Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Kasım '11

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
1469
 

Ve 10 yıl sonra ...

Ve 10 yıl sonra ...
 

Gelecek de bir gün gelecek


Filmin bir yerinde hikaye tıkanma noktasına gelince yazar takımı konuyu birkaç yıl sonrasına, bazen 5-10 yıl sonraya götürür. İşte o arada ekranda şöyle bir yazı yazar: "10 yıl sonra"...

Eğer o yazı yazdığı sırada tuvalete gitmiş, çayı tazelemiş, çekirdek kabuklarını çöpe dökmek için kalkmış, reklam arası diye başka kanala zap sonrası geri dönmüş gibi bir durumdaysanız vay halinize. Ondan sonra uzun bir süre 10 yaşına gelen kişinin aslında az önce yeni doğan bebek olduğunu anlamanız uzun sürecek demektir.

"10 yıl sonra"

Yaklaşık birkaç saatlik uçak yolculuğundan sonra nihayet Fransa'daydım...

Havaalanı çıkışında şovalyelerden oluşan 5 kişilik bir grup kılıçlarıyla bir gösteri yaptılar. Bizde kılıç kalkan ekibi kaldırılalı 10 yıldan fazla bir süre geçmişti. Bu Avrupalıların turist gelsin diye yapmayacakları şey yok hani.

Otelde kaldığım birkaç saat boyunca televizyona bakarken Türkçe isimli kanallar görmek beni ziyadesiyle memnun etmişti. Fakat buna rağmen tek bir Türkçe program olmamasını da açıkçası yadırgamıştım. Bu kadar dinlenme yeter, dışarı çıkmaya karar verdim.

Hep o çok görmek istediğim Eyfel Kulesi'ni yakından görmek üzere taksiye bindim. Taksi şöförüne Paris'le ilgili birkaç soru sordum ama üzgün bir şekilde bana bakıp, beni anlamadığını ve Türkçe bilmediğini ifade etti.

Avrupa'nın merkezinde Türkçe bilmeyen birini görmek hayret vericiydi. Yadırgamıştım ve çok şaşırmıştım. Hala Türkçe bilmeyen Avrupalı var mıydı? Ne cahil insanlar diye düşündüm...

Halbuki sokaklarında Türkçe isimli mağazalar ve dükkanlar görüyordum. Büyük alışveriş merkezlerine Türkçe isimler vermişlerdi. Kendimi buraya hiç yabancı hissetmiyordum.

Eyfel Kulesi'ne geldiğimizde taksiden indim ve durum önümde duran bu muhteşem yapıya dikkatlice bakmaya başladım. Tam o sırada bir sürü çocuk etrafımı sarıp Fransızca birşeyler söylemeye başladı. Anladığım kadarıyla turistlere hediyelik eşyalar satıyorlardı. Onlardan kurtulmak için uyduruk birkaç şey almak zorunda kaldım. Türk parasıyla birkaç liraya aldığım şeyler elimi kolumu doldurmuştu. Ne de olsa ekonomimiz eskisi gibi değil, paramız Avro karşısında çok değerli durumda.

Yarın geri dönmek zorundayım, moda haftası başlıyor. Artık Paris Moda Haftası yıllardır Türkiye'de İstanbul Moda Haftası olarak yapılıyor. Modanın merkezi artık İstanbul.

Bu rüya daha fazla uzamadan uyanmıştım. Acaba uyanmasaydım Türkiye'de uçan araba, aya giden dolmuş gibi şeyler görür müydüm? Kim bilir..

"10 yıl önce" (Yani bugün...)

Çocukluğumda 2.000 yılını hayal ederdim. Bütün dünya yeni bin yılda teknolojinin geleceği son noktayı bekliyordu. Hatta bugünlerde hiç söylenmeyen bir isim bile takmıştık yeni bin yıla: Milenyum...

Başta Amerika olmak üzere yabancı ülkelerde toplumsal hedefler vardır. Ülkeler gelecek konusunda hedeflerini belirledikten sonra, toplumu buna hazırlamaya çalışırlar. Amaç elbette filmlerdeki gibi olmasa da, toplumsal bir bilinç içerisinde gelişimi ve ilerlemeyi hızlandırmaktır. Bu sayede kalkınmış ülkeler, birçok konuda diğer ülkelere nazaran daha önce olmaktadırlar.

Ülkelerin bu konuda en büyük yardımcıları da sinema sektörüdür. O yıllarda izlediğim bilim kurgu filmleri bu konuda oldukça umut doluydu. Çocuk aklımla 2.000 yılına girdikten sonra kısa bir sürede sokaklarda uçan arabalar, laser tabancaları, parlak metalik gri elbise giyen insanlar olacağını hayal ederdim.

O kadar büyük değişimler olmasa da teknolojinin geldiği yer ortada ve hala gelişmeye devam ediyor. Bir bilim adamının "Bilim filmden ilham alır" sözü geldi aklıma. Sanırım o adam birşeyler biliyordu.

Ülkemize baktığımda baştaki gibi bir hayalin olma olasılığı o kadar uzak olsa da, bizde bu tarz filmler olmaması üzücü. Ticari kaygılar sebebiyle film tutmaz diye düşünerek yapılmamış da olabilirler. Onun yerine bizde eski Osmanlı filmleri, mafya filmleri, eskiyi hatırlatan nostaljik filmler, anlamsız polisiye diziler, komik olduğu sanılan kaba bir adamın başrolde olduğu sözüm ona bir sürü komedi dizileri ve sinema filmleri ekranlarda daha çok yer alıyor.

Sanırım bizdeki izleyici kitlesi eğer böyle bir çalışma yapılıyorsa geleceğe değil, geçmişe dönük olması hedef alınmış. Yani bu günün kıymetini bilin, bunu bile bulduğunuza şükredin. Yani beterin beteri var gibi bir film dünyasının içindeyiz.

Belki de bizde böyle bir kurum veya oluşum yoktur ve bu eksikliği Başbakan Tayyip Erdoğan görüp kapamak istemiştir. Malum Başbakanın son seçimlerde dikkatimi çeken en önemli sözü "Türkiye Hazır. Hedef 2023" olmuştu.

Hedefin içeriğinin halka tam anlatılmamış olmasının, toplumsal bilinç açısından bizi zora sokabileceğini düşünüyorum. Açıklansaydı belki biz de elimizden geldiğince katkıda bulunmaya çalışırdık. Ancak bilakis "birileri bizim için geleceği zaten planlamış ve bize de sürpriz olsun" diye iyimser düşünenler de olabilir.

Şunun şurası kaç yıl kaldı ki...
Bekleyip, görelim.

www.BirDost.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 37
Toplam yorum
: 28
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 8394
Kayıt tarihi
: 08.04.11
 
 

2000 yılına 30 kala İstanbul'da doğmuştur. Liseden sonra her ne kadar üniversite okumaya yeltense..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster