Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Eylül '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
515
 

Vazgeç!mek

Vazgeç!mek
 

Vazgeçmenin dayanılmaz ,katlanılmaz sancısıdır aslında ayrılıklar.

İşinizden, eşinizden, yerinizden,yurdunuzdan, evladınızdan,dostunuzdan, yeri gelir 10 yıllık kazağınızdan, yenisiyle değiştirdiğiniz emektar arabanızdan ya da yenisini aldığınız için değiştirdiğiniz, yıllardır kolunuzda olan saatinizden, zaten bir daha görme ihtimalinizin olmadığı bir insandan, kitaplarınızdan, yüzüklerinizden, tanıdığınız bildiğiniz bir bedenden vazgeçmekten ve en fazla da bütün bunlardan vazgeçmenin o kadar da dayanılmaz ve katlanılmaz olmadığını bilmenizden acır içiniz...

“Yeni” korkutucudur çünkü. Alıştığınız Eskiler’in basitliği yoktur Yeni’de. Çaba sarfetmeniz gerekir, onlara da alışmanız gerekir. Sahiplenmeniz gerekir.Sindirmeniz gerekir. Yeni için sarfettiğiniz her damla efor,bir kayayı yerinden oynatmaya çalışma hissi verir insana. Eziyettir Yeni! Her yeniliğe alışacağınızı bilmenize rağmen içte içe,aslında buna alışmak istemediğinizi söylersiniz kendinize. Çünkü Yeni’ye alışmak, Eski’den vazgeçmek demektir.

O biraz önce bahsettiğim saati, yenisini takmak için kolunuzdan çıkaramazsınız en başta... “İkisini de taksam noolur ki” düşüncesi kafanızda belirdiğinde kendi kendinize gülersiniz. Neticede o saat koldan çıkar.Bu sefer de bir çekmeceye kaldırmaya gönlünüz el vermez. Ortalık yere koyarsınız..Hep görülecek bir yere. Bir kaç gün ya da bir kaç ay sonra -artık o inatçılığınıza bağlı- ortalık toplanırken “Bu ne arıyor burda yahu” demeniz mümkündür...

Yeni’ye alışmak sancılı bir dönemdir ama bu sancılı dönem aynı zamanda kısa bir dönemdir.O kısa dönemde yaşanan boğulma hissini çabucak unutmasanız nasıl yeni Yeni’lere yer açarsınız hayatınızda? Her ne kadar Eski’den kurtulmaya gönülsüz de olsanız, bir zaman sonra Yeni , yeniliğini kaybeder... Yenilenme Süreci’nde kademeli bir eskime sözkonusudur.


Vazgeçmek öğrenilebilir birşeydir.İlk Vazgeçme denemenizi hatırlayın. Ya da vazgeçişinizi...Dünya duracak, bir daha dönmeyecek,eliniz kolunuz eriyecek,beyniniz patlayacak gibi olmadınız mı? Kendinize , ” Asla yapamayacağım” dediğiniz hiç olmadı mı? Hala mı bunu diyorsunuz? O zaman ya daha çok gençsiniz ya da yeteri kadar şiddetli hiç birşeyden vazgeçmemişsiniz demektir. Zaman geçtikçe ya da belirli zamanlarda birşeylerden vazgeçtikçe, Vazgeçme’nin adabını da öğreniyor insan. Canınız acıyor ama biliyorsunuz ki acıyan can, yaşadığınızın kanıtıdır.Aynı anda hem ağlayıp hem de gülebilirsiniz..Yüzünüzdeki tebessüm aslında şunu söylemeye çalışıyordur : “ Bak! Eski dost yine ziyarete geldi..Görüşmüyordunuz ne zamandır.Haydi hasret giderin biraz.”


Netice itibariyle, Vazgeçmek, kabullenmenin birkaç derece yükseğidir.. Kabullenme’nin içine elinizi sokabilirsiniz. Vazgeçme ise kaynama noktasındaki sudur. İkisi de can acıtır ama biri daha fazla acıtır.


Dinlenebilite: Müzeyyen Senar / Kimseye Etmem Şikayet
Kazım Koyuncu / Ben Seni Sevdiğimi
İnce saz / Tereddüt ( M.N.Selçuk değil,bu İnce saz)

Gezilebilite: www.evreninharitası.com

Okunulabilite: Roll, K, Penguen.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

çok güzel bir yazıydı.Her cümlesi anlam yüklü geldi bana.Üzerine blog yazılabilecek kadar anlamlı...Sevgiler...

emel dedeoglu 
 21.11.2007 22:44
Cevap :
Yazınız Emel Dedeoğlu! Siz yazınız, biz okuyalım!Çok teşekkürler:)  21.11.2007 22:58
 

ait olmadığın yerde kalmakta ısrar edersen hem kendine hemde başkalarına rahatsızlık ve acı verirsin sadece diye düşünürüm hep. dikkat düşünürüm diyorum uygulama kısmını es geçiyorum :)) bunun gibi bişi işte bu...vazgeçmen gerekiyorsa vazgeçicen. elini soktuğunda kaynar suya cosss diye duyduğunda o sesi ve acın katlanıpta hanesi çok basamaklı sayılara evet acır ama sonra alışır o el, alışmak zorunda ya zaten öyle yanık yanık devam edersin işte. ama el hala senindir seninledir. ama kabullenmek daha farklı sanki. yani elin var ama sana ait değil gibi bişi bu. sana ait olmayan bir elle sana ait olan bir hayatta yaşamak çok daha acı değil mi. ne biliyim öyle bişi işte...zor da olsa elimi sokayım ben sıcak suya temzileinr iyi gelir...(saat bu saat olmuş ben hala işteyim ve ay kapatmaya çalışıyorum ama ay kapanmadığı gibi bende saçmalıyorum işte hoşgör )

beenmaya 
 29.09.2007 20:30
Cevap :
Şşşşt! Sen hep saçmalasan ya!..:)  03.10.2007 23:24
 

Sondan ikinci paragraftaki sözler çok etkileyici ve çok doğru. Vazgeçmeyi her zaman kabullenmeye tercih ederim. Acıtır ama daha onurludur aynı zamanda.

Keyif Adamı 
 29.09.2007 2:25
Cevap :
Haklısın! Bak!Senin cümle de pek yakışırmış bu yazıya..Sağolasın:)  29.09.2007 12:16
 

Ben daha çok kabulleniciyim galiba. Vazgeçmeye cesaretim olmadığından değil deee... daha çok ılımlı yaradılışım yüzünden. Vazgeçerken öyle sakin ve kabullenici oluyorum. Kanasa da dışarıdan belli olmuyor pek. Suratımda o herzamanki şaşkın gülümseme... Seviyorum ama ben bu gülümseyen maskeyi. Belki de maskelerim içinde en sevdiğim o... Başka maskelerim de var. Aldırmazlık, gamsızlık...vs ... falan filan gibi...
Çok güzel anlatmışsın...:))
sevgiyle kal...:))

Yıldız... 
 28.09.2007 17:38
Cevap :
İşte o vazgeçerken sakin ve kabulenici olmak da büyümenin kanıtı...Hep mi öyleydin bilmiyorum tabii ama ben vazgeçmemem gereken şeyler için kendimi çok yırttığımı bilirim..Artık öyle değil tabii.En sevgiyle sen kal bi kere:)  29.09.2007 12:17
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 82
Toplam yorum
: 473
Toplam mesaj
: 48
Ort. okunma sayısı
: 1182
Kayıt tarihi
: 22.06.06
 
 

İstanbul'da yaşanan tüm aşkların, tüm ayrılıkların, tüm özlemlerin, tüm nefretlerin, tüm eğlenceleri..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster