Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Ağustos '10

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
401
 

Ve anahtar istek

Ve anahtar istek
 

Yeniçağ ekonomisi düşünce sistemleri

-Bir kişiyi işe alırken ona isteklerini sorun. Dünyayı istiyorsa hemen işbaşı yaptırın çünkü dünyayı isteyen biri size de evreni kazandırır. Bir isteği olmayan kişiler ağzıyla kuş tutsalar beş para etmezler. Bir de isteğin öncelikle kişinin kendisine ait olmasına bakın. Başkası için istekte bulunuyorsa derviş kılıklıdır; gönderin gitsin.

-İstek hayatın belirleyici unsurudur. İslam'ın "Nefis şeytandır; nefsinize hakim olun" mealli ayetleri çok çok anormal derecede sefahat hayatı yaşayan insanları uyarmak içindir. Lakin bu ayetler insanları sömürmek için dini kullanan bazı kimseler tarafından Müslümanların azla yetinmeleri, kanaatkar olmaları, başka bir deyişle şükredip oturmaları gerektiği, Allahın kullarından bunu istediği şeklinde çarpıtılarak inanç sahiplerine anlatılmıştır. Oysa kişinin yapısında yetinmek razı olmak gibi bir karakter unsuru yoktur. Bu, sonradan yapılmış zehirli bir aşıdır. Bunun sonucu olarak bugün İslam alemi ekonomik açıdan dünyanın en gerisindedir.

-Siz çeket isterseniz. Onu elde etmek için çalışırsınız. Para kazanırsınız, çeketi alırsınız. Ama şimdi de onu birisinin üretmesi gerekir. Üretenin fabrika, işyeri ve tesisat kurması gerekir. İşiçi gerekir. Pazarlamak için dükkan ve pazarlamacı gerekir. Verdiğiniz parayı değerlendirecek banka, finans kurumu gerekir. Gerekir oğlu, gerekir. Bir çeket istediniz bakın başımıza neler açtınız. Kimlere hangi ekmek kapılarını açtınız. İşte hayatın, üretimin ve kalkınmanın ana felsefesi budur.

- Az yemeyi hatta hiç yememeyi öğütleyen Hint fakiri anlayışlı yogacılar sanırım üretime zarar veriyorlar. Sağlık konusunda yemek içmekle ilgili olarak belki haklılar ama bu öğretileri tüketimin diğer alanlarına da yansıyor. Bir başkası israf olmasın diye çıplak geziyor. Dünya ekonomi dengesi varlıkların ve üretilenin tüketilip ihtiyaçların karşılanması üzerine kurulmuştur. Tüketim olmadan üretim olmaz. Ben yemezsem sen üretemezsin. Sen harcamazsan ben iş sahibi olamam.

- Ülkemizin insanlarının istekle ilgili sorunları var. Bazı şeyleri hayal etsek de olmayacağını düşünerek isteklerimizi ortaya koymuyoruz. Çoğumuzun akbil-yemek fişi ikili ihtiyaç ve harcama listesinden oluşan basit bir hayatı var. Bu, kazancına göre yaşamaktır. Yanlış bir yaşam şeklidir. Bunu tersine çevirmek lazım. Yani yaşamak istediğin şekilde kazanmaya çalışacaksın. O nedenle standart maaşlı memur tarzı çalışmayı ülkemiz için uygun bulmuyorum. Özel sektörde de öyle. Üretim ne olursa olsun çalışanların maaşı hep aynı. Öyle şey olur mu? Bizim Tarım devriminde üretim artışı oranında çalışanların ücretlerine ek bir ödeme gelecek. Yeni düzende herkes, herşey aynı anda yükselecek ya da düşecek. Adamın karı on kat artıyor; benim maaşım aynı kalıyor. Fabrika zarar ettiği zaman da çalışanların ücretini düşürelim diyenler olacaktır. Ben anlamam. Zarar etmeyen üretim yapacaksın. Niye zarar edilir? Koyun çobanı gelmiş fabrika müdürü olmuş. Yangın deprem vs durumlarında eşek değiliz herhalde.

- "Ülkenin imkanları ..." sözünü kesinlikle kabul etmiyorum. Git okyanusun dibinden yosun topla Allah Allah! Adam diyor ki evim olsun, arabam olsun...Sonra bir ah çekiyor "İmkansız!" Niye imkansız? Sen pasif ve pısıtrık olduğun için imkansız. İstemeyi bilmiyorsun ki! Gideceksin meclisin kapısına "Ben böyle yaşamak istiyorum.Evim olsun, arabam olsun..."diyeceksin ve bu imkanı sağlayacak üretim ve çalışma düzenlerinin kurulmasını söyleyeceksin. Yapamıyorlarsa bıraksınlar; biz yaparız. Ama elbette bunun için ellerini yağlaman, bileklerini sıvazlaman gerekecek. O birşey bilmiyor, sen de tembel sırt sırta verin oturun. Uydurulan kalkınma hikayeleri sizleri aldatmasın. Zenginin malının hesabını yapıyor bunlar. Üçüncü çeyrekte bilmem kaç büyümüşüz. Ama benim ayakkabımın öbür tarafı da yırtıldı. Birileri büyüyor olabilir. Bize yansımıyor.

-Sevgili halkım, istemediğin ve istemeyi bilmediğin için şu anda aç çıplak yaşıyorsun. Ama elbette isteklerin yerine getirilmesi için özel bir servis yok. Yani Alaattin'in sihirli lambasından çıkmıyor. Çalışmak el mecbur. Sen de diyorsun ki plan proje yaptılar önümüze iş ve çalışma imkanları koydular da çalışmadık mı? E biz de yeni düzeni bunun için kuruyoruz ya zaten.

- İhtiyaç istek değildir. İhtiyaç insanı kamçılamaz. Yersin, doyarsın, yatarsın. Sadece hayvanların ihtiyaçları olur. İnsanların ihtiyaçlarından hariç bir de istekleri vardır. İhtiyaç önemlidir denilir ama aslında istektir hayatın motoru. İhtiyaçla karnınız doyar; istekle hayatınız kurtulur. İşte bu nedenle insanımız ihtiyaçla yetindiği ve Türk ekonomisi ihtiyaçlar üzreine kurulduğu için hiçbirimizin hayatı kurtulmuyor.

- İstek ve arzular sonsuzdur. İyi ya işte, kazanma arzusu da sonsuz olur. Hayatta kendine dilediği gibi bir ev yapamamış, iyi bir iş kuramamış, altına sevdiği marka arabasını çekememiş, koluna güzel bir hatun takamamış erkek nasıl erkeğim diye yaşar bu dünyada? Bayanlar alınmasınlar; aynısı onlar için de geçerli. İmkanlar sınırlı değil, sizin cesaretiniz sınırlı. Erciyes'te derebeyi şatosu istiyorsanız (ki bunu dahi isteyebilirsiniz) Mehlika Sultan'a aşık yedi genç gibi sabah erken kalkıp yollara düşmelisiniz. Ama bir farkla ki bu sefer Mehlika Sultan hayal değil.

- "Paranın ne önemi var, mühim olan insanlık" diyen kimselerle selamı sabahı kesin. Şart olsun ki bu kafayla onların torunları Medine'ye dilenmeye gidecek. Kazanmadan yaşayamazsın. En akıllı insan bu yazıyı hemen okur okumaz kalemi kağıdı eline alıp isteklerini yazan kimsedir. Yazmakla da olmaz. Hemen o gün birinci sıradakinden başlayarak gerçekleştirmeye de çalışmanız lazım. Ama nasıl? Aklınızı ve bileğinizi bana verin söyleyim.

- İmkansız isteklerde de bulunun. Ama istekleriniz mutlaka devletin bir şekilde harekete geçmesini, sizin çalışmanızı, ortaya bir ürün koymanızı içersin. Yani "Ah şu dağlar benim olsa..." gibi deli dana hayalleri olmasın. Bu düzen sizin isteklerinizi karşılayamıyor. Köyünüzün dağlarında planlar kurmalısınız. Dağlar kadar proje üretip devletin kapısını çalmalısınız. Hazinede 75 milyar dolarımız varmış. Orada duracağına bir işe yarasın. Ben olsam fikre bile para veririm. Yeterki olacağına inanayım.

- 72 milyon kişi kendisi için yeni bir ceket istesin. Parası olmasa bile sipariş versin. Bu bir deneme. Sonunda herkes bir şekilde çeketinin parasını öder. Bu garip deneme sonunda beş tane ceket fabrikası kurulması, belki elli bin kişinin buralarda çalışmaya başlaması sağlanacaktır. Ve işte bu elli bin kişinin içinde çeketinin parasını ödeyemeyenler de olabilecektir. İşte buna yoktan var etme denir.

- Ülkemizde isteklerimizin istismar edilmesi çok mümkün. Çünkü bu ülkede aç kurtlar var. Siz ülke ekonomisi canlansın, işsizlik azalsın diye var olan imkanlarınızdan bir kısmını harcıyorsunuz. Ama siz bir tane değil 72 milyonsunuz. Herkes fazladan ayda ortalama 100 lira harcasa 7.2 milyar lira yapar. Bu, yılda 85 milyar demektir. Belki de yılda 500 bin kişinin fazladan istihdamını gerektirir. Üretim talebi karşılamak için artıyor. Lakin bu arada bir kısım üreticiler kazandıkları paralarla yeni yatırımlar yapacaklarına Dubai'den villa satın alıyorlar. Haydaaaaa!

- İstek o kadar önemlidir ki hayatınızın şeklini belirler. Arabanız olmasını istiyorsanız arabanız olur. Yoksa yürüyerek gidersiniz. Baksanıza Allah bile istemeyene vermiyor. Herşeyi isteyebilirsiniz. Ayıp falan yok. Ama bedelini ödemek şartıylar. Çalışın helikopteriniz olsun. Mayami de villanız, Mars gezegeninde dubleks daireniz olsun. Laf edenin ağzını yırtarım!

-Ağaç Hareketi ekonomisi ile ilgili yazılarımız devam edecektir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba, Yazınızda yazdığınız bir şeyler başarmak için gerekli olan tek şey istemek, sonra imkanları yaratmak. Rota, öncelikle belirlenmeli. Kişilerin ietedikten sonra başaramayacağı hiç bir şey yok. İstek okadar önemli ki. Bizim insanımız da şu düşünce hakim birileri yapıyor ya, o yapsın bende ondan faydalanırım. Kendini azıcık yormak gibi düşüncesi yok, olmaz da . Allah diyor ki, kulum benden istesin ben ona veririm. Ama yan gelip yatarken vermiyor. Bir şey için uğraşıpta başaramazsan, ama elinden geleni de yapmışsan o zaman isteğine karşılık veriyor. selamlar, saygılar

sündüs 
 30.08.2010 16:37
Cevap :
Ben şuna inanıyorum.Ülkemizde doğru düşüncelere dayanan bir yeniden yapılanma, belli bir aydın kitlesi tarafından ortaya konulduğu zaman halkımız bu hareketin peşinden gelebilir.Yalnız bu durumda ülkenin tamamını ayrımsız bir şekilde kucaklamak zorundayız.Kimseyi karşımıza almamalıyız.Sahip olduğumuz inanç,düşünce vs yi bir yana bırakmalıyız.Önümüzde sadece Türkiye olmalı.Sorunlara akılcı yaklaşan kişiliğiniz gerçekten ümit veriyor.Bir de en önemlisi sadece düşünüp yazmıyorsunuz.Yapalım da diyorsunuz.Bize söylemden çok eylem lazım. Saygılar ve mutluluklar diliyorum.  30.08.2010 18:40
 

Sizi okuyunca bana bi güven geliyo ki sormayın! Yarın Miami'den ev bakmayan ne olsun:)))

vakayinüvis 
 29.08.2010 20:51
Cevap :
İlahi Gülname hanım güldürdünüz beni.Aslında bence hani şu din konusunu cehennem korkusu yerine cennetin güzellikleri ağırlıklı olarak anlatılsa daha fazla kişi hevese gelip dindarlığa meyleder.Aynen bunun gibi insanlara çalıştıkları zaman hayal ettiklerine ulaşabilecekleri fikrini verebilirsek üzerimizdeki ölü toprağı kalkar belki.Cehennem,acı,gözyaşı,kötülükler....Yıllarca bunları işledik.İnsanlar bıktılar.Onlara hayal kurdurmalıyız. Saygılar sunuyorum.  30.08.2010 0:31
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 6181
Toplam yorum
: 15185
Toplam mesaj
: 283
Ort. okunma sayısı
: 636
Kayıt tarihi
: 21.09.08
 
 

Sadece sayfalarda kalan yazılar şaheser olsalar bile önemsiz ve anlamsızdır. İnsanlara ulaşan ve ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster