ün asıl büyüklüğü buydu…

Ve tüm ömrü savaşlar içinde geçmiş olan ulu önder şöyle diyordu:

Mutlaka şu veya bu sebepler için milleti savaşa sürüklemek taraftarı değilim. Savaşzorunlu ve hayati olmalıdır. Hakiki düşüncem şudur: Ulusu savaşa götürünce vicdan azabı duymamalıyım. Öldüreceğiz diyenlere karşı, ölmeyeceğiz?diye savaşa girebiliriz. Ancak, ULUSUN HAYATI TEHLİKEYE GİRMEDİKÇE, SAVAŞ BİR CİNAYETTİR. 

İşte büyük kumandanın “ulu Önder” olabilmesinin temelinde yatan düşünceler bunlardı. Bu düşüncenin uygulamasını ise, hepimiz biliyor ve bu sayede bu ülke topraklarında özgürce yaşayabiliyoruz…

Sorun o özgürlüğü koruyabilmektedir… Bağımsızlığı, demokrasiyi ve halktan yana siyasetleri…

Vatan savunması budur!

 

www.haksal.av.tr

@farukhaksal42

www.soruyusormak.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 913
Toplam yorum
: 360
Toplam mesaj
: 28
Ort. okunma sayısı
: 477
Kayıt tarihi
: 30.01.09
 
 

1942 yılının Şubat ayında Bursa'da (Mehmet Kemalettin'den olma, Emine İffet'ten doğma olarak) dün..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster